Hayatlarımızın tam şu an olduğu haline gelmesinde milyonlarca seçimimizin etkili olması size nasıl hissettiriyor? Belki de o gün sola değil de sağa dönseydiniz nasıl bir hayatınız olurdu? Belki o gün o etkinliğe gitmeseydiniz, o şehirde kalmasaydınız, o arkadaşınıza şans vermeseydiniz, nasıl bir hayatınız olurdu? İşte yaşadığımız hayat tam da bu. Doğduğumuz andan beri yapmış olduğumuz seçimlerden oluşuyor. Bazı seçimleri önemsemeden, bir alışkanlığı devam ettirir gibi yapıyoruz; bazı seçimleri de en ince ayrıntısına kadar günlerce düşünerek yapıyoruz. Ve her halükârda ortaya biriken bazı pişmanlıklarımız oluyor?
Peki ya o gün sağa dönseydiniz ne olurdu?
İşte “Gece Yarısı Kütüphanesi” fantastik sihirli bir dünyanın kapısını aralıyor. Siz burada bir kitap okumuyorsunuz; zira adete kitap canlanıyor, harfler etrafta uçuşuyor ve siz bir film izliyorsunuz.
Sevgili Nora, hayatta tüm seçimleri yanlış yaptığına inan ve artık hayattan bir beklentisi kalmayan genç bir kadındır. Ah sevgili Nora, seni omuzlarından tutup sarsmak isterdim ama yine de sana hiçbir tesiri olmazdı. Bu güzel genç kadının intihar etmesiyle başlıyoruz. Nora gözünü sislerle çevrili gece yarısı kütüphanesinde açıyor. Sonsuza doğru uzanan raflar ve kitaplar var, bunlar Nora’nın farklı seçimler yaptığı paralel evrendeki hayatları ve bitmek bilmeyen pişmanlıkları… Nora kitabı seçip okumaya başladığında kendini o hayatta buluyor, bir hayatında müzisyen, bir hayatında olimpiyatlarda derece alan bir yüzücü, bir hayatında kutuplarda buzulları inceleyen bir bilim insan, bir hayatta anne, bir hayatta mutsuz bir evliliği olan biri oluyor, seçimlerini değiştirerek farklı hayatlar deniyor. Maalesef gittiği bütün hayatlarda çok acı sonlarla karşılaşıyor. Bazen seçmediğimiz hayatlar mucizedir sevgili okuyucu. Seçilmeyen her hayat şaşalı değildir.
Nora bu kitaplarda daha da mutsuz olunca intihar ettiği hayatına geri dönmek istiyor ve yaşamak, her şeyi değiştirmek istiyor. Acaba Nora bunu başarabilecek mi
Sevgili nazik okuyucu, hayat pişmanlıklarla dolu olurken her zaman yeniden başlayacak cesarete sahip olmamız gerekiyor, seçilmeyen hayatları düşünmek ve yaşadığımız bu hayatı elimizin tersiyle itmek doğru değil. Şimdiden başka zaman yok okuyucu. Bugünü güzelleştirelim, bugünü yaşayalım ve yıllar geçip sağlıkla yaşlandığımızda, “yaşadık” diyelim. Hayatın tadına alabildiğince doyduk.
Ve beğendiğim bir alıntı ile bitireceğim.
“İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.”
Yazarın (Simay Kurtoğlu) diğer yazılarını da okuyabilirsiniz.
Korsan Edebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.
