Son Haberler
Anasayfa » Ali Can » Hayat sanattır, sanatla yaşamalıyız
Hayat sanattır, sanatla yaşamalıyız

Hayat sanattır, sanatla yaşamalıyız

Gerek içerisinde bulunduğumuz gündemler gerekse iç ve dış yaşamlarımız bizleri yorabiliyor. Sanat, bu hayatta rahatlıkla nefes alabileceğimiz bir mekandır. Bu mekân kendi içinde odalara ayrılır ve siz şu an oradasınız. Bu diğer odalara çok uzak olduğunuz anlamına gelmez. Şu an bulunduğunuz oda belki de atmış olduğunuz adımlarda uğradığınız ilk odadır.

Birilerine düşüncelerimizi iletmek kadar haz verici başka bir eylem daha olmadığını düşünüyorum. Düşüncelerimize kattığımız hayaller yüce bir amaçtır. Okuduğunuz kitapların içerisinde yaşıyor olabilirsiniz. Okuduğunuz kitaplarda farklı kesimlerin kültürlerine değinip bilgiler edinirken, zihninizde yoğun canlandırmalar yaşayabilirsiniz. Bu kötü bir eylem değil, fakat şimdi buna son vermeyi deneyin ve kendi içinize dönün. Orada esen duygular vardır, kulak kesilin. Bu defa oradan yavaşça çıkmaya başlayın: komşunuzu izleyin. Kullandığınız toplu taşıma araçlarındaki insanların neler konuştuğunu dinleyin. Hayvanları izleyin. Rüzgârı duyun. Yağmuru yiyin. Ağaçlara dokunun. Tartışmalar yürütün. Haklı da olun haksız da. Hayata katılım gösterdiğinizde, hayat sizlerin zihninize gözlemlediğiniz malzemeleri dolduracaktır. Burada bana göre edebiyatı başlatabilirsiniz.

Edebiyatı bizlere ürün veren toprağa benzetelim.

Edebiyatta insanların hislerine hitap etmek amaçlanır. Çünkü, meraklıyızdır. Gerçeğin dışında da kurgularız. “Yazmak milyonlarca dile bürünmektir.” de. Eğer yazmaya kendi hayatınızdan başlayacaksanız bilin ki kendinizi teşhir edeceksinizdir. Yüzleştirme korkutabilir derseniz, yazarken kendinizi kamufle de edebilirsiniz. Yazıda cinsiyetlerinizi, olayların geçtiği mekanları değiştirmeye gidebilirsiniz. Aklınıza ilk gelen fikirler size daima yaratıcı gelebilir. Çünkü taze, renkli, enerjik ve coşku doludurlar. Aklınıza gelen o ilk fikirleri incelemeye başladığınızda iç sansürcünüz devreye girer. Eğer bu iç sansürcünüze onay verirseniz tüm yaratıcı fikirlerinizi yok eder ve daha sıradan üretimleriniz ile baş başa kalırsınız. Bu yüzden iç sansüre hayır, çünkü iç sansürün sizlere sağlayacağı şeyler; yazıda kibarlaşmak, yazınızı hemen sonlandırma ve yazıyı boğmadır. İç sansür, eksi bir sağlamadır.

Edebiyatın hayatımızda net bir yeri olmadığı gibi, aklımızdan çıkarmamamız gereken şey sadece okuduğumuz belli yapıtlar da değildir. En başta dile getirdiğim gibi, “Hayat sanattır, sanatla yaşamalıyız.” Ben sanatla yaşadığımıza inanıyorum. Yani edebiyat sanattır ve sanat hayatımızın merkezidir. Örneğin, farz edelim ki yemekten en keyif aldığımız şey “kalıp sabunlar.” Kalıp sabunları yerken o tattan aldığımız mutluluğu ve sabunun tadının güzelliğini karşı tarafa ikna edici bir şekilde kaleme aldığınızda bu sanatı gerçekleştirmiş sayılırsınız.

yaratıcı yazarlık

YAZINSAL VE İŞLEVSEL YAZI –

İlham / Metin oluşturma / Metinde yoğunluk – betimleme

İlham boş bir vaktinizde oturup elinize kâğıt kalem alarak beklenilecek bir durum değil. İlham, ilk etapta hiç düşünmeden kalem ile kâğıda girişmekle gelir. Çünkü her yazdığınızda fikirleriniz tazelenerek aklınıza düşer. Bu da tecrübedir. Zihniniz daima her şeye dair bilgileri kayıt eder. Örneğin bebeklikten şu yaşınıza kadar geçirmiş olduğunuz kazalar, on yıl önce okuduğunuz bir gazete, bu zamana kadar sizlere söylenmiş güzel ve kötü sözler, matematik problemleri, Türkçe paragraflar, tarihler, doğduktan sonra sizleri sevmek için yanaklarınızı sıkan insanların yüzleri vs.

İlham bir birikmedir. Bu birikimi, bilinçli bir şekilde kullanabildiğiniz taktirde yeni şeyler üretebilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey kendi içinize dönmek. Çünkü ilham insanın kendisidir.

