korsan kalem korsan medya alanya Annemin Elleri - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » Edebiyat » Annemin Elleri
annemin elleri

Annemin Elleri

Güneşten mi yoksa ayazdan mı karardı ellerin anne? Hayatı parmaklarına nasıl da işlemişsin, yaşını çoktan geçmişsin. Parmağında asılı halka beyazlara bürünmüş çoktan, sen hep hamur yoğurmaktan dersin ya. Nasıl da hamuru tokatlar gibi yoğururdun anne? Alamadığın hınçlarını mayaladığın hamurdan mı çıkarıyordun? Niçin ellerin bu kadar yumuşak anne? Oysa hiç krem sürmezdin. Hatırlar mısın beyaz lastikle, kaşlarımı saç diplerimle buluştururcasına sıkı bağladığını. Yatağa yatmadan çıkarırdım lastiği çok acırdı anne biliyor musun? Neyi kimi boğardın anne?

Bayramlarda baklava bezelerini iki elinle açardın. Çok şaşırırdım, senden alamamışım bu meziyetleri. Kocama yazık mi şimdi anne? Hamaratlık yemeklerine ayrı bir lezzet katıyordu. Sonra erişte yapışın aklıma geliyor. Sıcağa katlanamayıp yemenini sıyırıverişin. Nebahat Abla’nın “Kız Seher, Türkan Şoray gibi kadınsın ha!” demesine dudağının hemen üstündeki ben kadar gülerdin. Kaderine miydi bu yarım tebessümün? Seni en çok Selvi Boylum Al Yazmalım’daki Asya’ya benzetirdim ben. Onun, o arada kalışı ve emekten yana oluşu hep senin hakkını ödeyemem dediklerine boyun eğişin gibi gelirdi. Onun kadar güler, ondan çok ağlardın ama.

Hamurun üzerinde bıçağı dans ettirdiğin “tık tık”ların ritme dönüştüğü anlar var bir de. Neleri kesip atıyordun sofra bezine kim bilir? Kimler ince ince doğranıyordu bilenmiş bıçakların altında? Anne, Özge’yi pırasayla dövmüştün bir kez. Pazar arabasını kaldırmana yardım etmemişti. Pırasa mevta olmuştu. Niyeyse Özge hep gülerek anlatır ve “Nasıl da ziyan ettirdim pırasayı sana!” der hâlâ. “Dayak yiyor bir de gülüyor. Allah’ım sabır ver!” derdin. Oysa bana hiç dokunmamıştı ellerin öyle. Ya sıvışmayı iyi bilirdim ya da birilerine yamardım. Bir de küserdim. Küsüp konuşmayacağımdan mı, yoksa haykırışlarımdan mı çekinirdin anne? “Senin dikenlerin var.” demiştin bir kez. Herkes önce bir düşünüyor sana bir şey demeden, demiştin. Anne, hayat neler getiriyor insana ve ben o dikenlerin meyvesini yedim hep biliyor musun? İnsanlar mesafeyi sever anne ve onlara emek verdiğini de unutur, senin bildiğinin tersine. Birinin seni cepte görmesi seni hiç acıtmadı sanıyorsun değil mi anne? Oysa dökülen her dişin, ağaran her telin haykırırdı anne, sen duymazdın.

Mutfakta hep iyiydin. Sebzeler nelere dönüşmüyordu ki kavruk ellerinde. Titriyordu yerleştirirken ellerin patlıcanı dolaba. “Niye yaptım Özge’ye?” diye miydi anne? Yoksa nasıl ev döndürecek kaygısından mı? Benim kocam hiç baklava istemedi anne, erişte de. Hamur bile yoğurdu biliyor musun anne? Tarhanalı ekmek yapacakmış. Ne rahatlar için değil mi şimdi bunları duysan. Ya da şaşırır mısın kıllı ellerinin hamurun üzerinde gezinmesine damadının? Senin kadar işlemedi ellerim, ondan mı seninki kadar yumuşak değiller anne? Şefkat mi eksik dersin?

Şimdi ayrıldığım gün geldi kahvesi senden yadigar gözlerimin önüne. İçimde minik kızım, öptüğüm elinin sıcaklığı dudaklarımı yakmıştı. Arabaya binmeden koşup kendine, bağrına basarken sırtımdaki elin “Yaparsın!” mı demişti? Doğurursun da büyütürsün de merak etme demeni ne çok bekledim. Ee hep “Nasıl ana olacak bunlardan?” derdin burnunu kıvırarak. O minik benin konuştu sanki ve “Yaparsın.” dedi hissetmiştim. Doğurdum ve büyüttüm anne, sen de gördün ya. Ondan mıydı ilk gelişimizde beni dizine yatırıp saçlarımın dalgasına bırakman kendini? Uzun parmakların hamuru gıdıklıyordu sanki. Ben göz ucumla kızıma, sense telveni üzerime dökercesine bana bakıyordun. Anne, ne zaman erişte yaparız ki bir daha seninle? Birlikte kesip atar mıyız hayatın bize dayattıklarını? Söyleyemesem de sana, sanki benim de boğup doğramak istediklerim var. Anne, sen yine de krem sür arada ellerine. Yoğrulacak hamur kaldı mı hayatında? Bırak mayalansın, bir yoğuran bulunur anne. Geldiğimde sofra bezine neler koyacağız kim bilir? Sen günleri sayma anne. Ben sana söyleyeceğim.

Hakkında özlem

Bileğinden sıyrılan balonun peşinden gitmekte...

4 yorum

  1. Hikayende baştan sona yoğun bir duygu hakim. Güzel bir anne ve güzel bir anlatım biçimi. Yüreğine ve kalemine sağlık.

  2. İçim ezildi okurken. Herkes bi sınavdan geçiyor şu hayatta. Kimi aileden, kimi evlattan, kimi eşten, kimi işten çekiliyor imtihana. Konu başlıkları verilen sınava çalışsak ne fayda. Yine kalıyoruz sınıfta. Demek ki geçmek değil önemli olan, itibarı korumak. Evet içinde dert var öykünün belli, lakin çok şerefli. İşte mesele bu. Derdinize sağlık…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat