Çatırtı
Olmak istemediğim bir yerdeyim ancak içim rahat,
Zamanında insanları yargılamak yerine, anlamaya çalışmıştım.
“Yargılama, anla”, sevdiğim bir duvar yazısı ve sıklıkla karşıma çıkıyor Ankara’da,
Benim için Ankara’nın güzel süslerinden biri “Her şey birbiriyle konuşur” ile beraber.
Ama bilirim ki anlamak zor gelir ve kimse ötekinin dar veya bol ayakkabılarıyla zor bir yolu yürümek istemez,
Onca zahmete neden katlansın ki insan, daha kendi düşüncelerine dayanamıyorken,
Sürekli bir sesle, koşturmacayla, sahte bir uğraşla veya münakaşalarla kendi düşüncelerini,
Kendi sesini bastırırken,
Neden onca zahmete katlanıp yargıyla kesip atmaktan,
Öldürmekten ziyade anlamaya çalışsın?
Çetin bir yol anlama çabası ve şüphesiz kendini anlayamamış olan,
Bir başkasını anlayamaz.
Kendini anlamaktan kastettiğim her şeye verilecek bir cevap,
Her eylemin bağlanabileceği nedenleri görebilme gücü değil.
Bence kendini anlayabilen insan duygularıyla mantığı arasında bir denge yakalayabilen,
Ara ara bir tarafa verdiği ağırlık nedeniyle pişman olursa da duygularıyla ne yapması gerektiğini bilen insandır.
Mantığım bir yerde beni hayatta tutacak,
Kalbim bir yerde bana yaşadığımı hissettirecek.
Yolun bir noktasında kalbim kırılacak,
Bir çatırtı.
Cesaretin korkmamakla alakası yok,
Birçok şeyden korkuyorum.
Ama korku hiçbir zaman yola adım atmama engel olmadı,
Dahası kalp kırıklığıyla ve neşeyle,
Hüzünle ve heyecanla,
Korkuyla ve panikle ne yapacağımı biliyorum.
Çünkü “her şey birbiriyle konuşur” ve tüm sesler benim içimde.
Korkuyorum, “ama yapacağım”.
Üzgünüm, “ama kalkacağım”.
Yorgunum, “ama deneyeceğim”.
Çünkü “her şey birbiriyle konuşur” ve korkuyorsun dedikten sonra cümleyi tamamlamıyorum,
Kimi insan amaların arkasına bahaneleri sıralar ve ama öncesi söylenen tüm güzellikler manasını kaybeder.
Bundan nefret ediyorum.
Dolayısıyla tüm bu düzeni tersine çevirdim.
Ama öncesinde söylediklerim gerçek,
İçimi dolduran gerçekler.
Reddedemem, kaçamam, orada olduklarını bilerek yoklarmış gibi davranamam.
Ama kendimi ileri itebilirim. Yapacağım, kalkacağım, deneyeceğim.
Ve gün gelir,
Bütün bunlardan vazgeçebilirim.
Gün gelir,
Ama diyecek gücü bulamayabilirim.
Şu an bunu hayal etmek zor çünkü o gücü içimde hissediyorum,
Lakin unutmamak gerekir, bir zamanlar bugün bulunduğum yer de olmak istemediğim bir yerdi.
Düşmekte utanılacak bir şey yok ama itiraf etmeliyim, kalkmak için çabalayamamayı düşünmek dahi utanmama neden oluyor.
Bazen bir yazıya nasıl başlayacağımı bilemiyorum,
Bu sefer fena bir iş çıkarmadım gibi.
Ama hayat kusursuz değil, bu sefer nasıl bitireceğimi bilemiyorum.
Neden alakasız bir sonla tamamlamayalım?
19 Eylül 2026’da not defterime aldığım bir not,
“Hiçbir güzelliği hak etmiyorsun ama,
Yağmur bataklıklara da yağar.”
Ve şimdi seni bağlayalım,
Bataklığa yağan yağmur bile güzel olabilir çünkü hiçbir şey sadece kötü şeyleri barındıramaz.
Yağmur bataklıklara da yağar,
Neyi, kimi boğarsan boğ,
Ben etrafındaki dökülmüş yapraklara çarpan yağmur damlalarını dinleyeceğim.
S*kerler, senin kıyılarında olmaktan dahi pişman değilim.
Korkmadım ve ben seçtim.
Çatırtı.
Yazarın (antropolog) diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.
KorsanEdebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.
– Çatırtı
