Anlayabilmek
Bir şarkı insana ne kadar şey hissettirebilir? Kaç duygu bedenine değer geçer? Kaç duygu ruhunun derinliklerine sirayet eder? Sesi titrerken acıdan, şarkıyı söylemek için daha ne kadar yorar kalbini?
Alelade bir akşamda bir şarkı dinledim. Hem de hep dinlediğim şarkılardan birini dinledim. Aslında ezbere söylediğim bu şarkının sözlerini sanki ben ilk kez duydum, ilk kez anladım. Bu şarkının kelimelerini ben ilk kez ruhumun derinliklerinde kanayan bir yerimin olduğunu fark ederek dinledim.
Hayatta bu değil mi? Bakıyoruz ama görmüyoruz; duyuyoruz ama dinlemiyoruz, dokunuyoruz ama hissetmiyoruz. Ve işte ben, en sonunda hayatın içinden alelade bir insana dönüşürken, insanoğlunun en kötü özelliklerini almaya başladığımı fark ediyorum. Ve kalbimin düğümüne bir düğüm daha ekleniyor. Dünyanın kalp atışını duyamıyorum. O kadar çok dünyevi dertlerle, boş işlerle uğraşıyorum ki, ben artık hayal dünyama giremiyorum. Sanki dünya beni sindirmeye çalışıyor ama ben varlığımı dik tutmak için daha büyük bir mücadeleye giriyorum. Oysa ne demiştim “Sevgili Derin” yazım da; “dünyayla mücadeleye girme onunla oyun kur”
Şarkı diyorduk, Sezen Aksu’nun bir şarkısı çalıyor pikapta; ani bir kızıllık bütün vücudumu sarıyor. Ben yıllar sonra Sezen’in ne demek istediğini anlıyorum. Ve anlamak beni yıpratıyor. Şarkıya eşlik etmeye başlıyorum. Fakat her kelimesi kalbime öyle ağır geliyor ki, gözyaşlarım dökülüyor. Aman diyorum, “Tarık hiç paylama, bırak ağlayayım, bırak ıslansın yüzüm. Çok dokunuyor Tarık. Dur, boğazımın düğümü bir açılsın, bir açılsın bülbül gibi söyleyeceğim. Tebessüm ediyorsun, ne hoşsun, görüyorum.”
“Çocukluğun mu uzak yıldızlar mı?” sorusu geliyor aklıma. Çocuk bana sorulan ve umursamayarak verdiğim cevap eşlik ediyor anılarıma “Tabii ki yıldızlar”… Soruyu soranın gözlerinin dolduğunu hatırlıyorum, “Benim için, kendi çocukluğum uzak güzel kızım” deyişini de. Artık anlıyorum. Kendim, şu an nerede çok merak ediyorum. Yıldızlar nerede biliyorum nasıl gidilir biliyorum ama kendim. Gerçek ben nerede?
Aslında her sorun anlamamaktan, anlayamamaktan, anlaşılamamaktan doğuyordu. Fakat şu an anlamak bana öyle dokunuyor ki, sanki kalbimin üstüne oturan bir ağırlık sol tarafımı aşağı çekiyor. Dik duramıyorum ve çöküyorum. Ben çökünce dünya beni daha rahat sindirmeye çalışıyor. Allah kahretsin her şeyi anlıyorum. Tanrım bu bir ceza mı? Bana şiirler, şarkılar, şairler armağan etmiştin ve ben bir rüzgarla onları hep çevremde hissediyordum. Fakat şu an bir çölün ortasında tek başımayım ve rüzgar esmiyor. Rüzgar esmeyince ne ben şiir duyuyorum, ne şair görüyorum ne de kalbimde Tarık’ı hissediyorum…
Şarkı devam ediyor…
Öteki olabilmeyi,
Yerine koyabilmeyi,
Geride durabilmeyi öğreniyorsun…
En çok geride durabilmeyi öğrendiğim için kendime çok içerliyorum. Çünkü ben Sevgili Derin’e, “İstemediğin hiçbir şeyi sessizce kabul etme. Gerekirse yeri yerinden oynat, öyle kabullen” demiştim… İstemediğim çok şeyi kabulleniyorum. Kabullenmek, dipsiz kuyu, geride durmak insanın kendine en büyük saygısızlığı… Sevgili Tanrım ben galiba iyice o insanoğluna benzedim. Yaptım, bunların hepsini kendime yaptım.
“ ‘Dünyanın en zor hissi, kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur.’ (Dostoyevski okumanı öneririm.) İstemediğin bir yerde bulunarak ruhuna ihanet etme.” demiştim Sevgili Derin’e. Şu an istemediğim ruhumun reddettiği birçok yerde duruyorum. Buna fedakarlık deniyormuş ve yapılan fedakarlıklar elbet gözükmüyormuş. İnsan kendinden vermemeli…
Ve böylece kendimden benliğimden uzaklaştım. Ben başkalaşınca tavırlarım da değişti. Bu yeni beni, dünya hemen kabullendi. Dünya elbet kabullenir, milyonlarca aynı tek düze sindirilmiş insana bir insan daha katılıyor. Onun için hava hoş, fakat ben; bir türlü sahip çıkamadım bu yeni duruma. Yerimi yadırgadım, huzursuzlandım ve yine farkına vardım…
Bu hayal dünyası yazarak var olmuştu ve ben yazmayarak yok etmiştim. O zaman şimdi her şeyi yıkmanın ve her şeyi yeniden doğurmanın tam zamanı…
Yazarın (Simay Kurtoğlu) diğer yazılarını da okuyabilirsiniz.
Korsan Edebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.
– Anlayabilmek
