Son Haberler
Anasayfa » AyCadısı » AEDEN / Azra KOHEN
AEDEN

AEDEN / Azra KOHEN

Yazan: Ashley Emek Denizcan

(Teşekkürler Ash.:) )

“Birbirimizden SORUMLU değilsek, birbirimizden SORUNLUYUZ demektir!”

✍️✍️✍️🧐😁 Not: Yorumu okurken Antony and the Johnsons’dan, Bird Gerhl ‘i dinleyiniz.

KitapAblam Zeynep Özdoğan Eker tarafından hediye edilen Aeden’i bitireli 3 gün oldu. Nasıl bir yorum yazmak istediğime karar veremediğimden biraz sindirdim önce kitabı. Aklımda bin bir soru/ tema cirit atıyor ama kısa kesmeye çalışacağım. (Hatırınız için!!! E böyle diyorum çünkü uzun yorumları okumayı sevmeyen ve kitap okuru olduğunun iddiasını devam ettirenlerle dolu ortalık! Paylaşımları okuyup, yorum’u bırakın, -Beğen-‘i yapmayanlara hiiiçç değinmeyeyim! Parmaklara yapışmıyor ya! Güvenin bana…!!! )

Ne diyordum? Eveettt , AEDEN.

Üfff, işim zor biliyorum!.. Ama baştan söyleyeyim: BU BİR SAVUNMA DEĞİLDİR.

Popüler Kültür’ü ve TV izleyenleri, durmaksızın eleştirenlerin tepki duyduğu, Azra Kohen’e ‘sallama çay’ muamelesi yapan ukala okurun sırf inadından dolayı okumadığı/okumayacağı bir kitap AEDEN. Hakkında ateşli tartışmalar olan bir kadın Kohen. Gerçekten kitapları, cilalanmış bir reklam dakotası mı? Işıklı bir tabela mı?

Kohen diyor ki: “Ben Edebiyatçı değilim! Yazar, hiç değilim. Evet okuyorum. İlgimi çeken her şeyi okuyorum hem de. Ve öğrendiklerimi, düşüncelerimi sayfalara dökmeyi seviyorum. Çünkü ben, yazmayı ve bildiklerimi paylaşmayı seven bir AKTİVİST’im.”

Kitabı okurken bunu dibine kadar hissediyorsunuz zaten. Kohen: Devrile devrile akan cümleler, bilgi bombardımanı, yaşadığımız gezegenle ilgili bilmediğimiz yüzlerce done, Tıp’ta kullanılan ilaçlara ait o vahşi düzenek, Ekonomik Politikalar’ı elinde tutan ve yağmadan yağmaya koşan dokunulmaz büyük aileler, Bankalar, Din, Savaşlar, Medya/TV olgusu, Evlilik, Kadın-Erkek İlişkileri, Çocuk istismarı, Petrol (ki Petrol’e ‘dünyanın kanı’ deniliyor kitapta), Silah Sanayii… vs. Romanı herhangi bir akıma dahil olan edebi türden çıkarıp, önümüze bambaşka bir akımla sunuyor. Kararsız kalıyorsunuz yani; Aeden, Distopik mi? Fantastik mi? Realist mi? Yoksa -hiçbiri- mi? Bence d şıkkı! Tabii üç yanlış bir doğruyu götürmüyorsa…?!

Yaşadığımız gezegen, sadece 118 Element’ten oluşan, muhteşem bir kombinasyon. Aklınıza gelen her şeyin bileşiminde insanoğlunun (şimdilik) keşfetmeyi başarabildiği bu elementler var. Canlı ya da cansız her şeyi kast ediyorum. Biz insanoğlunu ahşap bir masadan ayıran şey de elementler, ulu bir dağ sırasını kalorifer peteğinden ayıran da…

Aeden, dünyamızdan milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki bir galakside var olan gezegenin adı. Bizde sadece 118 adet olan elementler, onlarda binlerce sayıda… Kelime anlamıyla ‘cennet ‘ demek. Üzerinde on sekiz tür yaşıyor. Türlerden biri İnsan. Mor bir güneşleri var. İnsanlar kavruk tenli ve oldukça esmer, renkli gözlere sahipler. Öyle cep telefonuyla falan iletişim kurmuyorlar! Telepati ile konuşuyor, hatta kavga ediyorlar. Fizik, Kimya, Matematik, Biyoloji, Meditasyon başlıca ilgi alanları. Romanın ütopik kısmını da Aeden Gezegeni oluşturuyor zaten. Her şey o kadar idealize ki, hata payı sıfır!

İnsan ailesinde, çocukluğundan beri bakılan Numi karakteri ile tanışıyorsunuz zaten hemen. Numi bir Dünyalı. Çok açık tenli, güzel bir genç kız. Kendisini Aeden’e ait hissetmek için tüm vücudunu balçıkla sıvıyor. Gece gündüz kurguladığı bir hayali var: Annesini bulmak için Dünya’ya gitmek.

