Son Haberler
Anasayfa » Etiket Arşivi: edebiyat

Etiket Arşivi: edebiyat

Tozdumangrisi

tozdumangrisi

yazan: Tan Doğan ‘yol’a inanmayan iz sürmez ‘ölüm’ü evetlemek kaçınılmazdır gün düşleri gece kabûslarından kara hangi kaygıyı kayırmış şimdiye kadar ‘hiçlik’ yalnızlığa katlanmak kederli kader kesik anı kesin an gibi yalan zarâfeti mahçûpluğundan ‘gül’ün diken mağlupluğundan kanar tarih kadar acıdır gözyaşı‘tebessüm’ün her toprak kayar-göçer tâlihsizlikten tozdumangrisi ‘tohum’un kökü ‘sis’te kaybolmanın adıdır “boşluk” hangi mosmor aydınlatır ‘gün’ü ‘yarın’ı sessiz adım ‘mekân’ı ...

Devamını Oku »

Soran Olursa

Soran Olursa

İnsanlarla yüz göz olamazdım; yüzüme kâfiye, gözüme şiir çizmem bundan. Kalabalık caddeleri değil de ara sokakları seçip yolumu ve yorgunluğumu uzatmam da öyle. Hayır, yabani değilim, olgun olamayacak kadar çocuk da. Hatta belki benimle oturup kahve içersen, bu sırada bana sorular sorar ve ben bu soruları cevaplarsam, birkaç dakika sonra önündeki kahvenin tadı değişebilir. Aynı şekilde beni egoist ya da ...

Devamını Oku »

Sel Yayınları’ndan Ölümünün 50. Yılında John Steinbeck’e Saygı Duruşu

John Steinbeck

Dünya edebiyatının köşe taşlarından John Steinbeck’e ölümünün 50. yılında bir saygı duruşu: Mektuplarda Bir Yaşam 20 Aralık 2018 dünya edebiyatına kazandırdığı başyapıtları ve politik duruşunun yanı sıra sinemadan tiyatroya kadar pek çok alanda çağının entelektüel hayatına damga vurarak ölümsüzleşmiş olan John Steinbeck’in ölümünün 50. yıldönümü. Steinbeck bu önemli tarihte uluslararası ölçekte çeşitli platformlarda anılacak. Yayıncısı olarak bizler de Steinbeck’in yaşamöyküsüne ...

Devamını Oku »

13

13

Biri beni on üç yaşıma götürsün Kaldırım taşlarını saymayı unutmuşum Toprağı kucaklayan kara uzanıp Çelimsiz vücudumla çırpınarak O yarım yamalak kelebeği çizmeliyim Bakın rica ediyorum Beni on üç yaşıma götürün Kakaolu bisküvimi düşürmüşüm Bulmam gerek Anlamıyorsanız, en azından dinleyin beni Körseniz duyun Sağırsanız görün Cahilliğime dönmem gerek Gözlerimi kocaman açıp Vahşi doğa gibi bakmam gerek Yağmurlara gürleyip O bacaksız kelebeği ...

Devamını Oku »

Sıradan Günün Güncesi – 2

fasulye

Dolaba kaldırmıştım zaten bamyayı. Ohh, dedim arabayı çalıştırırken. Şimdi bağırtı, çağırtı istemiyorum ya eve gidince. Kızıma ve kocama sarılıp minik, çekirdek ailemle alakasız balık ve bamya ikilisini kare tabaklarımıza yerleştirmek istiyorum. Salata ortada. Beyaz sos altında, göbek salata, bir köşede domates dilimleri, öbür köşede avokado, diğerinde kırmızı biber ve öbüründe de mor lahana. Huzurla yenen akşam yemeğini birkaç hikâye kitabı ...

Devamını Oku »

Yola Çık

Yola Çık

Yazan: Nazlıcan KILINÇ Kendimi tanımak için yola çıktığım zamanlarda, bana yol arkadaşlığı yapan bir yazar oldu. Oruç Aruoba. İlk okuduğum kitabı ise “Hani”. Hadi bir yer paylaşayım kitaptan: “Kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek -yıllar yılı unuttun onu yalnızca: Bunu da “koşullar”a, “hayatın akışı”na, “sorumlulukların”a falan bağlamaya kalkışma -bahane bulmağa çalışma: Sendin, sendeki asıl senin anlamını önemini, değerini göz ardı eden: ...

Devamını Oku »

Günlük Kırıntıları; Cennet, Araf, Cehennem

günlük kırıntıları

Yazan: Mustafa Aslan 13 Ekim 1984 Son bir aydır süren mide bulantıları ve halsizlik şikayetiyle bugün Ruth Anderson’ın kliniğine gittim. Bana hastalığımın ilerlemiş verem olduğunu, kemoterapi tedavisi görmem gerektiğini söyledi. Tedaviyle ancak iki sene kadar ömrüm uzatılabilirmiş. Öleceğim belliydi. Tedavi görmeyi reddettim. Eve dönerken bir mürekkepli kalem satın aldım. Sanırım artık tek ihtiyacım olan bu. Bugünden itibaren ölünceye kadar yaşamımın ...

Devamını Oku »

Sıradan Günün Güncesi – 1

bamya

Evin işi bitmiyor derdi de annem inanmazdım. Çünkü o yapsa da yapmasa da o ev bana hep aynı gelirdi. Televizyon sehpası kapının girişinde solda. Üstünde 57 ekran ve danteli. Sehpanın camlı bölümünde annemin çeyizinden fincanlar. Fincanın birinin içinde bir kutu kürdan. Bütün nostaljinin içine edercesine… Koltukla televizyon sehpasının arasında dörtlü sehpa takımı. Üstünde bir sürahi ve bir su bardağı. Evet. ...

Devamını Oku »

Ölmedim Reis

Ölmedim Reis

Hep suçluyuz. Gürültüden başka bir şey değil artık adımlarımız. Senin adımların aniden gelen ve birden sönen sesler verir kulağa… Çınlar buram buram. Kanmaya hazırmış yürek. Hazırmış. Sabah oluyor. Aydınlanıyor içi sönmeyenlere. Ben rüzgârlıyım bu aralar. Rüzgâr üşür mü hiç? Benim ellerim titriyor. Kadın kesiyor kadının kellesini. Sussaydım bilmeyecektim. Konuştum paramparça her şey. Bir tüy tanesi gibi ellerim, nereye dokunsam çığlıklar ...

Devamını Oku »

Gittim

Gittim

Gittim çoktan, aza geldim. Herkesten kaçarcasına, kendi koynuma sarıldım. alamazsın buradan. Döndüm sağıma, fakat solum. Çoktan ateşler yandı, ateşler çoktan. Azda boğulmak mı? Bazen gitmek gerek, kalabilmek için “şiir” ve fark etmek gerek, kalbinin gürültüsünü. Ben gittim, çoktan.

Devamını Oku »