Son Haberler
Anasayfa » Edebiyat » Pamuğum You Made My Day
You Made My Day

Pamuğum You Made My Day

“Görmemişim ben, yeşili de mi vardı?” dedi. Evet, dedim. Ben yeşili çok severim. İsterseniz hemen alıp geleyim size de. “Yok tatlım yorulma sen.” derken halini görmeliydiniz. “Ne kadar tuttu peki?” dedi tonton yanaklarını sallarcasına. Bu paket 6 dolar 45 sent, dedim. “Oo çokmuş!” dedi. Yüzündeki her bir çizgi güler mi bir insanın? Gülüyormuş. Gamzelerine sevgiyi saklamış insanların, çizgileri de tebessüm ediyormuş meğer. Bekleyin paylaşalım, dedim. “Aa yok canım…” dediler. Sakın gitmeyin uyuyamam, dedim. Bir elimle yeşil üzümün koca salkımını ikiye ayırmaya çalışıyorum. Herkes bize bakıyor. Ne tatlısın diyorlar bana. Ay bana diyorlar. Oysa annem dikenim derdi bana. Diken… Duysa güler mi ağlar mı bilemedim.

O iki pamuk, hiç de onlardan beklenilmeyen bir hızla çıkışa yöneldiler. Her şeyi olduğu gibi doldurdum poşete ve hızlı adımlarımla onların ayak izlerine basa basa gidiyorum. Birkaçından da uzun atlama yapmayı ihmal etmeden. Ah benim canlarım, canları tatlılarım. Hayata yeni başlamışlar sanki, dünyaya yeni gelmiş bebekler gibi gözleri etrafta. Her şeyi keşfetmekte bir daha bir daha, doyana kadar, doymayacaklarını bildikleri için tıka basa dolduruyorlar gözlerine etrafı.

Alışveriş arabalarına usulca eğiliyorum. Şeftali var, nektari değil. Çünkü yumuşak seviyor onlar. Karpuzun kocaman ve bütün olanı değil, çeyrek olanı. Canları çekmiş, ya bitiremezsek demiş olmalılar. Kiraz var bir avuç, iki tane avokado. Doğranmış marul, içinde salata sosu olanlardan. Hamburger ekmeği, yumuşacık, kolayca çiğnesinler diye. Bir salkım da kırmızı üzüm. Bizim oralarda kara üzüm diyorlar ama burada hep kırmızı gördüm ben onları. Bizim kadar kara değil onların hayatları, belki ondan kararmıyordur üzümler buralarda kim bilir?

Şeftalinin üzerine şapka gibi bırakıverdim yeşil üzümleri. Olanca hızımla arabama yöneldim. Her şeyi fırlatıp içine basıp gaza topuklayacağım tam manasıyla. Yan çaprazımdan biri bana koşuyor, gelme gidiyorum diyorum. Çok işim var. Bekle diyor. Pamuk dedeler koşmuyor benim memleketimde senin gibi diyorum, biri kanat taktı şimdi diyor. Ah yine o gülüş. Hayat dolu. Elinde bir paket. O ne diyorum. “Sen yeşil verdin ben de sana kırmızı vereceğim.” diyor. Çocuk koltuğunu görüyor. “Ah bir de çocuğun var, onun yemeye çok ihtiyacı var.” diyor. Ah be dedeciğim diyorum, pamuğum. Tam sarılacağım, ağlarsam diyorum. O da sarılmak istiyor biliyorum kolları yarı açık. Ben donuk. O iki elini dudaklarına götürüp öpüyor parmak uçlarını, üflüyor bana. Tutup taa içime, ciğerime buyur ediyorum. Ne zaman sarılmak istesem birine, çıkarıp öpücüklerimi kollarımın arasına alacağım.

Pamuk Nine’ye el sallıyorum. Onlar gidene kadar arkalarından bakıyorum. Sanki dedemi uğurluyorum. Gözyaşlarım süzülüyor yanağımdan. Çabuk gelsinler diye arkalarından döküyorum. İnsan tanımadığı birini özler mi? Özlüyormuş. Kişiler değil de duygular özleniyormuş. Başka birinde vücut bulabilen duygular ne şanslısınız, bugün bu duyguyu hisseden ben ne şanslıyım. Biri, birini sebepsiz mutlu etse, hiç beklenmedik bir zamanda, tanıdık ya da tanımadık, bir şey ya da bir kimse yüzünüzde bir tebessüme sebep olsa cümle şudur buralarda: “You made my day”. Günüme renk kattın deyin, beni mutlu ettin diye çevirin, beni ihya ettin de olabilir deyin. İşte size o an yaşadığınızın farkına vardıran bir duyguyu yaşatana ne diyecekseniz onu deyin ve çevirin Türkçeye.

Ben sadece “You made my day, guys” diyeceğim o iki pamuğuma. Pamuk gibi temiz kalabilmişlerime.

Hakkında özlem

Bileğinden sıyrılan balonun peşinden gitmekte...

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*