yeşilden
Şu hayatta hiçbir şeyden,
Hiçbir şeyden tüm takım ileride kalmışken onlar için de geri koşmak kadar zevk almadım.
Herkes kadar yorgunum,
Herkes kadar kızgınım ve,
Herkes kadar ellerimi dizlerime koyup iki büklüm olan biteni endişeli bakışlarla izlemek istiyorum.
Ama bir kötü şutun,
Bir yorgun anın,
Bir pervasızlığın bedeli topu ağlarda görmek olamaz.
Üstelik kalecinin yalnızlığını paylaşma fırsatı varken,
Herkes kadar bitkin olmaya hakkım olsa dahi geriye koşmamayı nasıl seçebilirim?
Ve itiraf edeyim, yara izlerini,
Her şeyini vermeyi,
Fazlası için yırtınmayı ve sakatlıkları seviyorum.
Bir seferinde başım dönerken devrildiğimde gülüyordum.
Birisi için,
Bir olmak için mücadelenin modası geçmiş olsa da içerisindeki o pırıl pırıl yüceliği görebiliyorum.
Hiçbir şey, nefes almak dışında hiçbir şey gerekli değil farkındayım ve biliyorum,
Biliyorum bensiz her şeyi yapabilir,
Her yükü sırtlanabilir,
O geç kalmışlık hissine rağmen ki insan kendi hayatına geç kalamaz sevdiğim,
Günü sızlanarak da, perişan olarak da olsa tamamlayabilirsin,
Yatağında veya yatağında,
Pişman veya keyifle,
Her şey geçer sevdiğim, hayatın kendisi dahi geçer ve gerçekten, insan ne kendi hayatına geç kalabilir,
Ne de her şeyin yanıtını içinde yahut dışında bulabilir.
Bazen dışarıda oturuyorum,
Birçok insanın oynadığı yalnızlık tiyatrosunun aksine bunu seviyorum ve ben daima tek başına olurum,
Asla yalnız değil.
Kalbimde olman bir yana,
Aklımda sen varken nasıl yalnız olabilirim,
Yalnız kalabilirim?
Kaldı ki dostlarımı ve ailemi bir kenara koyuyorum, unutmadan,
Çünkü benim için daima oradalar, biliyorum ve hepsini çok seviyorum.
Bende gördüğün o tüm güzelliklerin kaynağı bana verilen sevgi ve ben sana çok,
Çok daha fazlasını vermeye hazırdım.
Bir öpücük,
Bir gece,
Elini tutmak ve dolaşmak,
Bütün bunların aklımda yaşananların yanında ne kadar ufak kaldığını bilsen,
Gerçekten korkardın çünkü bir öpücüğün, bir gecenin beni nasıl gülümsettiğini,
Seni gülümsetmek için bana neler yaptırdığını görmüştün.
Ve çok,
Çok daha fazlası vardı,
Biliyorsun.
47. dakika.
Daha 13 dakika var.
Her şeyimi vermek zorundayım çünkü,
KOŞMUYORLAR.
Kimse geri gelmiyor,
Sen gelmedin,
Hücum hattında oynayan renkli kramponlu zibidi gelmiyor,
Yeteneklerini abartan ukala gelmiyor,
Dizlerim acıyor ve midem bulanıyor,
Dalağım şişti ve defalarca lifleri kopan sol bacağım beni zorluyor.
Sen gelmediğinde ben oradaydım,
Saçlarını kestirdiğini ben fark ettim.
Fark etmemek mümkünmüş gibi.
Kimse geride kalmayacak,
Geriye koşmam gerek,
Gidiyorum.
Yazarın (antropolog) diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.
KorsanEdebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.
– yeşilden
