korsan kalem korsan medya alanya aşk Arşivleri - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » Etiket Arşivi: aşk

Etiket Arşivi: aşk

Bir Türkü…

Bir Giresun türküsü çalıyor, melodisi çok güzel. Gün, kendinden altın sırmaları bırakmış bulutlara gidiyor. Bulutların kenarları boğum boğum, aradan sızmaya çalışan son akşam güneşi var ama sanki o boğumlara asılı başka yükler de var… Hatırladıklarım onlar galiba. Kocaman bir yokuş, iki yanında envaiçeşit eşyanın satıldığı dükkanlar, o dükkanlardan biri eski bir kahve dükkânı. Hakkını veriyor, kahvenin kokusunun sardığı o yokuşta ...

Devamını Oku »

YENİLGİ

“Kan gövdeyi götürüyor.” derler ya, öyle bir savaşın mağlubuydu. Sonu gelmeyecek yenilgilerin şahidiydi yalnızca tarih. “Yazarsan, bir nebze dayanırsın.” dediklerini işitti. Nafile! Kılıcın kesmeyip, sözün geçmediği bir savaşın gazisiydi. Hiç nihayet bulmayacak sevdaların yangın yeriydi satır araları, dizeler. Kül kül mürekkep lekeleri taşıyordu sayfalardan aşık ile maşuk birbirlerini yakarlarken, birbirlerinin yerine yanarlarken. Hükümsüz kalıyorlardı sözcükler sevdaya dair. Boyun eğiyorlardı tümceler. ...

Devamını Oku »

Konuk Şair Mehmet Talha Mınık – Bir Hisli Umut

Uzaklardan hatıralardan bir ses işittiğin Issız sahralardan bir görüntü sanki O an ki duraksıyorsun Yıldızlara yükseliyorsun Bir hisli umut içine düşüyor Ötelerden sahralara güneşler süzülüyor Neden sonra, kum tanelerini saymak istiyorsun Unutmaya niyetle kaybolmak için Süzülen güneşin son ışık zerresi ulaşıyor gözlerine Hatırlamak bu unutamadığını Sığınıyorsun kum tepelerine Uğruna bir damla mehtabın kokusundan içmek için Özlem düğüm düğüm birikiyor kursağında ...

Devamını Oku »

Haftanın Ortası

Haftanın ortasında, hayatımın en önemli tercihini yaptığım yaşımın ilk yarısındayım. Otuz yaş, her anlamda bir dönüm noktası oluyor. Bu yaşı herkesin bu kadar diline dolamasının sebebi bu olsa gerek, kırılma noktalarının evren tarafından yoğunlaştırıldığı zaman dilimi. Bir kışa daha yalnız girmenin heyecanıyla yazıyorum. Her anlamda yalnız. Çünkü insan hep yalnız. Bunu fark etmesi mi yoksa bu farkındalığa giden yol mu ...

Devamını Oku »

DOSYA / Arundhati ROY

Roman: Küçük Şeylerin Tanrısı “Küçük şeyler; ya Tanrı onları büyük sayıyor ve öyle kabul etmek istiyorsa?” Michel Faucault / Hapishanenin Doğuşu ‘İnançlar ve Mitoloji‘ (yazan: Silvia Franko) adındaki kitabı epeydir okumak istiyordum. Nihayet geçenlerde okudum, bitti. Dünyadaki en eski din; Hinduizm’dir. Geçmişinin 5000 yıl öncesine dayandığını öğrendim. M.Ö. 6500 yıllarında bile varlığının hissedildiğini ve hali hazırda tescillenmiş, müritleri olan 4200 ...

Devamını Oku »

Kasım Işıltısı (3.Bölüm)

Üstteki hikâyenin devamı: Bedenin yaraları, ruhun yaralarına göre daha katlanılabilir. Çünkü eğer ölmediysen, kabuk tutan yaralar günden güne iyileşir. Geriye kalan sadece izlerdir. İzler hakkında oturup sohbet edersin. Çoğunun trajik bir hikâyesi olsa da, izler garip bir gülümsemeyle anlatılır. Ölümün kıyısından dönsen de yaşam, geçmişin fiziksel taarruzlarından bir mizah çıkarıverir. Ruh yaraları ise öyle değildir. Ne kadar ovarsan ov, değiştiğini ...

Devamını Oku »

Mektubundan Öperim

“Merhaba, Yine ben. Günde tek mektup yazma niyetim vardı, ama yazmadan edemiyorum. Kafka gibi. Milena’ya yazdıklarının haddi hesabı yok. O hastalığının tedavisi için gittiği yerde her anını kâğıda döküyor ve Milena’ya anlatıyor. Şanslı, Milena da ona cevap yazıyor… Benim mektuplarım cevapsız. Çok zamandır. Üvercinka diye bir şiir var. Hiç duydun mu bilmem. Cemal Süreya’nın bir içimlik şiiri. Aşık olduğu kadını ...

Devamını Oku »

selam pygaera

selam pygaera, unutulmuş para üstü akşamlardan aç kalmış sabahlara merhaba ve günaydın, buz gibi içilen bir şair gibi serinletici bu kış güneşi hani nerede merdanesi, yoğur eyyy tanrım mevsimler mi götürdü oklavalarını, ısıt bak, pygaeram donuyor benim içtikçe beni.. boş bir şarap şişesindeki bir damla şiirle ıslat ciğerlerimi, ben yeterince sakinim ama zaman payitahtdan emir yağdırıyor, yeterince sabır taşından okey ...

Devamını Oku »

Ekim Pırıltısı (2. Bölüm)

Üstteki hikâyenin devamı: Başımıza ilk defa gelen her olayı, genellikle benzer tepkiler ve mimiklerle karşılarız. İnşaatın tepesinden aşağıya doğru süzülürken, mahalle arasında çıkan kavgada karnıma aldığım bıçak darbesindeki dehşeti yaşıyordum. Başıma gelen her şeyi dehşetle karşıladım bu zamana kadar. Ama bu sefer dehşetin yanında, derin bir rahatlama da vardı. İnsan bu kadar zıt duyguları nasıl bir arada yaşayabilir bilemiyorum. İçinde ...

Devamını Oku »

çok sakıncalı bir durum

şafak baskınıyla aldılar ultrasonlar da saklambaç oynayan çocukluğumu, okulda kantincinin adını bilmeyen ve tanınmayan… gariplik gaipliğimde, güncel dertler gerekli söyle allahım nedir bu pazartesi sendromu, her sürünmen kokoşlara güzellik kremi, her kelebek oluşun pazartesine denk gelir, her şey dediğin sevgilinin göbek adı, her pazartesi bir cinayet alarmlı saatlerin taradığı… sen, sahi, gülerken hiç şair öldürdün mü? bilmeden, sevmeden.. aynaların yüzü ...

Devamını Oku »

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat