korsan kalem korsan medya alanya aşk Arşivleri - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » Etiket Arşivi: aşk

Etiket Arşivi: aşk

Gidişler ve Geride Bırakılanlar

Gidişler ve Geride Bırakılanlar

Kapı çalıyor, geldi “Hoş geldin.” Hâlâ aynı parfümü kullanıyor. Çok güzel… Özlemişim diyebilirim. “Terlik vereyim mi?” Saçları düz; böyle severdim eskiden de, hatırlıyor olmalı. Belki de hatırlamıyordur. Gözlerine kalem de çekmiş, fazla abartmamış. Tam sevdiğim gibi. Çok mu denk geldi? “Nereye geçeyim?” Kalbimdeki bankta sana da yer ayırdım, beraber oturup denizi, güneşin batışını izleyecektik hani? Hava soğuduğunda bana sokulup öpecektin ...

Devamını Oku »

Ayaklanan Kelimeler

kadın-bira

Kelimeler hareket ederler mi? Evet bugün kelimeler adeta koşmak için can atıyorlardı. Dilden dökülmek istiyorlardı, Camı açıp da sonunu göremedikleri boşluğa bırakıyorlardı kendilerini. Niye bu kadar aceleciydiler ki sanki Ellerine ne geçiyordu birbirlerini ittirince, Biri diğerini düşürünce. Sana doğru son süratle gidiyorlardı, Hiçbir düzen hiçbir ahenk olmadan. Peki sen onları öyle ulu orta kabul eder miydin?

Devamını Oku »

Bir Fotoğraf

bir-fotoğraf

Aldım karşıma seni, Fotoğrafını Önce baktım saatlerce Fotoğrafına bile konuşmaya, Gücüm kalmamış Tek bir cümle çıkmadı ağzımdan saatlerce Her gün tekrarladım bunu, Rutine döndü Kendime acı çektirme yöntemim miydi? Asla. Güçlendiğimi düşünüyordum, Aşka karşı hissizleşiyordum. Ve bir gün yine aldım karşıma seni, Oturuyorum. İnanır mısın? Fotoğrafın dayanamadı konuşmaya başladı. Döktü bana içimdekileri, Benim konuşamadıklarımı Senin fotoğrafın konuştu, Sen konuştun, Bu ...

Devamını Oku »

Bul Beni

Gir içeri ve ört ardından kapıyı Unutma, eşikte soyun yalnızlığı Gıcırdayan kapının dediklerine de inanma Buradayım ben esasında Kahve kokan gözlerinle izle odayı Önce mecali kalmamış masama bak Sürdür seyri kanayan kalemlere dek Aynanın parçalanmışlığına sakın aldırma Güneşe hasret perdelere ışıklarca dokun sonra Ve adımlarını bahşet saklanışıma Sakın ha, etrafı toplamaya kalkma Yabancı değilsin esasında Ne odamın, ne benim dağılışıma ...

Devamını Oku »

Bir Türkü…

Bir Giresun türküsü çalıyor, melodisi çok güzel. Gün, kendinden altın sırmaları bırakmış bulutlara gidiyor. Bulutların kenarları boğum boğum, aradan sızmaya çalışan son akşam güneşi var ama sanki o boğumlara asılı başka yükler de var… Hatırladıklarım onlar galiba. Kocaman bir yokuş, iki yanında envaiçeşit eşyanın satıldığı dükkanlar, o dükkanlardan biri eski bir kahve dükkânı. Hakkını veriyor, kahvenin kokusunun sardığı o yokuşta ...

Devamını Oku »

YENİLGİ

“Kan gövdeyi götürüyor.” derler ya, öyle bir savaşın mağlubuydu. Sonu gelmeyecek yenilgilerin şahidiydi yalnızca tarih. “Yazarsan, bir nebze dayanırsın.” dediklerini işitti. Nafile! Kılıcın kesmeyip, sözün geçmediği bir savaşın gazisiydi. Hiç nihayet bulmayacak sevdaların yangın yeriydi satır araları, dizeler. Kül kül mürekkep lekeleri taşıyordu sayfalardan aşık ile maşuk birbirlerini yakarlarken, birbirlerinin yerine yanarlarken. Hükümsüz kalıyorlardı sözcükler sevdaya dair. Boyun eğiyorlardı tümceler. ...

Devamını Oku »

Konuk Şair Mehmet Talha Mınık – Bir Hisli Umut

Uzaklardan hatıralardan bir ses işittiğin Issız sahralardan bir görüntü sanki O an ki duraksıyorsun Yıldızlara yükseliyorsun Bir hisli umut içine düşüyor Ötelerden sahralara güneşler süzülüyor Neden sonra, kum tanelerini saymak istiyorsun Unutmaya niyetle kaybolmak için Süzülen güneşin son ışık zerresi ulaşıyor gözlerine Hatırlamak bu unutamadığını Sığınıyorsun kum tepelerine Uğruna bir damla mehtabın kokusundan içmek için Özlem düğüm düğüm birikiyor kursağında ...

Devamını Oku »

Haftanın Ortası

Haftanın ortasında, hayatımın en önemli tercihini yaptığım yaşımın ilk yarısındayım. Otuz yaş, her anlamda bir dönüm noktası oluyor. Bu yaşı herkesin bu kadar diline dolamasının sebebi bu olsa gerek, kırılma noktalarının evren tarafından yoğunlaştırıldığı zaman dilimi. Bir kışa daha yalnız girmenin heyecanıyla yazıyorum. Her anlamda yalnız. Çünkü insan hep yalnız. Bunu fark etmesi mi yoksa bu farkındalığa giden yol mu ...

Devamını Oku »

DOSYA / Arundhati ROY

Roman: Küçük Şeylerin Tanrısı “Küçük şeyler; ya Tanrı onları büyük sayıyor ve öyle kabul etmek istiyorsa?” Michel Faucault / Hapishanenin Doğuşu ‘İnançlar ve Mitoloji‘ (yazan: Silvia Franko) adındaki kitabı epeydir okumak istiyordum. Nihayet geçenlerde okudum, bitti. Dünyadaki en eski din; Hinduizm’dir. Geçmişinin 5000 yıl öncesine dayandığını öğrendim. M.Ö. 6500 yıllarında bile varlığının hissedildiğini ve hali hazırda tescillenmiş, müritleri olan 4200 ...

Devamını Oku »

Kasım Işıltısı (3.Bölüm)

Üstteki hikâyenin devamı: Bedenin yaraları, ruhun yaralarına göre daha katlanılabilir. Çünkü eğer ölmediysen, kabuk tutan yaralar günden güne iyileşir. Geriye kalan sadece izlerdir. İzler hakkında oturup sohbet edersin. Çoğunun trajik bir hikâyesi olsa da, izler garip bir gülümsemeyle anlatılır. Ölümün kıyısından dönsen de yaşam, geçmişin fiziksel taarruzlarından bir mizah çıkarıverir. Ruh yaraları ise öyle değildir. Ne kadar ovarsan ov, değiştiğini ...

Devamını Oku »

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat