Son Haberler
Anasayfa » Çiğdem İskent » Kral Oidipus | Sofokles

Kral Oidipus | Sofokles

Selâmlar!

Yıllar önce, Antigone ile birlikte okuduğum ve oyunlarını izlediğim bir Antik Yunan tragedyası Kral Oidipus.

Yazarı Sofokles’i, “doğal yetenek, üstün zekâ, güçlü fizik, yakışıklılık, şans, uzun ömür” bileşimi diye tanımlıyor oyunun çevirmeni Güngör Dilmen.

Onun zamanında tiyatro şenlikleri yapılırmış. 123 oyunla tam 30 kez tiyatro yarışmasına katılıp 24 birincilik almış. Kalan 6 yarışmada da ikincilik almış. Günümüze sadece 7 oyunu ulaşabilmiş.

Kral Oidipus oyunu, Thebai Üçlemesi’ nin bir bölümü olmakla birlikte ayrı ayrı da okunabiliyor. Çünkü “Her tragedya kendi içinde bir bütün” diye belirtiyor Güngör Dilmen. Neymiş diğer ikisi; Oidipus Kolonos’ta ve Antigone…

Geleyim Kral Oidipus’a… “Yazgı” dediğimiz şeyi ister eski Yunan’da tanrılar fısıldamış olsun isterse de günümüzde yaşarken olsun, ne kadar güçlüyüz onu değiştirmeye?

Kaçamayız… Bilemeyiz… Değiştiremeyiz…

Thebai Kralı Laios ile Kraliçe İokaste’nin kulağına, “yeni doğan oğulları büyüyünce babasını öldürecek, annesiyle evlenecek ve ondan çocukları olacak” kehaneti ulaşır. Bundan sebep Kral Laios, doğan oğlunu ayaklarını topuğundan birbirine çivileyerek Kithairon Dağı’na bırakır ki ölsün…

Ölür mü? Ölmez tabi ki, ölürse oyun olmaz di mi ama… Onu bir çoban kurtarır ve çocuğu olmayan Korinthos Kralı Polübos ile Kraliçe Merope’ye teslim eder…

Hani deriz ya bazen “iyilikten maraz doğar” diye… Ölse miydi bebek Oidipus, Kithairon Dağı’nda acaba?

Geldik gene YAZGI meselesine. “Akacak kan damarda durmaz” durumu… Çok etkileyici bir oyundu cidden. Fazla yazarsam okumanızın tadı kaçar… Okuyun olur mu?

Ne diyor oyunda: “Son gününü görmeden yaşamın sınırını acısız aşıp öteye geçmeden hiçbir insana mutlu demeyelim.”

Doğru ama acı çekmeden, olgunlaşır mı insan, arınır mı içindeki kötülüklerden? Acılarımız, arınmamıza ve daha iyi bir insan olmamıza giden çile taşlarımız mı? İşte böyle deli sorular soruyorsunuz kendinize. Kaderden kaçılır mı? Oldum diye övünme, mutluyum diye gönenme diyesim var. Sanırım akışa teslim olmak en iyisi. Ancak yine de Kral Oidipus gibi bir yazgı dağlara taşlara diyorum.

Acılarımızdan ders, huzurumuzdan güç alarak Hades’e varalım. Sofokles’i de görürüz orada belki. Pek çok bilgece diyaloglar içeren bu oyunu ister okuyun ister izleyin diyorum… Elçiye zeval olmazmış, sevgimle ilettim.

NE ÖĞRENDİM?

Neden tragedya deniyor? Çünkü tragedyalarda koro olurmuş ve o korodaki kişiler keçi ayaklı kişilerden oluşurmuş. Adı buradan geliyor. Tragonya keçi demekmiş… Bu keçi ayaklı kişilerin maskeleri varmış, oyuna göre değişirmiş; yaşlı kişiler, kadınlar, atlı kişiler olurlarmış. Hayal kırıklığına uğramadım desem yalan; etkisi büyük koskoca tragedya yahu, keçi kelimesinden mi geliyormuş yani diye bir burun kıvırmışlığım oldu azizim

ALINTILAR:

“Can üstüne can uçup gidiyor göçmen kuşlar gibi.”

“Eylemin kendisinden korkmayan, sözünden hiç korkmaz.”

“Gelecek kendinden gelecek, ben onu şimdi sessizliğe sarıp sarmalasam da.”

“Gerçek, onu bileni güçlü kılar.”

“Dürüst adam zaman içinde belli olur, ama sen bir düzenbazı bir günde tanıyabilirsin.”

Hakkında çiğdem iskent

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*