Anasayfa » Etiket Arşivi: Deneme

Etiket Arşivi: Deneme

“Hayat Böyle” Dediğiniz Şeyler Sizi Tüketiyor

hayat böyle

“Çalışman lazım, çalışmazsan para kazanamazsın, para kazanamadan nasıl yaşayacaksın? Nasıl evleneceksin, nasıl mutlu olacaksın?” Benim problemim, çalışman lazım lafıyla ve öncesiyle başlıyor. İlkokulda, daha 12-13 yaşlarındayken başladılar. Dershaneler, etütler, özel dersler v.s. derken önce çocukluğumu ve o zamanki aklımın ve benliğimin eğlencesini çalmak istediler. O yaşta ne kadar direnebiliyorsam o kadar direndim. Dershaneye gitmedim ancak gram zevk almadığım özel derslerle ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Nazlıcan Kılınç – Sayın Büyükler!

çocuklar

Sayın Büyükler! Evet yazıma sevgili büyüklerim diyerek başlayamadım. Sevgi ve büyük sözcükleri yan yana pek anlamlı gelmiyor artık bana. Sevgi hangi sözcük ile anlamlı biliyor musunuz? Çocuk! Sevgili Çocuklar! Bakın nasıl da güzel oluverdi. Çocuk sevgiyle var olur. Sevgiyle yoğrulur. Tabi ki ben sizlere nasıl çocuk yetiştirilir bundan bahsetmeyeceğim. Ben sadece içinizdeki çocukla konuşmak istiyorum. Son zamanlarda o kadar çok ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Mustafa Aslan – Sevdanın Rengi

sevdanın rengi

Eski bir radyom var. Geçen ay çatı katında elime geçti. Hala çalışıyor. Pek radyo dinleme alışkanlığım da yoktur. Büyük babamdan kalan tek hatıra olduğu içinde atmaya kıyamadım. Bu sabah annem açmış radyoyu. Cızırtılı bir sesle bir şarkı çalışıyordu. “Sevdanın Rengi” Bu şarkıyı lise yıllarımdan hatırlıyorum. Özcan Deniz’in şarkısıydı. Şarkıyı duyar duymaz Akasya ile ilgili tüm anılar zihnime hücum etti. O ...

Devamını Oku »

Ruh, İkili İlişkiler, Yalnızlık Kavramları Üzerine Akıl Yürütmeler

Ruh, İkili İlişkiler, Yalnızlık Kavramları

“Ruh nereden geldi, nereye gidecek?”, “Tek başına olmak, yalnız olmak mıdır?”, “Değişime karşı nasıl bir tutum sergilemeliyiz?”… Bu soruları kendi kendime çok fazla sordum, çok fazla cevapladım. Üstüne yazmanın zamanının geldiğini düşünüyorum. Ruh “Ruh nereden geldi?” sorusuna henüz bir cevap bulamadım. Fiziksel bir eylem sonucu dünyaya geldik. Bu fiziksel öncül söz konusuyken, soyut bir kavram olan ruhu nereye yerleştirmeliyiz? Ruh ...

Devamını Oku »

Neslimin Ahmakları

Neslimin Ahmakları

Neslimin ahmakları; işte orada, ekran başındalar. Önce sevecekler, Sonra kıskanacaklar, Nefret edecekler ve ilk fırsatta paramparça edecekler. Aptalları ünlü etmek için orada neslimin ahmakları, Ekran başındalar, hazırlar. Motivasyonları yerinde: Ellerinde kumandalar ve çerezlerle birlikte, Sevmek için, örnek almak için, kıskanmak ve yok etmek için hazırlar. İlgi görmemesi gereken insanlar ilgi görecek, Sözleri önemsenecek, Onlar ise bunu kaldıramayacak. Saçmalayacaklar! Ahmaklar, şişirdikleri ...

Devamını Oku »

Platon’dan Samsun’a

Platon’dan Samsun’a

Bin yılın şafağında öylece korkusuz duran Harmonia’nın ruhu var sanki. Platon’a olan aşkı “platonik aşk”ı anlatmış da kendinden bahseden hiç olmamış. Denizdeki kayalıkların kenarına iliştikleri 40’lı yaşların sonunda yine kelimelere dökemedikleri aşkı anca yaşıyorlar: Platon’un omzuna dökülen zeytine nazar eden saçları, eline onca sene sonra alabildiği eli. Hepsi bu! Tüm yaşanan… Harmonia’ya “Ben düşüncelerle evliyim!” diyemediği için kaçıp giden Platon’un ...

Devamını Oku »

Yabancı

ip

Akşamüstüne doğru. Ufak bir sarsıntı. Yer ayaklarımdan kayıyor. Çok üstteyim ben, zirvede. Ağaçlar sallandı aniden kasırga çıktı. Seni gördüm. Hâlâ karşımdasın, hoş karşımda olmasan da görürüm seni. Işık hızıyla aşağı düşüyorum. Tutar zannettim, çoktan bırakmışsın beni. Elimizdeki halatmış sandım. İpmiş o, iğne deliğinden geçen ip gibi incecik… Çekince hemen geldi elime. Öyle gevşekmiş ki elinde. Sana on ışık yılı uzaktayım, ...

Devamını Oku »

Vasat…

Vasat

Geçip giden gün, yarına evirilen hayatlar ve sessiz bir bekleyiş… Onlarca sesin arasında bir an… Vasata doğru koşturuşun gecelerine ortaklık ederken, bir an durup her şeyden çok ötede bir düşe sarılmak… Bu huzurlu… Huzursuzun yanına uğramamaya çalışırken, içimde bir yerde isyan gününü beklediğine şahidim. Biliyorum, ufacık bir anı kolluyor! Ama yüzümü yıkadığım her sabah, “Vermeyeceğim sana isyan gününü!” diyorum. Huzursuzluk ...

Devamını Oku »

Aynı Sokak

Aynı Sokak

Söylemiştim de içinizde inanan olmamıştı. Bir hece yazacak kadar bile takatim yokken bir yerden bulup çekiyor kendine bu kâğıtlar beni. Yaz diyor bana. Yaz işte, uzatma. O gönlümü azarlarken yazmaya başlıyorum. Kâğıt biraz ıslanıyor, sonra biraz da kanlı bir zaman akıyor üstünden. Ve işittiğim azarın hakkını veremiyorum. Yazıyorum, fakat kendime. Ne istediği oyuncağı alınmayan çocuğa ne plastik bidonları çöp tenekelerinden ...

Devamını Oku »

Ritüel

ritüel

Bir ritüel olarak şiirler dinliyorum. Başka adam ve kadınların yazdığı, başka adam ve kadınların seslendirdiği şiirler… Kimisi yürek yakıyor, kimisi de yıkıyor yüreğimi. Ama ben ritüellerimin ayrıntılarına takılı kalıp oralarda yaşamımı sürdürmeye çalışıyorum. Yanı başımdan, mahallenin fırınının askısında asılı duran ekmeklerden alıp evine gitmekte olan çocuklar geçiyor. Bense bir ritüel olarak yoksullaşıyorum. Aynı kederlerin düğümünde debelenen onlarca insanla kederimi bir ...

Devamını Oku »