Ailenin büyük oğlu Sonje’yi tartışarak, tehdit ve taciz ederek, rest çekerek… vs, bu yolcuğunda kendisine destek olması için ikna ediyor. Büyüklerden, ikisinin birlikte gitmesi şartıyla izin alınıyor veee Dünya’ya ışınlanıyorlar. (Ahh Skati ah! Işınla bizi !!!)

Sonje ve Numi, dünyanın en berbat şehirlerinden biri olan New York’ta açıyorlar gözlerini. Önce tanımaya, anlamaya çalışıyorlarsa da New Yorklulara ‘İnsan’ demeye dilleri varmıyor. Biz Dünyalılara ‘İnsansı’ demeyi uygun buluyorlar. Anlaştıkları tek konu da bu, bu arada. Her konuda kavga etme potansiyelleri var çünkü bu ikisinin… 🙂 Yine bir tartışma sonucu yolları ayrılıyor. Sonje içindeki aktivisti harekete geçirip, kendisini Okyanus Canlılarına adıyor, Numi ise Medya’nın ve zengin insanların gücünden yararlanıp annesini bulmaya odaklanıyor… Ve ikili macera böylece başlamış oluyor.

Sonje açısından durum şu:

Einstein demiş ki: “Dünyadaki Balinalar yok olduğunda, Dünya’nın sonu gelmiş demektir.”

Neden?

Cevap veriyorum: Çünküü Balinalar Plankton yerler. Ve Planktonlar Dünya gezegeninin Oksijen ihtiyacının %47’sini karşılarlar. Yani Plankton yoksa, ne Balinalar ne de yaşamamız için gerekli Oksijen VAR!

Numi ise; kendisine yardım edeceğini düşündüğü Fredrick ile yoluna devam ediyor ve ona Aeden’den bahsediyor. Tüm saflığıyla!!!

 

Kitaptan 📚📚📚📚📚📚
********************

Fredrick: “Bizim Atom Bombamız var. Sizin en büyük silahınız nedir?”

Sorular, Fredrick’in insansılığının kanıtıydı. Sorabileceği yüzlerce sorunun içinde hemen kıyaslamaya girmesi bu insansıların en büyük özelliğiydi. Kendilerini, sürekli birbirleri ile kıyaslayarak ast ya da üst ilişkisi içinde oluşturmuşlardı toplumlarını. Merakları, kıyaslamalar üzerinden şekillenebilecek kadar kısırdı.

Numi: “Sorularının bile ne kadar ilkel olduğunun farkında değilsin. Sizden çok öndeyiz. Atom Bombasıyla ilgilenmeyecek kadar… Savaşlarla ilgilenmiyoruz.”

Fredrick: “Peki neyle ilgileniyorsunuz?”

Numi: “Yaşamla ilgileniyoruz… Öldürmekle değil, yaşatmakla ilgileniyoruz. Varoluş şeklimiz ne olursa olsun, nerede olursa olsun… Kişi olmakla ilgiliyiz. Olduğumuz kişinin en iyisi olmakla ilgiliyiz.

*******************

“Daha kendi gezegenini koruma güdüsü bile geliştirememiş canlıların tekamülde (evrimde) yeri yoktur.” diyor Numi.

*******************

“Potansiyeline doğ. Kaderinin efendisi ol. Olmaktan, doğmaktan, dönüşmekten yoksunma…”

SONUÇ:
🧐🧐📚📚😔😔😊😊✍️✍️📚📚📚😔🧐

İnsanoğlu ya da biz insansılar; Hedonizm (Hazcılık veya Hedonizm, Kirene Okulu’nun, yani Sokrates’in öğrencisi Aristippos’un öğretisidir. Hazzın mutlak anlamda iyi olduğunu, insan eylemlerinin nihai anlamda haz sağlayacak bir biçimde planlanması gerektiğini, sürekli haz verene yönelmenin en uygun davranış biçimi olduğunu savunan felsefi görüş.)’den, Biat Sistemi’nden, Kızılderililer için ilaç olan Petrol’ün çılgınca tüketilmesinden, Kötülüğün normalleştirilmesinden, taklitçiliğin hüküm sürmesinden, kolayca manipüle edilmekten, yönlendirilmekten ….. vazgeçmediğimiz sürece İNSAN-SI’yız.

Eyy okur arkadaşlarım!

39 Yaşındaki Aktivist Azra Kohen’in zihninde biriktirdiği tüm bilgilerin, dipnotların, yanlış bilinen bilimsel gerçekliklerin doğrularını ve açıklamalarını, sırf kozmetikte kullanmak için başlarına çekiçle vurularak öldürülen Fokları, kadınların meta olmaya güdümlendiği güzellik algısını, organ mafyasının hedefi olan çocukları, Pedofili’yi, Supernova bile olamayacak kadar küçük kütlesi olan bir gezegende yaşadığımızı, Petroleum’un Dünya’nın Kanı olduğunu… fantastik iki kahraman eşliğinde okumak insana hiç bir şey kaybettirmiyor. Aksine kendi kendini sorguya alıyorsun. Belki böylece insansı’lıktan, insanlık’a terfi edersin… Kim bilir?

Okuduğunuz için teşekkürler… 

Hakkında Misafir

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*