Anasayfa » Deneme

Deneme

Benazir’i Neden Yazdım – Yaşar Seyman

Benazir

Ankara,  21 Haziran 2018        21 Haziran, güneşin gökyüzünde en uzun kaldığı gün…      21 Haziran bir başka güneşin doğduğu, 54 yıl gökyüzünü aydınlattığı bir gün. Benazir Bhutto’nun doğum günü.      İnsanların doğduğu günü önemserim. Doğduktan sonra ölümsüz olmayı başaran insanları saygıyla anarım. Benazir, kadın olarak doğmakla yetinmeyip; kendini yeniden yaratan kadın olarak zaten ölümsüzdür.   ...

Devamını Oku »

Neden Başlamadım?

kelimeler

Hayatta, alışılagelmişin dışında bir fobim var: “Kendimi yanlış ifade etmek.” Öyle ki; bu korkum yüzünden bitmek tükenmek bilmeyen üniversite hayatım boyunca, havadan puan alabileceğim sunumlardan arkamdan atlı kovalarcasına kaçtım veya gereğinden fazla sözlü ifade kullanımı ve tartışma gerektiren derslerde ölü taklidi yaparak kendimi kurtarmaya (!) çalıştım. Aman sakın sesim çıkmasın! Ya ağzımdan yanlış bir kelime çıkarsa? Ya zaten tavrımla yeterince ...

Devamını Oku »

Benim Suşi Sevdam

Benim Suşi Sevdam

Benim suşi ile tanışmam otuzuma ramak kala oldu. New York’un tam da göbeğinde bir Japon restoranında, soya kokuları içinde sipariş ettiğimiz çorba ve pirinç lapasının yanında en şirin görüneniydi. Ne bileyim en azından süslemişler, içinden somon bakıyor o iç gıdıklayan rengiyle. Yine yeni tattığım ve sofradan eksik etmediğim avokado yeşilimsi. Salatalık ve havuç var. Baya tanıdık geldi. Vejeteryan olanıyla başladım ...

Devamını Oku »

“Hayat Böyle” Dediğiniz Şeyler Sizi Tüketiyor

hayat böyle

“Çalışman lazım, çalışmazsan para kazanamazsın, para kazanamadan nasıl yaşayacaksın? Nasıl evleneceksin, nasıl mutlu olacaksın?” Benim problemim, çalışman lazım lafıyla ve öncesiyle başlıyor. İlkokulda, daha 12-13 yaşlarındayken başladılar. Dershaneler, etütler, özel dersler v.s. derken önce çocukluğumu ve o zamanki aklımın ve benliğimin eğlencesini çalmak istediler. O yaşta ne kadar direnebiliyorsam o kadar direndim. Dershaneye gitmedim ancak gram zevk almadığım özel derslerle ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Nazlıcan Kılınç – Sayın Büyükler!

çocuklar

Sayın Büyükler! Evet yazıma sevgili büyüklerim diyerek başlayamadım. Sevgi ve büyük sözcükleri yan yana pek anlamlı gelmiyor artık bana. Sevgi hangi sözcük ile anlamlı biliyor musunuz? Çocuk! Sevgili Çocuklar! Bakın nasıl da güzel oluverdi. Çocuk sevgiyle var olur. Sevgiyle yoğrulur. Tabi ki ben sizlere nasıl çocuk yetiştirilir bundan bahsetmeyeceğim. Ben sadece içinizdeki çocukla konuşmak istiyorum. Son zamanlarda o kadar çok ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Mustafa Aslan – Sevdanın Rengi

sevdanın rengi

Eski bir radyom var. Geçen ay çatı katında elime geçti. Hala çalışıyor. Pek radyo dinleme alışkanlığım da yoktur. Büyük babamdan kalan tek hatıra olduğu içinde atmaya kıyamadım. Bu sabah annem açmış radyoyu. Cızırtılı bir sesle bir şarkı çalışıyordu. “Sevdanın Rengi” Bu şarkıyı lise yıllarımdan hatırlıyorum. Özcan Deniz’in şarkısıydı. Şarkıyı duyar duymaz Akasya ile ilgili tüm anılar zihnime hücum etti. O ...

Devamını Oku »

Dil, Anlam ve Sosyal Antropoloji Üzerine

Sosyal Antropoloji

Sosyal Antropoloji, “anlamaya” çalışır. Bir Sosyal Antropoloji öğrencisi olarak, yaptığım çalışmalarda ve bulunduğum alanlarda daima anlamaya çalıştım. Bir alana ilk kez çıkmak, hiç bilmediğiniz bir denizde rüzgârlı bir günde yüzmek gibidir. Dalgalar ve akıntı sizi hiç beklemediğiniz yerlere sürükler. Alana da önyargısız bir şekilde, anlamak için çıkarsınız. İnsanlar, anlatılar ve olaylar sizi hiç beklemediğiniz yerlere sürükler. Çalışmanız, alanla birlikte şekillenir. ...

Devamını Oku »

Yer, Gök, Zaman

Yer, Gök, Zaman

Memleketine giderken insan, zaman çabuk geçsin mi geçmesin mi karar veremiyor. Nasıl olsun ki, çabuk geçse bir an önce o kokusunda eridiği topraklarla kavuşacak, çabucak dönüş günü gelecek; geçmese rahat belki, her yolun kıvrımını, her ağacın gölgesini hazmedecek; eritecek yavaş yavaş harman olacak öyle gidecek, ama bu sefer de vuslat gecikecek. Ne yapılır ki? Çiğdem ve Melih’in arasındaki bağ gibi ...

Devamını Oku »

Kendime Notlar’dan…

Kendime Notlar

“Dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır.” der İsmet Özel. İnsanın varoluşunu böyle anlatıyor… Dünya ve yaşam ilişkisini kim bundan daha iyi özetleyebilir ki… “Dünyaya gelmek bütün yapmacıklığıyla saldırıya uğramaktır…” diye bir dize de ben ekliyorum. Düzeni bozuk bir kurgu bu dünya. Kitaplardaki duygular daha gerçek geliyor, filmlerdeki sahneler daha canlı ve şarkılar daha içten… Yaşadığımız hayatlarda bir “kendimiz” yokuz kısaca. Uzaktan ...

Devamını Oku »

Ruh, İkili İlişkiler, Yalnızlık Kavramları Üzerine Akıl Yürütmeler

Ruh, İkili İlişkiler, Yalnızlık Kavramları

“Ruh nereden geldi, nereye gidecek?”, “Tek başına olmak, yalnız olmak mıdır?”, “Değişime karşı nasıl bir tutum sergilemeliyiz?”… Bu soruları kendi kendime çok fazla sordum, çok fazla cevapladım. Üstüne yazmanın zamanının geldiğini düşünüyorum. Ruh “Ruh nereden geldi?” sorusuna henüz bir cevap bulamadım. Fiziksel bir eylem sonucu dünyaya geldik. Bu fiziksel öncül söz konusuyken, soyut bir kavram olan ruhu nereye yerleştirmeliyiz? Ruh ...

Devamını Oku »