Anasayfa » Etiket Arşivi: dünya

Etiket Arşivi: dünya

İç Sesimin İncelikleri

iç sesimin incelikleri

Bir süre sonra hayat, sadece yakınmadan ibaret hale geliyor. Geçen her günü yakınmalarımızla uğurluyoruz. Bir sorunu işaret etmek, o sorunun giderilmesini sağlamıyor. Sadece bir sorunu işaret etmiş oluyorsun. Senin gibi milyonlarca insan, milyarlarca sorunu işaret ediyor. Ama kaç kişi, sorunun çözümü için çaba sarf ediyor? O çok bilindik fotoğraf var ya, hani bir kazının etrafındaki işçilerin fotoğrafı… Gerçekten de bu ...

Devamını Oku »

Ekim Pırıltısı (2. Bölüm)

Üstteki hikâyenin devamı: Başımıza ilk defa gelen her olayı, genellikle benzer tepkiler ve mimiklerle karşılarız. İnşaatın tepesinden aşağıya doğru süzülürken, mahalle arasında çıkan kavgada karnıma aldığım bıçak darbesindeki dehşeti yaşıyordum. Başıma gelen her şeyi dehşetle karşıladım bu zamana kadar. Ama bu sefer dehşetin yanında, derin bir rahatlama da vardı. İnsan bu kadar zıt duyguları nasıl bir arada yaşayabilir bilemiyorum. İçinde ...

Devamını Oku »

İsa meşguldü ben de Zeus’a seslendim…

Yaşanamayacak olanların yaşanması dileğiyle… Yaşatılmak istenilenlerin yaşanılması ümidiyle… Yaşanılmak istenilenlerin blaa blaa blaa… Dilekti, her biri devrime dönüşmeleri başarısız bir ayaklanmaydı sanki… Ben de dilemek adına dilemiştim zaten. Acılarımın ormanında dökülen kuru yaprakların üzerine zoraki kazınan lakapları filitleyerek kaynatıp içtiğim de oldu… Tatsız gerçeklerdi çoğu ve onları sulamak için yağmurla ıslanmış sokaklarda yürüyordum delice… Üşüttüm mü hem de soğuk algınlıklarıyla ...

Devamını Oku »

Tohum Topu ile bir zafere doğru!

“Ne ettiler yeryüzüne? Ne ettiler güzel kız kardeşimize? Yakıp yıkıp yağmalayıp yardılar ve ısırdılar onu. Bıçaklar sapladılar şafağın kenarında ve çitlerle bağlayıp sürüklediler yerlerde. Gayet zarif bir ses duyuyorum. Daya kulağını toprağa. Dünyayı istiyoruz ve onu hemen şimdi istiyoruz!” dediği Jimbo’nun… Barış tohumları bunlar. Kendinde barış, yeryüzünde barış! Tohum topu: – 1 ölçü tohum (karışık olabilir) – 5 ölçü kil ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Yağmur – Alis Bilir

Küçük bir çocuk olan Alis, üzüntünün ve kavganın olmadığı bir dünya hayal etti. Bu dünyada sevmediği hiçbir canlı yoktu. Hayvanlar sevimli ve sevecen, ormanlar ise hiç bir zaman korkutucu değildi. Yılanlar zehirsiz ve kadifedendi. Örümceklerin bacakları kısa gözleri ise en az porselen bebekler kadar büyüktü. Öğle vakti  güneş gözleri asla rahatsız etmezdi. Geceleri ay ışığı o kadar parlak ve maviydi ...

Devamını Oku »

Bir çiçek bile yetiştirebilsen bir şeydir. Hatta çok bir şeydir şu dönek dünyada…

Nefessiz kaldığım oluyor kimi zamanlar. Bir anlık, belki birkaç saniyelik… Yaşam anlardan ibaret ve her geçen gün; birikenler ve eksilenler arasında idame ettiriyoruz bu hayatı. Ve insanlar o kadar çok ki, aralarında kayboluyoruz. Anlatmak gerekiyor kendini. Önüne çıkan, sana dokunan, seninle olan her şeye, herkese içini açıyorsun bir şekilde. Açıldıkça ve beklediğin tepkileri alamadıkça, yani beklediğin destekleri göremeyince gözlerinde, anlatmaktan ...

Devamını Oku »

Olup Biten Gün

“Güneşli, pırıl pırıl bir İstanbul günüydü” diyemeyeceğim. Aylardan nisan, güneşin canı sıkılmış, dostu rüzgârdan yardım almış. “Bugün tek başıma yetemeyeceğim dünyaya” demiş muhtemelen. Rüzgâr da kırmamış dostunu hatta en fazla sorumluluğu o almış. Aylardan nisan, fırtına uçuruyor adamı. O sabah tüm kırılganlıklarımı, alınganlıklarımı çantama doldurup çıktım evden. Kalabalığa karışıp durağa geldim. Herkes bir araca biniyor, sevgili kalabalığım azalıyor, ben kalıveriyorum ...

Devamını Oku »

Bir Gönüllü Hareketi: U’mutlu Çocuklar Derneği

Öyle güzel bir ülkede yaşıyoruz ki… Ama anlamak, farkına varmak, farkında olmak güç… Bu topraklarda, bin türlü belanın içinden sıyrılmaya çalışıyor iyilik. Ve inatla, insanca bir hırsla hem de… Direniyor umut, direnmeye çalıyor yürekler…  Çocukların özgürce gülümseyemediği bir ülke, mutsuz bir ülkedir! Çocukların öldürüldüğü bir ülke savaşır sadece. Ve eğitilemezse çocuklar bir ülkede, o ülke bin türlü belanın merkezi haline ...

Devamını Oku »

Siz kalabalıklar içindeki mutluluklardandınız ve beş para etmezdi bizim mutsuz yalnızlıklarımız.. *

Şehrin farklı semtlerindeki yaşantıların arasında sıkışıp kalmış; ayakkabısı delik, ayakları ıslak, gözü yaşlı, burnu akmış, üstü başı pis ve kaşları çatık sokak çocuklarının arasından geçerken keder ve korkuyla bakıyordu kadın. Anne şefkatinden yoksunluklarını gidermek için baliye başlamışlardı. Bu bir sır değildi. Ortalama her insan bunu pek tabi idrak edebilirdi. Ama; Yakup’un sokağın sonunda bulunan eski binadaki cinayeti planladığı ve bizzat ...

Devamını Oku »

Tüm doğmamış çocuklara ve çocuklarının büyüdüğünü göremeyen tüm babalara ithaf edilmiştir!

Islaktı yerler ve yapraklar saçılmıştı her yere. Sokak lambalarının kederli sarı ışıklarının altında, göze hoş gelen, ruhu dinlendiren bir doğallıkta yürümekteydim. Yanı başımdan geçen bisikletin üzerinde, orta yaşlı bir adam bulunmaktaydı. Beni geçtikten hemen sonra az daha düşüyordu. Sesini işitip baktım arkasından. Sonra o uzaklaştı, bense onun sesini duyup da durduğum yerde, kalakaldım. Gece ilerliyordu. Yağmur çiseliyordu. Birkaç gün önce ...

Devamını Oku »