Geri Bakış – Edward Bellamy

Bellamy’nin bundan 130 yıl önce yazdığı kitapta, kapitalizmi ve sınıflar arasındaki uçurumu benimsemiş bir bireyin düşünce yapısının, hipnoz ile uyuduğu bir gecede gördüğü rüyayla nasıl değiştiğini vurguluyor. Buradan uyku problemlerinin yaygın olduğu bir çağ olabileceği çıkarımı yapılabilir. West’in uyandığında hayran kaldığı Boston, ağaçlarla gölgelendirilmiş uzun caddelere; heykellerden ve çeşmelerden oluşan meydanlara; irili ufaklı zevkli binalara sahip büyük ama ferah bir şehirdir. Ticari kullanımların farklılık gösterdiği bir organizasyon vardır. Günümüz alış-veriş merkezlerine benzer yapılar, çarşı kültürünü ve hatta alıştığımız alışveriş kültürünü yok etmiştir. Yeşil ve temiz bir çevreden bahsedilmektedir. West, uyandığı dönem ile kendi dönemini karşılaştırır ve çeşitli sorular sorar. Bu sorulara Dr. Leete’nin verdiği cevaplar ise düzenin nasıl olduğuna dair bizi aydınlatır niteliktedir.
Kitapta, insanlar sadece mutlu olduğu işte çalışır, eğitimde eşitliğin ve esnekliğin sağlandığı bir sistem kurulmuştur. Ancak bu kafamızda bazı soru işaretlerine sebep oluyor: “Yapılması zorunlu işler, yapmak isteyen kimse olmadığı için yapılamayacak mı yani?” diye sormadan edemiyoruz. Gerçekleşmesi dâhilinde bu bir ütopya değil aksine distopik bir duruma dönüşebilir. “Günümüzde ne satmak ne de satın almak diye bir şey var; ürünlerin dağılımı başka bir şekilde gerçekleştiriliyor. Bankacılara gelince, para kullanmadığımız için böyle bir eşrafa da ihtiyaç duyulmuyor.” Günümüzdeki kullanımından farklı ama kredi kartına benzer bir şeyden bahsediyor Bellamy. Anlıyoruz ki bugün planlamada önerdiğimiz çoğu mekâna gelecekte ihtiyaç duyulmayabilir. Bir sonuca varmak gerekirse; bir bölgeyi, şehri, mahalleyi planlarken sadece bugünün koşullarını değerlendirmemiz doğru bir yaklaşım değildir. Bellamy sistemin kalbi sayılan mesleklerin dahi süreç içinde kaybolabileceğine değiniyor.

West; aslında, insanların düşünce yapısının değişmediği sürece sistem kusursuz dahi olsa sorunların çözülemeyeceğinden bahsediyor bize. “İnsanlarının, kendilerini, aynı ailenin çocukları gibi hissettiği ve herkesin birbirini koruduğu bir şehrin rüyasını görmüştüm” diyerek bencil bir toplumun yer aldığı düzeninin yarattığı sorunları bariz bir şekilde gözler önüne seriyor aslında. Yaşadığı dönemdeki mağazaların amacının israfı desteklemek olduğunu ele alan Bellamy, romanıyla tasarrufun önemini anlatıyor. Özetlemek gerekirse bu ütopya, işbölümünün önemini vurgulayarak bencil bir toplum düzenini paylaşan ve üreten, zamana kıymet veren bir toplum haline dönüşmesini umut ederek toplumun ahlaki yapısının nasıl olması gerektiğini anlatıyor. Bellamy, mücadeleden vazgeçmeyenlere, çaresizce başını öne eğmek istemeyenlere “Başka bir dünya mümkün” mesajını veriyor.
Konuklarımızın diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.
Bizleri instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Geri Bakış – Edward Bellamy
