Son Haberler
Anasayfa » Etiket Arşivi: öykü

Etiket Arşivi: öykü

Marika’m

Marika

(Babamın tabiriyle o, ‘gâvur’ların sonuncusuydu) Bir kış günüydü. Okulun merdivenlerini yavaş yavaş çıkıyordum. Herkes telaşlıydı, ben sakin; herkes hızlıydı, ben yavaş. Dalmışım… Beth’in ortadan kayboluşunun ilk günleriydi. Dalgınlığım her halde ondandı. Alçak ama uzun merdivenlerden çıkarken, birden boynumun sağ tarafında bir yanma hissettim. Parkamın düğmesini açıp elimi boynuma soktum. Sıcak, ıslak ve yapış yapıştı. Ne olduğunu anlamak için elimi çıkardığımda ...

Devamını Oku »

Pamuğum You Made My Day

You Made My Day

“Görmemişim ben, yeşili de mi vardı?” dedi. Evet, dedim. Ben yeşili çok severim. İsterseniz hemen alıp geleyim size de. “Yok tatlım yorulma sen.” derken halini görmeliydiniz. “Ne kadar tuttu peki?” dedi tonton yanaklarını sallarcasına. Bu paket 6 dolar 45 sent, dedim. “Oo çokmuş!” dedi. Yüzündeki her bir çizgi güler mi bir insanın? Gülüyormuş. Gamzelerine sevgiyi saklamış insanların, çizgileri de tebessüm ...

Devamını Oku »

Feridun Andaç/Genç Meslektaşıma Mektuplar: (36)

KEDER İYİDİR , BESLER SİZİ!  Yolda , 18 Temmuz 2018 Sevgili Kalemdaşım,          Mola yerinden yazıyorum size. Aşk ve erotizm ekseninde yazdığınız öykünüzü yola çıkmadan önce okudum. Size kâğıt üzerine düştüğüm notlarımı iletmeden şunları söylemek isterim: biten bir aşkı içselleştirerek anlatamadığınız gibi, yer yer pornografi ile bunu tetikleyen “şiddet” bu uzun öykünüze denk düşmüyor. Yani kurmaca bir anlatıda ...

Devamını Oku »

Ekmeğin Kıyısında Annem

ekmek

Ekmeği tırtıklama bakimm, demiş annesi, annem küçükken. Bir kez demiş ve o bir daha ekmeğin ucunu bölmeye gitmemiş. Evet sadece bir kez demiş annesi. Ekmeği yeme demiş yani. Ve o da yememiş. Hiç. Bana bunu söylediğinde ben minik kızımı dizimde oturtup annemin yaptığı tam buğday unlu ekmeği yediriyordum. Köşelerinden de ben yiyordum. Onun dişleri yoktu henüz. Bir de ekmeğin köşeleri ...

Devamını Oku »

Feridun Andaç/Genç Meslektaşıma Mektuplar:(35)

Feridun Andaç

ÖZLEYEREK YAZMAK  Koru, 05 Temmuz 2018 Sevgili Kalemdaşım, Bir tutkunuz yoksa nasıl yazarsınız? Özleminiz, bağınız/bağlılıklarınız, arzularınız, keder ve sevinçleriniz… Sonra gitmeleriniz, terk edişleriniz, terkedilmeleriniz… Savrulmalarınız yoksa, öfkeleriniz, acılarınız… Nasıl yazarsınız sahi, söyleyin bana. Bir sözünüz olmalı ki, yazmaya soyunmalısınız. Üstelik, yazarak kendi cennetinizi yaratırsınız. Bir insanı yavanlıktan, vasatlıktan ne kurtarır yazarken? Bunların hepsi ve daha da çoğu. Öyleyse bırakın sızlanmayı ...

Devamını Oku »

Hayat sanattır, sanatla yaşamalıyız

Hayat sanattır, sanatla yaşamalıyız

Gerek içerisinde bulunduğumuz gündemler gerekse iç ve dış yaşamlarımız bizleri yorabiliyor. Sanat, bu hayatta rahatlıkla nefes alabileceğimiz bir mekandır. Bu mekân kendi içinde odalara ayrılır ve siz şu an oradasınız. Bu diğer odalara çok uzak olduğunuz anlamına gelmez. Şu an bulunduğunuz oda belki de atmış olduğunuz adımlarda uğradığınız ilk odadır. Birilerine düşüncelerimizi iletmek kadar haz verici başka bir eylem daha ...

Devamını Oku »

Munis Ölüm

hüzünlü kadın

Ölümü, kim kabullenip sineye çekebilirdi ki hemencecik? Ama ona daha bir zordu sanki. Zaten iki nefestiler, hastalığın sarmaladığı yuvalarında. Yıllarca denemiş, ancak çocuk kahkahası yankılanamamıştı duvarlarında. El ele tutuşup asfaltı okşarcasına yürüyüşleri geliyor gözümün önüne. Zehra, yıllardan beri değişmeyen o koca siyah çantasını sallaya sallaya yürürken, Yusuf bir bayram ziyaretini daha bitirecek olmanın o munis ifadesini taşıyor yüzünde. Adı Yusuf ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Emre Akkol – Tek Kurşun Dört Ölüm

tek kurşun dört ölüm

Okan gözlerini araladı hafiften. Sonra tekrar kapattı. Alarm çalmamıştı hâlâ. Zaten bu yüzden aralamıştı gözlerini. Yatakta tembellik yapmak için ne kadar zamanı vardı, onu öğrenmek istemişti. Ama gözlerini araladığında gördüğü sadece kendisine dehşetle bakan bir çift gözdü. Bir çift göz… Gözlerini tekrar açtı ve korkuyla fırladı yerinden. “Sen kimsin?” Yataktaki diğer adam da kalktı yerinden hızla. “Asıl sen kimsin?” Okan ...

Devamını Oku »

Ayna Ayna Söyle Bana

Ayna Ayna Söyle Bana

Yatak odasına hızlıca girince fark ettim. Durdum öyle karşımda. Bakıştık. Nasılsın, dedim. Ciddi ciddi sesli sordum. Baktı ama cevap vermedi. Kaşlarımdan biri diğerinden farklı. Türkiye’de hep aynı kuaföre giderdim. İkisi de aynı olurdu. Burada her defasında başka birini deniyorum. Daha iyisini bulana kadar her bir kaşımın başkasına ait olma hissini yaşayacağımdan eminim. Altında iki tane hurma kahvesi. Buruşmuş gibi değil ...

Devamını Oku »

Ritüel

ritüel

Bir ritüel olarak şiirler dinliyorum. Başka adam ve kadınların yazdığı, başka adam ve kadınların seslendirdiği şiirler… Kimisi yürek yakıyor, kimisi de yıkıyor yüreğimi. Ama ben ritüellerimin ayrıntılarına takılı kalıp oralarda yaşamımı sürdürmeye çalışıyorum. Yanı başımdan, mahallenin fırınının askısında asılı duran ekmeklerden alıp evine gitmekte olan çocuklar geçiyor. Bense bir ritüel olarak yoksullaşıyorum. Aynı kederlerin düğümünde debelenen onlarca insanla kederimi bir ...

Devamını Oku »