Anasayfa » Hayatın içinden » İç Sesimin İncelikleri
iç sesimin incelikleri

İç Sesimin İncelikleri

Bir süre sonra hayat, sadece yakınmadan ibaret hale geliyor. Geçen her günü yakınmalarımızla uğurluyoruz. Bir sorunu işaret etmek, o sorunun giderilmesini sağlamıyor. Sadece bir sorunu işaret etmiş oluyorsun. Senin gibi milyonlarca insan, milyarlarca sorunu işaret ediyor. Ama kaç kişi, sorunun çözümü için çaba sarf ediyor? O çok bilindik fotoğraf var ya, hani bir kazının etrafındaki işçilerin fotoğrafı… Gerçekten de bu hayatın her anında gerçekleşen bir olgu haline gelmiş durumda! Bizim çabalarımız körelmiş, enerjimiz tükenmiş, hevesimiz kaçmış… Bir şeyleri yapmaktan kaçınıyoruz. Bu bir şeyler; bizzat sorumlu olduğumuz görevler adeta. Ama görev ve sorumluluk almaktan kaçınıyoruz. Her şey önümüze konulsun istiyoruz. Milyon dolarlar, beğeniler, alkışlar, bol takipçiler, efsane lakaplar, ilahi yakıştırmalar, hayran mektupları ve daha nice şeyi düşlüyoruz. Hayallerimiz öyle büyük ki, o hayallerin büyüklüğünün korkusu sarmıyor içimizi. Çünkü biliyoruz, “Bir gün, bizi keşfedecekler. Anlayacaklar bizi bir gün… O altından tahtta, oturmamızı bekleyenler var…” Hayır! Bu mümkün değil… Eğer buna inanıyorsan, inanıyorsak; dünyanın en mutsuz insanı olma yolunda emin adımlarla yürümektesin, yürümekteyiz…

Hiç kimse, hiçbir güç; seni, beni, bizi o tahtta oturtmayacak! Kimse beklemiyor bizi… Dünya, bizle ya da bizsiz dönmeye devam edecek! Hiç kimsenin umurunda bile değiliz. Ve hiçbir şey yapmamaya devam edersek, bu böyle sürüp gidecek…

Kendi adıma, ötelediğim her şeyi gözden geçirdim bu son dönemde. Hayatın kötü yanlarına takılı kalıp kötümser bir yaşam sürmekten de sıkıldım artık. Siyasi tartışmalar, günlük aksilikler, yaşanan onlarca kaos… Hep vardı bunlar. Hep var olacaklar. Eğer hayalimin peşinden koşmayıp bu hüzün merkezlerinin döngülerine takılı kalırsam, hiçbir şeyi değiştiremeyeceğim! Artık bunu biliyorum. Uzadıkça uzayan romanımı bitirmeliyim. Diğer roman taslaklarıma sıranın gelmesi gerekiyor. Şiirlere dönmeliyim mesela… Yazmayı sürdürdüğüm film senaryosunu ete kemiğe büründürmeliyim. Bunlara zaman ayırmazsam, yakınıp durursam ne değişecek? Ötelediğim her şey, gün gelecek ıstıraba dönüşecek. Bunu hak ediyor muyum? Bence hayır! Bunu kimse hak etmez!

O halde bahaneleri bırakıyoruz! Yapmamız gerekenlere odaklanıp bir bir yapıyoruz. En azından o büyük hayallere ulaşmak adına, bir karınca hassasiyetine bürünüp elimizden gelen ne varsa mücadele içine giriyoruz. Başka yolu yok çünkü… Var olduğunu iddia eden varsa, oturup konuşalım. Ama sakın, “Sistemler belirlenmiş, sınırlar çizilmiş, kurallar konulmuş, …” diye başlamayın lafa. Kalbinizi kırarım 🙂

İşte başladı hikayemiz… Bu metinler, uzunca bir süre devam edecek. Yani öyle planlıyorum. Kimi zaman dertleşme babında, çoğu zamanda hayata dair incelikleri kapsayacak şekilde ve bazen de kişisel duyurular, öneriler gibi içeriklerle çeşitlenecek. Okuyanlara ufak bir soluk alma olanağı sunmayı amaçlıyorum. Hayatın inceliklerini fark etmenin önemini, birlikte keşfedebileceğimiz şeyleri ve günü anlamlı kılmayı amaçlayan yazılar topluluğu olacak “İç Sesimin İncelikleri”. Umarım bir yerlerden tutunuruz birbirimize. Çünkü iler tutar yanı yok bu dünyanın…

Hakkında KorsanKalem

Bir düşü gerçekleştirmek üzere çıktığımız yolda, hayatı idrak edebildiğimiz ölçüde yansıtmaya çalışıyoruz. Bu yolda bizlere eşlik eden tüm dostlara bin selam olsun. Yorulacağız ama durulmayacağız; zira yazmak boynumuzun borcudur.. KorsanKalem

Bir yorum

  1. Farklı bir düşünce ve herkesin gözünü kaçırdığı tertemiz hakikatler. Kalemine sağlık şef. Hayatın incelikleri güzel başlamış oldu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*