Anasayfa » Etiket Arşivi: öykü

Etiket Arşivi: öykü

Asansör

Asansör

Birkaç haftalık kendimden kaçışın ardından yine en başa dönmüştüm; evime. Dış kapıyı açmak için cebimden anahtarı çıkarıp kilide taktım ve yavaşça çevirdim. Yerine oturmasının ardından soğuk metalin tıkırtısıyla mekanizma döndü ve kapı açıldı. Kafamın içinde çalan kemanın sona götüren sesi durmak bilmiyordu. Adam kapıdan girer, müzik izleyiciyi olaya hazırlar, adam merdivenlerden çıkar ve o alışılmış sahnelerden birinin karşısında şaşkınlığını gizleyemez; ...

Devamını Oku »

Kovadaki Balık

balıkcık

“Beni bu tatlı uykumdan uyandıran deprem müsveddesini asla unutmayacağım. Heeeey biri gökyüzünü kapatmış; söyleyin çekilsinler oradan, orası benimdi. Benim kalacak, ne istiyorsunuz benim okyanusumdan, denizimden suyumdan,” diye kendi kendine söylenirken birden bir gürültü daha koptu. Az daha intiharın eşiğine gelmiş üstelik çok da korkmuştu. “Ben sanıyordum ki intihar kendi kendine yapılan bir şey fakat pek ala başkası da intiharınıza gönül ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Mustafa Aslan – Kızıl Nehir’in Yaban Domuzları

Kızıl Nehir’in Yaban Domuzları

Dayanılmaz bir baş ağrısıyla, kolumdaki ve vücudumdaki sargılarla uyanmıştım. Uyanır uyanmaz gözlerimi karşı duvarda asılı duran saate diktim. Saat 12:00’yi çoktan geçmişti. Başımın üzerinde bir serum şişesi asılı duruyordu. Kolumdaki iğne yeri ise iyice siyaha dönmüştü. Sorgulayan gözlerle etrafa göz gezdirmeye başladım. İçeriyi, perdeleri açık küçük bir pencereden giren güneş ışığı aydınlatıyordu. Duvarda asılı duran fi tarihinden kalma saatin altında ...

Devamını Oku »

Marika’m

Marika

(Babamın tabiriyle o, ‘gâvur’ların sonuncusuydu) Bir kış günüydü. Okulun merdivenlerini yavaş yavaş çıkıyordum. Herkes telaşlıydı, ben sakin; herkes hızlıydı, ben yavaş. Dalmışım… Beth’in ortadan kayboluşunun ilk günleriydi. Dalgınlığım her halde ondandı. Alçak ama uzun merdivenlerden çıkarken, birden boynumun sağ tarafında bir yanma hissettim. Parkamın düğmesini açıp elimi boynuma soktum. Sıcak, ıslak ve yapış yapıştı. Ne olduğunu anlamak için elimi çıkardığımda ...

Devamını Oku »

Pamuğum You Made My Day

You Made My Day

“Görmemişim ben, yeşili de mi vardı?” dedi. Evet, dedim. Ben yeşili çok severim. İsterseniz hemen alıp geleyim size de. “Yok tatlım yorulma sen.” derken halini görmeliydiniz. “Ne kadar tuttu peki?” dedi tonton yanaklarını sallarcasına. Bu paket 6 dolar 45 sent, dedim. “Oo çokmuş!” dedi. Yüzündeki her bir çizgi güler mi bir insanın? Gülüyormuş. Gamzelerine sevgiyi saklamış insanların, çizgileri de tebessüm ...

Devamını Oku »

Feridun Andaç/Genç Meslektaşıma Mektuplar: (36)

KEDER İYİDİR , BESLER SİZİ!  Yolda , 18 Temmuz 2018 Sevgili Kalemdaşım,          Mola yerinden yazıyorum size. Aşk ve erotizm ekseninde yazdığınız öykünüzü yola çıkmadan önce okudum. Size kâğıt üzerine düştüğüm notlarımı iletmeden şunları söylemek isterim: biten bir aşkı içselleştirerek anlatamadığınız gibi, yer yer pornografi ile bunu tetikleyen “şiddet” bu uzun öykünüze denk düşmüyor. Yani kurmaca bir anlatıda ...

Devamını Oku »

Ekmeğin Kıyısında Annem

ekmek

Ekmeği tırtıklama bakimm, demiş annesi, annem küçükken. Bir kez demiş ve o bir daha ekmeğin ucunu bölmeye gitmemiş. Evet sadece bir kez demiş annesi. Ekmeği yeme demiş yani. Ve o da yememiş. Hiç. Bana bunu söylediğinde ben minik kızımı dizimde oturtup annemin yaptığı tam buğday unlu ekmeği yediriyordum. Köşelerinden de ben yiyordum. Onun dişleri yoktu henüz. Bir de ekmeğin köşeleri ...

Devamını Oku »

Feridun Andaç/Genç Meslektaşıma Mektuplar:(35)

Feridun Andaç

ÖZLEYEREK YAZMAK  Koru, 05 Temmuz 2018 Sevgili Kalemdaşım, Bir tutkunuz yoksa nasıl yazarsınız? Özleminiz, bağınız/bağlılıklarınız, arzularınız, keder ve sevinçleriniz… Sonra gitmeleriniz, terk edişleriniz, terkedilmeleriniz… Savrulmalarınız yoksa, öfkeleriniz, acılarınız… Nasıl yazarsınız sahi, söyleyin bana. Bir sözünüz olmalı ki, yazmaya soyunmalısınız. Üstelik, yazarak kendi cennetinizi yaratırsınız. Bir insanı yavanlıktan, vasatlıktan ne kurtarır yazarken? Bunların hepsi ve daha da çoğu. Öyleyse bırakın sızlanmayı ...

Devamını Oku »

Hayat sanattır, sanatla yaşamalıyız

Hayat sanattır, sanatla yaşamalıyız

Gerek içerisinde bulunduğumuz gündemler gerekse iç ve dış yaşamlarımız bizleri yorabiliyor. Sanat, bu hayatta rahatlıkla nefes alabileceğimiz bir mekandır. Bu mekân kendi içinde odalara ayrılır ve siz şu an oradasınız. Bu diğer odalara çok uzak olduğunuz anlamına gelmez. Şu an bulunduğunuz oda belki de atmış olduğunuz adımlarda uğradığınız ilk odadır. Birilerine düşüncelerimizi iletmek kadar haz verici başka bir eylem daha ...

Devamını Oku »

Munis Ölüm

hüzünlü kadın

Ölümü, kim kabullenip sineye çekebilirdi ki hemencecik? Ama ona daha bir zordu sanki. Zaten iki nefestiler, hastalığın sarmaladığı yuvalarında. Yıllarca denemiş, ancak çocuk kahkahası yankılanamamıştı duvarlarında. El ele tutuşup asfaltı okşarcasına yürüyüşleri geliyor gözümün önüne. Zehra, yıllardan beri değişmeyen o koca siyah çantasını sallaya sallaya yürürken, Yusuf bir bayram ziyaretini daha bitirecek olmanın o munis ifadesini taşıyor yüzünde. Adı Yusuf ...

Devamını Oku »