Hemen hemen sürekli kafanızın içerisinde duran soru işaretleri vardır ve onlara sürekli cevaplar ararsınız. Eğer yazıyorsanız yazmaya hazırlandığınız konuların alt yapısını oluşturacak bilgilere başvurursunuz. Örneğin futbola düşkün olan birisi, sahanın bir de görünmeyen tarafını merak eder ve kendine ona göre bilgiler edinir. Yani yazar olarak zihinlerinizi yanlış, eksik ve fazla yoğun bilgiden uzak tutmanız gerekir, aksi taktide yaratıcılığınız çürür. Eğer ilham kaynağınızı çok iyi bilirseniz, yazma hazzı içinizden asla tükenmeyecektir.

ilham gelmesi

METİN OLUŞTURMA –

  • Akla gelen fikri hemen yazıya aktarmak
  • Yazıya aktarılan metni temize çekerek taze bırakmak

Yazmak, kafanızda beliren soru işaretleriyle başlar. Konu sizi değil, siz konuyu bulursunuz. Konudan kastım ise yaşamış olduğumuz hayattan beslenebilmek… Düşünüp yazmayı planladığınız metinler kimseyi ilgilendirmeyebilir diye düşünebilirsiniz. Hayır! Çünkü yazılamayacak hiçbir konu yoktur.

Metnin nasıl başlayacağı yazan kişiye bağlıdır her zaman. Yazıya sıradan veya çok çarpıcı başlayabilirsiniz. Fakat yapmanız gereken tek şey başladığınız gibi gitmektir. Yazıya sıradan başladıysanız ve gelişme ile sonucu yine aynı sıradanlıkla devam ettirip sonlandırırsanız, bana kalırsa o metni çöpe atın. Metne dilediğiniz gibi başlayabilirsiniz ama gelişme ve sonucu birbirinden bağımsız, fakat bağlı kılmalısınız. Örneğin: “Sekiz yıl önce bu merdivenlerden burnumun üzerine bir yumruk yiyerek inmiştim.” (Başlangıç) – “Sekiz yıl sonra bu merdivenleri ayrılık konuşması yapmak için çıkıyorum.” (Gelişme) – “Ayrılık konuşmamın arabesk bir besteye dönüştüğünü dışarıda yağan yağmurdan anladım. Sinirle bileğini büktüğüm Ekin’in yüzüne baktığımda gök gürültüsü ile irkildim…” (Sonuç)

betimleme

METİNDE YOĞUNLUK – Betimleme

“Gözlerimi açar açmaz pencereden içeriye süzülen kızıl bir gökyüzünün içeriye dolmasıyla akşama dek uyuduğunu anlıyorum. Odamın kapısı aralık. Yorganım yere düşmüş. İçtiğim sigaralardan artık perdelerim son nefesini vermek üzere. Pantolonum farklı bir yerde, gömleğim farklı bir yerde. Gözüme kütüphanem denk geliyor. Kitaplarım toplu gözükmediği için artık benim eski ben olmadığımı düşünüyorum.” Gibi.

düşünce

NASIL DÜŞÜNÜP, NASIL YAZMALIYIZ? –

Zihinleriniz daima her şeye dair bilgileri kayıt eder. Yazar olarak zihinlerinizi korumanız gerekmektedir. Yanlış, eksik veya fazla yoğun bilgiden uzak durmalısınız ki, yaratıcılığınız çürümesin. Yapmanız gereken ilk şey kendi içinize dönerek oradaki “ben”leri bulup tanımak. Bundan sonraki aşama kendi içinizden çıkarak kafanıza yoğunluk vermeniz… Orada bulunan bir sürü soru işareti var. Onlara dair bilgiler edinin. Kafanıza algılarınızı açmak için bir çip takılmış gibi davranın ve bırakın o çip her şeyi çeksin.

Giriş, gelişme ve sonuçtan oluşan metinler asla bir kompozisyona benzememeli. Benim önerim, her bir parçanın birbirinden bağımsız ama içeriğe uygun kalmasıdır. Yazıyı tektipleştirmeden, gerçek ve kurmacayı karıştırdığınızda metniniz zengin bir görünüm alacaktır. Yazıda sadece kendi düşlerinize değil, kendi içinizdeki “ben”-leri bulup tanıştığınızda bütün insanların düşlerine yer verebilirsiniz. Hâkim olduğunuz “ben”-lerin hayatlarından zirve noktası olan beynin içine yolculuk yaparak oradaki soru işaretlerini kendi bilgileriniz değil de, içinizdeki “ben”in bilgilerine dayanarak gidermelisiniz. Bunun sonucunda içerisinde var olduğunuz muhteşem zenginlikteki düş bahçelerinde yazmaya başlayabilirsiniz.

Hakkında ali can

yazar (eva, geldiler)

Bir yorum

  1. Beybal

    Çok samimi bir şekilde kaleminizden bilgi ve tavsiye akmış, oldukça faydalı, tebrikler.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*