Son Haberler
Anasayfa » Etiket Arşivi: Deneme

Etiket Arşivi: Deneme

Neslimin Ahmakları

Neslimin Ahmakları

Neslimin ahmakları; işte orada, ekran başındalar. Önce sevecekler, Sonra kıskanacaklar, Nefret edecekler ve ilk fırsatta paramparça edecekler. Aptalları ünlü etmek için orada neslimin ahmakları, Ekran başındalar, hazırlar. Motivasyonları yerinde: Ellerinde kumandalar ve çerezlerle birlikte, Sevmek için, örnek almak için, kıskanmak ve yok etmek için hazırlar. İlgi görmemesi gereken insanlar ilgi görecek, Sözleri önemsenecek, Onlar ise bunu kaldıramayacak. Saçmalayacaklar! Ahmaklar, şişirdikleri ...

Devamını Oku »

Platon’dan Samsun’a

Platon’dan Samsun’a

Bin yılın şafağında öylece korkusuz duran Harmonia’nın ruhu var sanki. Platon’a olan aşkı “platonik aşk”ı anlatmış da kendinden bahseden hiç olmamış. Denizdeki kayalıkların kenarına iliştikleri 40’lı yaşların sonunda yine kelimelere dökemedikleri aşkı anca yaşıyorlar: Platon’un omzuna dökülen zeytine nazar eden saçları, eline onca sene sonra alabildiği eli. Hepsi bu! Tüm yaşanan… Harmonia’ya “Ben düşüncelerle evliyim!” diyemediği için kaçıp giden Platon’un ...

Devamını Oku »

Yabancı

ip

Akşamüstüne doğru. Ufak bir sarsıntı. Yer ayaklarımdan kayıyor. Çok üstteyim ben, zirvede. Ağaçlar sallandı aniden kasırga çıktı. Seni gördüm. Hâlâ karşımdasın, hoş karşımda olmasan da görürüm seni. Işık hızıyla aşağı düşüyorum. Tutar zannettim, çoktan bırakmışsın beni. Elimizdeki halatmış sandım. İpmiş o, iğne deliğinden geçen ip gibi incecik… Çekince hemen geldi elime. Öyle gevşekmiş ki elinde. Sana on ışık yılı uzaktayım, ...

Devamını Oku »

Vasat…

Vasat

Geçip giden gün, yarına evirilen hayatlar ve sessiz bir bekleyiş… Onlarca sesin arasında bir an… Vasata doğru koşturuşun gecelerine ortaklık ederken, bir an durup her şeyden çok ötede bir düşe sarılmak… Bu huzurlu… Huzursuzun yanına uğramamaya çalışırken, içimde bir yerde isyan gününü beklediğine şahidim. Biliyorum, ufacık bir anı kolluyor! Ama yüzümü yıkadığım her sabah, “Vermeyeceğim sana isyan gününü!” diyorum. Huzursuzluk ...

Devamını Oku »

Aynı Sokak

Aynı Sokak

Söylemiştim de içinizde inanan olmamıştı. Bir hece yazacak kadar bile takatim yokken bir yerden bulup çekiyor kendine bu kâğıtlar beni. Yaz diyor bana. Yaz işte, uzatma. O gönlümü azarlarken yazmaya başlıyorum. Kâğıt biraz ıslanıyor, sonra biraz da kanlı bir zaman akıyor üstünden. Ve işittiğim azarın hakkını veremiyorum. Yazıyorum, fakat kendime. Ne istediği oyuncağı alınmayan çocuğa ne plastik bidonları çöp tenekelerinden ...

Devamını Oku »

Ritüel

ritüel

Bir ritüel olarak şiirler dinliyorum. Başka adam ve kadınların yazdığı, başka adam ve kadınların seslendirdiği şiirler… Kimisi yürek yakıyor, kimisi de yıkıyor yüreğimi. Ama ben ritüellerimin ayrıntılarına takılı kalıp oralarda yaşamımı sürdürmeye çalışıyorum. Yanı başımdan, mahallenin fırınının askısında asılı duran ekmeklerden alıp evine gitmekte olan çocuklar geçiyor. Bense bir ritüel olarak yoksullaşıyorum. Aynı kederlerin düğümünde debelenen onlarca insanla kederimi bir ...

Devamını Oku »

Saçmalık

Nerede o çocuk? Dünya’nın ayaklarını yerden kesen, yersiz tebessümleriyle etrafını mutluluğa boyayan… Nerede? Anlaması güç bir mesafede kalmış benliğime. Yaşına bakmadan geçmişimin dizlerini dövmekle meşgul ediyor kendini sanırım. Bu meşguliyet çocuk inadından fazlası değil. Ve bu meşguliyet istikbalimin kabuklu yarasına saplanan bıçak emsalinde bir hakikat. Bir liraya tav olan, yüzü gülen, midesi abur-cuburla cebelleşen ve yaşını soranlara parmaklarıyla anlatabilen bir ...

Devamını Oku »

Bir Keşkeliden İşittim

Bir Keşkeliden İşittim

Orada oturuyor… Yüzündeki çizgilerle bana oturduğu yerden hayatın özetini okuyan adam orada oturuyor. Elindeki çayın buharı beni dahi ısıtıyor da, çayı kavrayan nasır tutmuş ellerinin sıcağa olan tepkisizliği dudaklarında yudum olarak kalıyor. Bükük duran belinden oluk oluk ömür akan bu adam, bana bir susuyor, ben bin bir nasihat işitiyorum. Zaman diyor, zaman hızlı… Ve saçlarına aklar oturunca, keşke demeye yeltenmek ...

Devamını Oku »

Annemin Elleri

annemin elleri

Güneşten mi yoksa ayazdan mı karardı ellerin anne? Hayatı parmaklarına nasıl da işlemişsin, yaşını çoktan geçmişsin. Parmağında asılı halka beyazlara bürünmüş çoktan, sen hep hamur yoğurmaktan dersin ya. Nasıl da hamuru tokatlar gibi yoğururdun anne? Alamadığın hınçlarını mayaladığın hamurdan mı çıkarıyordun? Niçin ellerin bu kadar yumuşak anne? Oysa hiç krem sürmezdin. Hatırlar mısın beyaz lastikle, kaşlarımı saç diplerimle buluştururcasına sıkı ...

Devamını Oku »

Bazen Bir Şiir

Sözlük anlamı: “Yazınsal bir anlatım biçimi olarak düzyazı sayılmayan yazın ürünü.” olan şiir; günümüzde eskiye nazaran değerini yitirmiş, okur sayısı azalmış bir sanat ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Şiirde redif, kafiye ve benzeri kavramların öneminin yanı sıra okuyucuya verdiği; duygu, his, heyecan ve güzellik de ayrıca önem taşır. Fakat bu önemi, aralıksız gelişen teknoloji süpürmekle tehdit etmektedir bariz bir şekilde. Günümüzde ...

Devamını Oku »