Son Haberler
Anasayfa » Edebiyat » Munis Ölüm
hüzünlü kadın

Munis Ölüm

Ölümü, kim kabullenip sineye çekebilirdi ki hemencecik? Ama ona daha bir zordu sanki. Zaten iki nefestiler, hastalığın sarmaladığı yuvalarında. Yıllarca denemiş, ancak çocuk kahkahası yankılanamamıştı duvarlarında.

El ele tutuşup asfaltı okşarcasına yürüyüşleri geliyor gözümün önüne. Zehra, yıllardan beri değişmeyen o koca siyah çantasını sallaya sallaya yürürken, Yusuf bir bayram ziyaretini daha bitirecek olmanın o munis ifadesini taşıyor yüzünde. Adı Yusuf olanların yüzünde mi olur o ifade? Yusuflar’ın Yusuf peygamberden dolayı yakışıklı olduklarını duymuştum ama munislik de mi oradan geliyordu?

O kimseyi incitmeyen telve bakışları, gözü değenin kalbine dokunur, merhametini celbederdi. Alıp Yusuf’u pamuklara sarmak hissi uyandırırdı. Öylesine sakin ve mütebessim. Yeni doğmuş bebek gibi. Oysa otuzunu aşalı çok olmalıydı. Kumral saçları alnının üzerine düşünce uzun, ince parmaklarıyla geri itişi yüzünü bir aydınlık bürürdü. Elini dizinin üzerine bırakırken zamanı ağırlaştırır, uzatır ve elini hoyratça çekip dizine çekiç gibi bırakma hissi uyandırırdı bende. Yorulurdu bedenim onun yerine. Biraz hâl hatır ettikten sonra uzatılan çikolataya eli gittiğinde ortalık, gecenin karanlığına bürünmüşçesine susardı. Şekerlik kelimeleri yutar, çikolata kabından sıyrılıverirdi bir anda çıt çıkarmadan. Evde bir yeni doğan mı vardı? Bazen baklavaya kalırlar bazen de ziyaret edecekleri sayıp, onların yerine yorulacakmışçasına kafamızı sallar, kalkmalarının isabetli olacağını en sessiz halimizle ifade ederdik. Çünkü o harflerle değil de seslerle konuşurdu. Şekle bürünmezlerdi. Havadaki zerreciklere asılı kalırlar, manalandırmak da bize düşerdi. Gölge gibi süzülürler koridordan ve sokağı aynı huzurla adımlarlardı.

Bayramlarda eksilen yerini yine kendi gibi koca bir sessizliğe bırakacaktı. Kumral saçları alnına değil, yastığa dökülecekti tutam tutam. Eline almaya, dokunmaya takati kalmış mıydı? Zehra da küvetten toplar olmuştu öbek öbek kara saçlarını. Aylar süren tedavi ikisinin ömründen de götürürken Yusuf’un gözleri eriyip odanın ortasında bir havuza dönüşüyordu. Zehra durmadan yürüyor, bir şeyler getiriyor, men etmek istiyordu Yusuf’u aksini görmesin diye. Mecali kalmayan dizleri taşıyamaz olmuştu bedenini, bir de çehresiyle göz göze gelmek uçuruma iterdi o serçe ruhunu.

Hayat zorlaşmış, parasızlık kuşatmıştı mutfaklarını. Eş, dost da yardım etmese daha bir kamburlaşacaklardı. Her şey kötü giderken tedaviye cevap vermişti sıska bedeni. Saçları uzamış, dizleri tutup kaldırmıştı Yusuf’u yeniden. İşe bile başlamıştı. Yaşamın kıyısından dönüp, dört elle sarıldığını hayata ispat edercesine kredi çekip ev bile almıştı. Perdelerini kadın işi dememiş, gitmiş seçip diktirmiş, Zehra’ya da sürpriz yapmıştı. Yerleşeli yirmi gün bile olmuştu. Zehra’yı öptü, durağa ilerledi dinç bedeniyle. Birkaç kişiyle selamlaşıp otobüsü beklemeye başladı ve hayat hissedemeyeceği kadar ağırlaştı. Zaman uzuyor, insanlar dönüyor, perdeler uçuşuyordu gözlerinin önünde. Kanserin ellerinden kurtulup kalbinden, can evinden gelen bir krizle serilmişti yere. Beyaz perdelerinin kefeni olacağını nereden bilecekti. Zehra bir yandan ağlıyor, bir yandan da yastıklara sarılıyordu. Sıcaklığı, kokusu gitmiş olamazdı birkaç saatte. Koca ev Yusuf’suz boş, kendi ise çaresiz ve kimsesizdi.

Komodinin üzerinden aldığı düğün fotoğrafına bakınca bebekleşti, melekleşti Yusuf’un siması. Kahve gözleri hiç büyümemiş, yanağında çocuk pembesi, kumral saçlarına makas değmemiş halleri içine saplandı Zehra’nın. Ters çevirip fotoğrafı, Yusuf’un seçtiği perdelere dokundu, elinin izini ararcasına. Alyansına gitti gözleri. On beş yıl olmuştu, dün gibi. Hadi o yaşını gösteriyordu yolun yarısı geçmişti. Ama Yusuf bebekti daha bebeğiydi. Kalpten gitti. Kanserin kıyamadığı Yusuf’u, kalbi cellat olup aldı. Kalbine bastırdı halkasını, Yusuf’un yanına uzanırmışçasına onun yastığına başını koyup geçen on beş yılın rüyasına yattı.

Hakkında özlem

Bileğinden sıyrılan balonun peşinden gitmekte...

Bir yorum

  1. Beybal

    Kalemine sağlık.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*