Yirmi Beş Liralık Varoluş
Trendlerdeki Yazı

Yirmi Beş Liralık Varoluş

0

Yirmi Beş Liralık Varoluş

Saksının birinde gördüm kendimi,
her mevsime dayanıklı,
dikkatli,
bir o kadar da tedirgin.
gökyüzü bekler mi beni?
bulut sevinir mi,
ıslak gülüşünü bırakırken yaprağıma?

Korkmuyorum,
ya da öyle sanıyorum hâlâ.
buruşuk bir sıkıntı,
her sabahtan topladığım,
her akşama emanet bıraktığım.
her gün başka bir insan kılığında
bir dekor taşkınlığı,
içi ıvır zıvır dolu insanlar…
bir yanıt arıyorum,
toplarken merdivendeki diyalogları.
bir yanıt arıyorum eskimiş tren yolculuklarında.
arıyorum,
görünüşte kararsız,
içimde paslanmış bir telaşla.
bir solukta kapattım gözlerimi
insan satıcılarına!

Eski bir fotoğrafı dişliyor tırnağımdaki dizeler.
bir sese benzetemiyorum geçmişi.
alın üstümden bu asmaları…
iskelenin saçları yağmura yakalanmış.
öyle üşüyorum ki
ellerim, tırnaklarım, ayaklarım
birbirinden habersiz.
doğacak bir çocuğu bekliyor annem,
yılmamış annelikten.
benimse hiç vaktim yok,
kendimle bile, kendime bile!
dünyanın biri;
acı ve güzel.
ellerimin elleri de yok.
çok eski bir yorgunluk,
elimdeki tetiğin adı bu!

Zayıflayan gülüşüme portakal dilimliyorum mutfakta.
çay demliyorum arada,
arada seviyorum yalnızlığı,
arada
yitirilmiş bir evin kapısıyım.
karnımda kasılıyor dizeler,
hem uyanık,
hem diri,
hem tuhaf.
sevinçsiz uykuların
ağızlarına birer karanfil bırakıyorum.
donuk,
ölüme yakın.
ne sığdırabilirim ki kısacık günlere,
kısacık, kısacık günlere…

Mor bir topa sapladığım iğneyi
bir cam fanusa koydum.
tasarlasın, pazarlasın diye kendini,
parlattım yüzünü,
ruhumdan ses verdim mor kanatlarına.
limon filesinde portre satan bir adamla karşılaştım,
tam 25 TL.

Eski bir ceketi var dostumun,
dostumun da eskileri bunlar.
Didem abla şahane sofralar kuruyor ona.
orada nasıl duruyor gökyüzü,
bana anlat bunu bir ara…
parça parça görüyorum
sırçaları dökülmüş aynalarda kendimi.
kimsenin aralamadığı bir kapıyım,
her gün buluştuğum günceler bunlar.
uzun metrajlı bir alışkanlık;
en yakın yeri,
en uzak yeri,
bitmeyen yeri,
bitecek yeri…

İçimde birbiriyle konuşan melankoli,
durulmamış bir anı.
her bulduğum taşta çiziyorum ayaklarımı,
yanıyor değince suya.
mekik gibi dokuyor kendini selyara.
ne çabuk ölüyor akşamlar,
ne çabuk toplanıyor sabah.
ne çabuk, ne çabuk…
kendi kendini boğazlıyor bu kent,
sevgisizliğin çoğul hâli,
ve en çok da
birbirini unuttuğu…

Karnım açtı,
patates kavurdum cimri patronun mutfağında.
cebindeki aynaya baksa
itibarlı yolcu sanır kendini.
içimden elimi sallıyorum,
sanki baharı o yetiştiriyor.
masasında karışık ızgara ve ahtapot,
çöp ve plastik karışımı bir rüya.
çok fena kokuyor ortalık!
yakındır Tanrı’nın taşları…

Bir düğmenin iliğinde unutulmuş kıyamet,
masanın altında çoğalıyor ayakkabılar.
bir çatalın dişlerinde asılı pazar sabahı,
ceplerini ters çeviriyor ölü bir takvim.
kimsenin giymediği bir gölge
merdivenlerden iniyor,
koltuğunun altında
henüz doğmamış bir pazartesi…

Yirmi Beş Liralık Varoluş

Yazarın (Hüsniye Sakar) diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.
KorsanEdebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.
Görsel: Hüsniye Sakar
Çizim ve illüstrasyon çalışmasıdır.

– Yirmi Beş Liralık Varoluş

440 Puan
Yazarın Profili

Birbirinin içinde yaşamayı sürdüren iki ayrı varlığın ortak anatomisi. Biri diğerinin eksik organını taşır. Kimi zaman aynı hücrede çoğalır, kimi zaman kendi bütünlüğünden koparak yabancı bir dokunun içinde kaybolurlar. Şairin şiirden, şiirin şairden ayrıldığı yerde başlayan şey bir yok oluş değildir. Parçalanmış bir varlığın, kendi dağınıklığında yeniden örgütlenme biçimidir. Sözcükler bu organizmanın dolaşım sistemidir. Her biri başka bir yaradan geçer, başka bir belleğe tutunur. Anlam bazen pıhtılaşır, bazen kendi damarlarını parçalayarak bilinmeyen bir boşluğa sızar. Ve bir yerde, birbirini çoktan yitirmiş parçalar, hangi bedene ait olduklarını hatırlamadan birleşir. Şiir doğar. Ama doğan şeyin şair mi, şiir mi olduğu hiçbir zaman kesinleşmez.

Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir