Kırıntılar
Eksilenler, eksildiklerini bilmeden
Akıp giden yaslara büründü…
Bir sokağın bozuk sathında
Dedikodu sofraları kuruldu…
Oysa ben denizin en hırçınıyla boğuştum
Karın beyazıyla yoğruldum
Bilmezdim,
Kundaklara sarılıyken kundaklandığını ömrümün…
Şarkılarla ninniler karışıp ağıtlara dönüşünce
Uyandım,
Derin bir uykudaydım…
İnsan; ete kemiğe, dişe tırnağa ve bolca kıla bürünen
İnsan; inandırıp kendini yaratılanların en mükemmeli olduğuna
İnsan; deşmekle meşgulken kainatı
Bir rüyayla uyanıp bir kabusla kuşandım…
Bir civciv nasıl ki sevmiyorsa kabuğunu ve
Hiç konaklamamış gibi bakıyorsa o beyaz kalsiyum karbonat ve sair minerale
İnsan da öyle garip, öyle acımasızca bakıyor kendine dair olana
Ve üçe beşe bakmayıp acımadan en temiz duygularını katlediyor
Tanımadığı yüz, tanımadığı el, tanımadığı kalp onunla birlikte sürükleniyor
Ve ne yaparsa yapsın kurtulamıyor gerçekten…
Gerçek; senin gerçeğin, benim gerçeğim, onun gerçeği olup çıkıyor yola
Gerçekler çatışıyor farklı semtlerde, farklı ülkelerde ve sınırlarda…
Eksilenler, eksildiklerini bilmeden
Yakıp giden yangınlara dönüştü…
Bir sabahın hüzünlü sessizliğinde
Çer çöp başrollere büründü…
Oysa ben temiziydim sofraların
Kırıntılar bıraktım bölündükçe
Çoğaldığımı zannediyordum
Bilmezdim;
Kırıntılar kırılıp un ufak olup
Tozla sevişir
Toza dönüşürmüş…
Yazarın (KorsanKalem) diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.
KorsanEdebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.
– Kırıntılar

