Son Haberler
Anasayfa » Etiket Arşivi: aşk

Etiket Arşivi: aşk

6:27 Treni / Jean-Paul Diidierlaurent

6:27 Treni

Bol ödüllü bir Fransız öykücünün ilk romanını okudum. Hani kısacık novellalarıyla canımıza okuyan Zweig ya da Peyami Safa yazını var ya, işte 6:27 Treni’de öyle çarpıyor insanı… Küçük hatta küçücük, silik insanların pasif direnişini, şiddete başvurmaksızın, kanuna karşı gelmeksizin ya da suç işlemeksizin nasıl ‘iyi bir militan’ olunabileceğine kılavuz kaptanlık ediyor… Valla ben, ayakta alkışlıyorum yazarı! Ellerimize alıp okumaya başladığımız, ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Mustafa Miraç Kaya – Aşk Nedir?

Aşk Nedir

Hayatın en latifeli en kadifeli yönünü görmek gerekir bazen. Yalansız olmalı aşk dediğin, küçük yalanların yerini çiçekler almalı. Ancak unutmamalı, aşk ucu bucağı olmayan okyanuslarda yapılan yolculuklara benzer. O yolculukta tek bir gemi ve geminin bir kaptanı olmalı. Affetmektir aşk. Herkese isyan edip sadece ona inanmaktır aşk. Her defasında her hatasında kolundan tutmaktır, şans vermektir. Kırmızının boşluğuna dalıp kaybolmaktır bazen. ...

Devamını Oku »

Yabancı

ip

Akşamüstüne doğru. Ufak bir sarsıntı. Yer ayaklarımdan kayıyor. Çok üstteyim ben, zirvede. Ağaçlar sallandı aniden kasırga çıktı. Seni gördüm. Hâlâ karşımdasın, hoş karşımda olmasan da görürüm seni. Işık hızıyla aşağı düşüyorum. Tutar zannettim, çoktan bırakmışsın beni. Elimizdeki halatmış sandım. İpmiş o, iğne deliğinden geçen ip gibi incecik… Çekince hemen geldi elime. Öyle gevşekmiş ki elinde. Sana on ışık yılı uzaktayım, ...

Devamını Oku »

Marika’m

Marika

(Babamın tabiriyle o, ‘gâvur’ların sonuncusuydu) Bir kış günüydü. Okulun merdivenlerini yavaş yavaş çıkıyordum. Herkes telaşlıydı, ben sakin; herkes hızlıydı, ben yavaş. Dalmışım… Beth’in ortadan kayboluşunun ilk günleriydi. Dalgınlığım her halde ondandı. Alçak ama uzun merdivenlerden çıkarken, birden boynumun sağ tarafında bir yanma hissettim. Parkamın düğmesini açıp elimi boynuma soktum. Sıcak, ıslak ve yapış yapıştı. Ne olduğunu anlamak için elimi çıkardığımda ...

Devamını Oku »

dünyevi işler

dünyevi işler

Demlenmiş çayı cam kupaya doldurdum. Bir kaşık da şeker; fazlası zarar. Hızla karıştırmaya başladım. Bir an önce karışsın, bir bütün olsun. Ona tat verebilsin diye. Günün birinde biri de gelir gönlümü böyle tatlandırır diye bekledim hep. Aslında bakarsan ne gelen şeker kadar saf ne de ben çay kadar tatlı bir acılığa sahibim. Kupayı alıp küçük balkona çıktım. Tahta sandalyelerden birine ...

Devamını Oku »

Munis Ölüm

hüzünlü kadın

Ölümü, kim kabullenip sineye çekebilirdi ki hemencecik? Ama ona daha bir zordu sanki. Zaten iki nefestiler, hastalığın sarmaladığı yuvalarında. Yıllarca denemiş, ancak çocuk kahkahası yankılanamamıştı duvarlarında. El ele tutuşup asfaltı okşarcasına yürüyüşleri geliyor gözümün önüne. Zehra, yıllardan beri değişmeyen o koca siyah çantasını sallaya sallaya yürürken, Yusuf bir bayram ziyaretini daha bitirecek olmanın o munis ifadesini taşıyor yüzünde. Adı Yusuf ...

Devamını Oku »

Suya Hasret Denizler

Suya Hasret Denizler

Ah şu denizler nasıl da birbirlerine kavuşup koca bir okyanusa dönüşüyorlar. Biz de seninle kavuşsak birbirimize dönüşebilir miyiz? Yok olmuş olanı var edebilir miyiz?  Yeniden Herkesin bir denizi vardır, İçinde kaybolup çıkamadığı Defalarca boğulduktan sonra Karaya çıkmasına rağmen Geri dönmek ister denizine Acısını onu bu hale getiren yerde çekmek ister. Ve bir gün anlar ki Ne denizinden, Ne de acısından ...

Devamını Oku »

Gidişler ve Geride Bırakılanlar

Gidişler ve Geride Bırakılanlar

Kapı çalıyor, geldi “Hoş geldin.” Hâlâ aynı parfümü kullanıyor. Çok güzel… Özlemişim diyebilirim. “Terlik vereyim mi?” Saçları düz; böyle severdim eskiden de, hatırlıyor olmalı. Belki de hatırlamıyordur. Gözlerine kalem de çekmiş, fazla abartmamış. Tam sevdiğim gibi. Çok mu denk geldi? “Nereye geçeyim?” Kalbimdeki bankta sana da yer ayırdım, beraber oturup denizi, güneşin batışını izleyecektik hani? Hava soğuduğunda bana sokulup öpecektin ...

Devamını Oku »

Ayaklanan Kelimeler

kadın-bira

Kelimeler hareket ederler mi? Evet bugün kelimeler adeta koşmak için can atıyorlardı. Dilden dökülmek istiyorlardı, Camı açıp da sonunu göremedikleri boşluğa bırakıyorlardı kendilerini. Niye bu kadar aceleciydiler ki sanki Ellerine ne geçiyordu birbirlerini ittirince, Biri diğerini düşürünce. Sana doğru son süratle gidiyorlardı, Hiçbir düzen hiçbir ahenk olmadan. Peki sen onları öyle ulu orta kabul eder miydin?

Devamını Oku »

Bir Fotoğraf

bir-fotoğraf

Aldım karşıma seni, Fotoğrafını Önce baktım saatlerce Fotoğrafına bile konuşmaya, Gücüm kalmamış Tek bir cümle çıkmadı ağzımdan saatlerce Her gün tekrarladım bunu, Rutine döndü Kendime acı çektirme yöntemim miydi? Asla. Güçlendiğimi düşünüyordum, Aşka karşı hissizleşiyordum. Ve bir gün yine aldım karşıma seni, Oturuyorum. İnanır mısın? Fotoğrafın dayanamadı konuşmaya başladı. Döktü bana içimdekileri, Benim konuşamadıklarımı Senin fotoğrafın konuştu, Sen konuştun, Bu ...

Devamını Oku »