korsan kalem korsan medya alanya Hikaye Arşivleri - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » Etiket Arşivi: Hikaye

Etiket Arşivi: Hikaye

Konuk Yazar Emre Akkol – Tek Kurşun Dört Ölüm

tek kurşun dört ölüm

Okan gözlerini araladı hafiften. Sonra tekrar kapattı. Alarm çalmamıştı hâlâ. Zaten bu yüzden aralamıştı gözlerini. Yatakta tembellik yapmak için ne kadar zamanı vardı, onu öğrenmek istemişti. Ama gözlerini araladığında gördüğü sadece kendisine dehşetle bakan bir çift gözdü. Bir çift göz… Gözlerini tekrar açtı ve korkuyla fırladı yerinden. “Sen kimsin?” Yataktaki diğer adam da kalktı yerinden hızla. “Asıl sen kimsin?” Okan ...

Devamını Oku »

Gidişler ve Geride Bırakılanlar

Gidişler ve Geride Bırakılanlar

Kapı çalıyor, geldi “Hoş geldin.” Hâlâ aynı parfümü kullanıyor. Çok güzel… Özlemişim diyebilirim. “Terlik vereyim mi?” Saçları düz; böyle severdim eskiden de, hatırlıyor olmalı. Belki de hatırlamıyordur. Gözlerine kalem de çekmiş, fazla abartmamış. Tam sevdiğim gibi. Çok mu denk geldi? “Nereye geçeyim?” Kalbimdeki bankta sana da yer ayırdım, beraber oturup denizi, güneşin batışını izleyecektik hani? Hava soğuduğunda bana sokulup öpecektin ...

Devamını Oku »

Ritüel

ritüel

Bir ritüel olarak şiirler dinliyorum. Başka adam ve kadınların yazdığı, başka adam ve kadınların seslendirdiği şiirler… Kimisi yürek yakıyor, kimisi de yıkıyor yüreğimi. Ama ben ritüellerimin ayrıntılarına takılı kalıp oralarda yaşamımı sürdürmeye çalışıyorum. Yanı başımdan, mahallenin fırınının askısında asılı duran ekmeklerden alıp evine gitmekte olan çocuklar geçiyor. Bense bir ritüel olarak yoksullaşıyorum. Aynı kederlerin düğümünde debelenen onlarca insanla kederimi bir ...

Devamını Oku »

DORA

dora hikaye

BABAMA İNAT, BABAMA RAĞMEN… Hiç unutamıyorum; 1972’nin ilkbaharı. O ders yılının ilk yarısı aramıza katılan Dora V. İsrail’den ailesiyle gelmiş ve Şişli Terakki Lisesi’ne kaydını yaptırmışlar. Babası çok önceleri Türkiye’de yaşıyormuş. Çocukluk yıllarında ailesi ile birlikte yeni kurulan İsrail devletine göçmüşler. Orada büyümüş, evlenmiş. Dora orada doğmuş ve babası asla Türkiye’yi unutamamış. Dora konuşmaya başladığında önce İbraniceyi, sonrasında da babasının ...

Devamını Oku »

daha neler

daha neler edebiyat

Birileri sizi bir yerlerden izliyor. Siz de birilerini bir yerlerden izliyorsunuz. Birileri de birilerini izliyor. Yani, birileri birilerimizin tepesinde. Bu sırada ışıklar yanıyor. Bu sırada ışıklar sönüyor. Bu sırada ışıklar yanıyor. Bu sırada ışıklar sönüyor. Bu sırada ışıklar yanıyor. Bu sırada ışıklar sönüyor. Bu sırada ışıklar yanıyor. Bu sırada ışıklar sönüyor. Bu sırada ışıklar yanıyor. Bu sırada ışıklar sönüyor.  Alarmlar ...

Devamını Oku »

Mucize Hayat

mucize kedi

Dört buçuktan beş olamayanların yeşerip kuruyan hayallerini, gecenin ilerleyen saatlerine dek çalışıp didinenlerin karşılıksız emeklerini ve sessiz yığınların umutsuz bakışlarını gördüm. Aralarındaydım. Ben de onlardandım. Koşullar ne olursa olsun hayata tutunan, tutundukça yaralanan ve gitgide tasalanan o çocuklara, hüzünlü bir bakıştan ötesini sunamamamın bir yutkunuşu bu. Belki de bir ömür taşınacak yükleri ömrümüzün başında yüklendiğimizden midir, yoksa her çağın kendine ...

Devamını Oku »

Testi Kırılmadan Kızlar

Sıcak havalar da hiç çekilmiyor diye ormana doğru yola koyulduk. Küçük piknik sepetimize biraz çikolata, çekirdek, meyve, evde yaptığımız sandviçler ve tabi ki çay termosumuzu da alıp gittik. Sayısını bilemediğim kadar yeşilin tonu vardı. Hangisi açık, hangisi çimen yeşili, bu hakiyse şu yaprağınki ne ola diye seyre dalıyorum etrafı. En çok da kirazı yakıştırıyorum pikniğe. Küpe yapıyorum, kulağımda dans eden ...

Devamını Oku »

köklerimiz

Mutfak penceresinden görünen sadece yandaki evin duvarıydı. Gökyüzüne bakabileceğiniz türden bir pencere değildi. Zaten çoğu zaman içerde pişen yemeklerin buharıyla gölgelenirdi şeffaflığı. Pek de tatsız olurdu o mutfakta pişen yemekler, onların faili de hep o güzel pencere olurdu. Bir de ağaç görünürdü o pencereden. Sıska, ne baharda yeşermeye, ne sonbaharda soyunmaya, ne de kışın dallarına yağan karı taşımaya gücü vardı. ...

Devamını Oku »

Eğer Bir Ağrımız Varsa, ‘’Baaasssssstıııırrr’’ Diyor, Tanrı.

düğün salonları hüzünlüdür. alt geçitler hüzünlüdür. kaldırımlar hüzünlüdür. tren rayları hüzünlüdür. gece hayatı hüzünlüdür. barlar hüzünlüdür. disko topu hüzünlüdür. pencere kenarları hüzünlüdür. otobüsün en arka koltuğu hüzünlüdür. toprak hüzünlüdür. ojesi çıkmış tırnak hüzünlüdür. okul bahçeleri hüzünlüdür. sınıflar hüzünlüdür. metal kuleler hüzünlüdür. gecekondular hüzünlüdür. çatı katları hüzünlüdür. lastik ayakkabılar hüzünlüdür. masa örtüleri hüzünlüdür. kapı ardı hüzünlüdür. yetersiz bakiye hüzünlüdür. kısa tırnak ...

Devamını Oku »

Benim Canım B12’m

Eliyle koymuş gibi buldu anahtarı. Nasıl biliyor orada olacağını anlamıyorum. Hayır, kapıyı açan ben, arkadan kilitleyen ben, masanın üzerine koyan sonra çocuklar alır da atar bir yere diye kaldıran ben. Ama bulamayan yine ben. Geldi ve kesin buraya koymuşsundur; dedi ve mutfak rafından alıp elime bıraktı. Kahverengi rafı da bu işler için çaktırmıştım oraya esasen. Anahtarı, çakmağı koyarım. Bazen cüzdan, ...

Devamını Oku »

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat