korsan kalem korsan medya alanya Anna Karenina / Lev TOLSTOY - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » AyCadısı » Anna Karenina / Lev TOLSTOY
Anna Karenina

Anna Karenina / Lev TOLSTOY

Anna’nın Hikayesi…

Bayanlar, Baylar!

Önce aşağıdaki cümleler ile empati kurun ve ilk aşkınızı düşünün lütfen… Aksi halde bu yorumu okumayın!

Evlisiniz… Ve çok güzel, oldukça havalı genç bir KADIN’sınız aynı zamanda! Dürüstsünüz zira yaşamınız boyunca dürüst olmamak için hiçbir nedeniniz olmamış. Cesursunuz, zira korkmamanız için gerekli bütün maddi-manevi şartların hepsi tam tekmil hizmetinizde… (Hadi Beyler! Kadın-sınız dedim… Korkmayın, bu sizi eşcinsel yapmaz !!!)

Oldukça asil ve köklü bir aileden gelip, genç, hatta çocuk denecek bir yaşta, fikriniz alınmadan sizden yaşça oldukça büyük biriyle evlendirildiniz. Kocanız da soylu biri. Soğuk, kuralcı, muhafazakâr ama yine de korumacı ve sahip olduğunu, işe yaramayacak hale gelene kadar asla bırakmayan, içten içe hırslı biri.

Cinselliğin ne olduğunu, hatta tutkunun tanımını bile bilmeden hamile kaldınız. Korunaklı malikanenizde çocuk sesleri çınladı. Artık tüm Dünya onun üzerinde dönüyor; minik oğlunuzun.

Kocanıza eşlik etmek zorunda olduğunuz balolar, subay kulüpleri, yarışlar, saçma dedikodu çarklarının döndüğü salon toplantıları, sırça köşkteki hayatınızın en önemli parçaları. Ne de olsa topluma ayak uydurmak gerekli… Siz de sizden bekleneni yapıyorsunuz. Her şey tıkırında yani!

Derken bir gün bu asalet ve sanat seviciliği akan aile toplantılarından birinde genç ve yakışıklı bir Kont ile tanıştırılıyorsunuz. O size vuruluyor… Siz umursamıyor, hatta görmüyorsunuz. Aklınız evde sizi bekleyen oğlunuzda…

Bir tren yolculuğunda Kont karşınıza çıkıyor yine. Bütün albenisiyle… Ama bu kez o gözlerini sizden alamıyor, siz ise kendi gözlerinizi bile isteye ona veriyorsunuz.

Eyvah!!!

Âşık oldunuz…

Siz, artık Anna Karenina’sınız…

Ve artık, dürüstlüğünüz, cesaretiniz ve aşkınız el ele tutuşmuş, kellenizi almaya karar veriyorlar. Zira evliyken ve çok sevdiğiniz bir çocuğunuz varken, hayatta insanın başına gelebilecek en güzel şey oldu ve ÂŞIK oldunuz… Bedelini ödeyeceksiniz tabii… Var mı öyle yağma?

Levin’in Hikayesi…

Hanımlar, bu kez biz kendimizi Levin Beyefendi’nin yerine koyacağız… (Kendisi Lev Tolstoy’un ta kendisi olurlar. Çekinmeyin, buyrun buyrun:)))

Kendi toprağında yaşayan, aklı başında, evlilik kurumuna son derece saygılı, dürüst ve güvenilir genç bir adamsınız. Anna’nın aksine siz asil değilsiniz ne yazık ki! Köylüsünüz ve çiftçilik yapıyorsunuz. Üretiyor, paylaşıyor, sizin topraklarınızda yaşayan onlarca insana sahip çıkıyorsunuz.

Bir gün ait olmadığınız bir yerde, karşınıza Kiti çıkıyor ve kalbiniz dakikada 180 atmaya başlıyor! Niyetiniz ciddi. Kendinize güveniyor ve küt diye evlenme teklif ediyorsunuz.

Ama üzgünüm… Siz, Köylü sınıftansınız… Oysa Kiti’nin ve annesinin genç ve yakışıklı asil Kont’la (Anna’nın Kont’u) ilgili planları var. Eh, haberiniz yok tabii. Ama şimdi haberdarsınız.

Boynunuzu büküyor, kaderinize razı oluyor ve sığınağınıza geri dönüyorsunuz çaresiz…

Kiti, Kont’u düşmüş kadın Anna’ya kendi eliyle kaptırınca hastalanıyor. Çare: Kaplıcalar. Duyunca olanı biteni, gururunuzu bir yana bırakıp, aşkınızın peşinden gidiyorsunuz yine… Sonuç: Elbette zafer!

Mutlu mesut yaşıyorsunuz hayatınız boyunca Kiti’ciğinizle. Her ne kadar Hristiyan bir Anarşist olsanız da, dini sorgulasanız da, Tolstoy’un içsel bunalımlarını dillendirseniz de bunlar sizin sadık bir koca ve iyi bir baba olmanıza engel olmuyor…

SON

Kısa… Kısa…

* “Anna Karenina’nın öyküsü trajik biçimde sonlandıysa, bunun adaletin yerine gelmesiyle uzaktan yakından hiçbir ilintisi yoktur.” Thomas Mann

* Roman; “Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” cümlesi ile başlar ve Rus Aile Yapısı didik didik edilir.

* “Her şeyi yazdım Anna Karenina’da, geriye hiçbir şey kalmadı.” Lev Tolstoy.

* İki erkek, bir kadın arasındaki aşkın baskın olarak anlatıldığı romanda Anna delirmenin eşiğindeyken, intihar ederek çektiği acılara, sorgulamalara ve vicdan azabına son vermiştir. Kocası onun başka birine âşık olduğunu bildiği halde verilebilecek en büyük cezayı vermiş, onu biricik oğlundan mahrum etmiştir. Cezanın azlığına kanaat getirmiş olacak ki, Anna’yı tüm talebine rağmen, boşamayarak, onu ait olduğu toplumun gözünde çok daha fazla küçük düşürmüştür. İntikam diye buna derim ben!!! Kont ise, Anna’ya olan aşkına esir olmuş ve genç kadının peşini bırakmayarak, onu kendisine mahkûm etmiştir…

* Şimdilerde moda olan: Tükenmişlik Sendromu 1877’lerde henüz icat olmamış ne yazık ki!

* Anna, ahlak kurallarına karşı çıktığı için değil, yüksek sosyetenin ikiyüzlülüğünü seçmediği için yasak aşkının cezasını çeken, kimsesiz bırakılmış bir ruhtur…

*Bu romanda coşku yoktur!

*Bu romanda gençlik enerjisi yoktur!

*Bu roman, kanatları daha doğarken yolunmuş, bir Kuğu’nun trajik öyküsüdür.

* Bu romanda, hiçbir gizi ve güzelliği kalmayana kadar ,AŞK didik didik edilmiş ve nihayetinde kendi bedeni ile ilgili karar veren Anna ‘nın nihai huzura ermesi sağlanmıştır. Anna’yı yargıladığı kadar, onu yargılayanları da yargılamayı başarmış Tolstoy bana göre…

* Anna Karenina yayınlandığında tutucu / gerici çevrelerce kadın kahramanın intiharı ayakta alkışlanmış, ilerici/aydın kesimler tarafındansa soğuk ve büyük bir sessizlikle karşılanmıştır. Oysa Tolstoy, Anna’ya intihar ettirerek, trajedilerle boğuşan kadın kahramanına hakkını teslim etmiş ve onu özgür kılmıştır. “Benim Bedenim! Benim Kararım!”

* Tolstoy ‘un tam 13 çocuğu varmış. Romanı yazarken, ki 1873’de yazmaya başlıyor, üç çocuğunu arka arkaya kaybediyor yazar. Çok sevdiği teyzesi de katılıyor bu keder dolu tecrübelere… Dolayısıyla Anna Karenina’da, Tolstoy’un özel yaşamına ait kara gölgelerin izlerine rastlarız sık sık…

* Anna Karenina Romanı; Tolstoy’un Toplum Ahlakı’nın üzerinde tepinmesidir.

* “Yaşamın yolunu olduğu gibi, ölmenin yolunu da kendimiz seçmeliyiz.” Hegesias

ANNA KARENİNA / LEV TOLSTOY

İletişim Yayınları

Çeviren: Ergin Altay

1035 Sayfa

Sevgiylekalın…:))

Hakkında Aycadısı

Merhabalar... Aslen Bursalı,İstanbul'da büyüyen,en sonunda da ANNE olabilmek için o koca, şişman,kart kentten arkasına bakmadan İzmir'e göç edip,her bişeye sıfırdan başlayan, cesur bir kocası olan,okuyup yazan,sanatın her haliyle ilgili bir yazma sevdalısıyım...Aynı zamanda da uslanmaz bir Romantik! Ve buradayım.Üretmek,paylaşmak ve fark yaratmak için. Şu an 12 yaşında olan oğlum Deniz'e ve güzeller güzeli tüm çocuklara daha güzel bir Dünya bırakabilmek için... Sevgiyi,saygıyı,hayatı,masumiyetin güzelliğini,sabrın erdemini ,paylaşmanın eşsizliğini soluyabilmek için... Buraya kadar okuduğunuza göre,şimdi birbirimize sarılıp,yüzümüzde kocaman bir gülümseme ile yeni hazineler bulmak için keşfedilmemiş adalara yelken açıp,KORSAN'lığa birlikte devam edebiliriz. Sevgiylekalın!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat