Son Haberler
Anasayfa » Etiket Arşivi: Hikaye

Etiket Arşivi: Hikaye

Konuk Yazar Emre Akkol – Guguk Kuşu

guguk-kuşu

Geri sayım başlamıştı. Kalbinin çarpışı her seferinde biraz daha şiddetleniyor ve hızlanıyordu. Bunun nedeni bir insanın yuvasına gizlice girmesi değildi. Hatta bu durum umurunda bile değildi şu an. Çünkü birazdan o çıkacaktı ve bülbülleri bile kıskandıracak sesiyle güneşi daha parlak bir hale getirecekti. Dediklerinden tek bir kelime anlayamasa da günlerce dinleyebilirdi o güzel sesi. Ki zaten tek bir kelimesini bile ...

Devamını Oku »

Altın Kızlar

dolaplı çekyat

Ben küçükken kafamı çok vurduğum olmuştur köşelerine. Eminim kanım hâlâ üzerindedir. Kenarları ahşap, üç kişinin oturabileceği bir sedirdi. Sırt kısmında üç adet de dolap bulunurdu. Dolapların göbeklerinde kadife kumaştan iç içe geçmiş desenler… Mandalanın hası bence. İki tane karşılıklı konmuş bu sedirler akşama kadar yeni gelin edasıyla birbirlerini süzmüş durmuşlardır eminim. Babaannem, babam evlendiğinde değiştirmiş mobilyaları. Bunları almış. Yeni geline, ...

Devamını Oku »

Pamuğum You Made My Day

You Made My Day

“Görmemişim ben, yeşili de mi vardı?” dedi. Evet, dedim. Ben yeşili çok severim. İsterseniz hemen alıp geleyim size de. “Yok tatlım yorulma sen.” derken halini görmeliydiniz. “Ne kadar tuttu peki?” dedi tonton yanaklarını sallarcasına. Bu paket 6 dolar 45 sent, dedim. “Oo çokmuş!” dedi. Yüzündeki her bir çizgi güler mi bir insanın? Gülüyormuş. Gamzelerine sevgiyi saklamış insanların, çizgileri de tebessüm ...

Devamını Oku »

Ekmeğin Kıyısında Annem

ekmek

Ekmeği tırtıklama bakimm, demiş annesi, annem küçükken. Bir kez demiş ve o bir daha ekmeğin ucunu bölmeye gitmemiş. Evet sadece bir kez demiş annesi. Ekmeği yeme demiş yani. Ve o da yememiş. Hiç. Bana bunu söylediğinde ben minik kızımı dizimde oturtup annemin yaptığı tam buğday unlu ekmeği yediriyordum. Köşelerinden de ben yiyordum. Onun dişleri yoktu henüz. Bir de ekmeğin köşeleri ...

Devamını Oku »

dünyevi işler

dünyevi işler

Demlenmiş çayı cam kupaya doldurdum. Bir kaşık da şeker; fazlası zarar. Hızla karıştırmaya başladım. Bir an önce karışsın, bir bütün olsun. Ona tat verebilsin diye. Günün birinde biri de gelir gönlümü böyle tatlandırır diye bekledim hep. Aslında bakarsan ne gelen şeker kadar saf ne de ben çay kadar tatlı bir acılığa sahibim. Kupayı alıp küçük balkona çıktım. Tahta sandalyelerden birine ...

Devamını Oku »

Hayat sanattır, sanatla yaşamalıyız

Hayat sanattır, sanatla yaşamalıyız

Gerek içerisinde bulunduğumuz gündemler gerekse iç ve dış yaşamlarımız bizleri yorabiliyor. Sanat, bu hayatta rahatlıkla nefes alabileceğimiz bir mekandır. Bu mekân kendi içinde odalara ayrılır ve siz şu an oradasınız. Bu diğer odalara çok uzak olduğunuz anlamına gelmez. Şu an bulunduğunuz oda belki de atmış olduğunuz adımlarda uğradığınız ilk odadır. Birilerine düşüncelerimizi iletmek kadar haz verici başka bir eylem daha ...

Devamını Oku »

Munis Ölüm

hüzünlü kadın

Ölümü, kim kabullenip sineye çekebilirdi ki hemencecik? Ama ona daha bir zordu sanki. Zaten iki nefestiler, hastalığın sarmaladığı yuvalarında. Yıllarca denemiş, ancak çocuk kahkahası yankılanamamıştı duvarlarında. El ele tutuşup asfaltı okşarcasına yürüyüşleri geliyor gözümün önüne. Zehra, yıllardan beri değişmeyen o koca siyah çantasını sallaya sallaya yürürken, Yusuf bir bayram ziyaretini daha bitirecek olmanın o munis ifadesini taşıyor yüzünde. Adı Yusuf ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Emre Akkol – Tek Kurşun Dört Ölüm

tek kurşun dört ölüm

Okan gözlerini araladı hafiften. Sonra tekrar kapattı. Alarm çalmamıştı hâlâ. Zaten bu yüzden aralamıştı gözlerini. Yatakta tembellik yapmak için ne kadar zamanı vardı, onu öğrenmek istemişti. Ama gözlerini araladığında gördüğü sadece kendisine dehşetle bakan bir çift gözdü. Bir çift göz… Gözlerini tekrar açtı ve korkuyla fırladı yerinden. “Sen kimsin?” Yataktaki diğer adam da kalktı yerinden hızla. “Asıl sen kimsin?” Okan ...

Devamını Oku »

Gidişler ve Geride Bırakılanlar

Gidişler ve Geride Bırakılanlar

Kapı çalıyor, geldi “Hoş geldin.” Hâlâ aynı parfümü kullanıyor. Çok güzel… Özlemişim diyebilirim. “Terlik vereyim mi?” Saçları düz; böyle severdim eskiden de, hatırlıyor olmalı. Belki de hatırlamıyordur. Gözlerine kalem de çekmiş, fazla abartmamış. Tam sevdiğim gibi. Çok mu denk geldi? “Nereye geçeyim?” Kalbimdeki bankta sana da yer ayırdım, beraber oturup denizi, güneşin batışını izleyecektik hani? Hava soğuduğunda bana sokulup öpecektin ...

Devamını Oku »

Ritüel

ritüel

Bir ritüel olarak şiirler dinliyorum. Başka adam ve kadınların yazdığı, başka adam ve kadınların seslendirdiği şiirler… Kimisi yürek yakıyor, kimisi de yıkıyor yüreğimi. Ama ben ritüellerimin ayrıntılarına takılı kalıp oralarda yaşamımı sürdürmeye çalışıyorum. Yanı başımdan, mahallenin fırınının askısında asılı duran ekmeklerden alıp evine gitmekte olan çocuklar geçiyor. Bense bir ritüel olarak yoksullaşıyorum. Aynı kederlerin düğümünde debelenen onlarca insanla kederimi bir ...

Devamını Oku »