Ölümün
  1. Anasayfa
  2. Öykü
Trendlerdeki Yazı

Ölümün

0

Ölümün

Ölümün ben akşam yemeği için soğan doğrarken geldi. Soğandan yanmış gözlerimden dökülen yaşları elimin tersiyle silmeye çalışırken sen tekinsiz sokaklarda tek başına kendini savunmaya çalışıyordun. Hayaller, hayallerimiz, ortak bir gelecek kurma hayalimiz herkesten, bütün bu saçmalıklardan kaçma hayalimiz. Benim hayalim aslında. Senin de direnmem, bana, annene, babana, yeri geldiğinde tüm haksızlıklara karşı direnmen. Küçükken de böyleymişsin dik başlı, başına buyruk. Annen ne derse karşı çıkarmışsın, o koca gözlerini annene doğru açıp kıstığın dudaklarının arasından usul usul konuşurmuşsun. İnsanın içini yakan bir fısıltıyla. Seninle tanıştığımız o yağmurlu Ankara akşamında da böyle fısıltıyla konuşmuştun bana. Seni seviyorum diye fısıldamıştın kulağıma eğilerek. Bense kaçalım demiştim, seni tüm kötülüklerden korumak istercesine, başına geleceklerden habersiz.

Ölümün bir köşe başında geldi, taşlarla sopalarla. Yedi adam, ellerinde sopalar. Dar bir sokak, kapkaranlık, sessiz. Ay yoktu o gece tıpkı bu gece olduğu gibi. Göğsünde bıçak darbesi yatarken karanlık gecede, ben pilav pişiriyordum sen seversin diye. Özenle kavurdum şehriyeleri yakmadan, pirinci ekledim sonra, tam kararında oldu hafif diri, tam ağzına layık. O günden sonra her akşam pilav var soframda bir tabak da sana ayırıyorum mutlaka.

Ölümün bir gece yarısı geldi, buz gibi yatağımda sensiz kendimi ısıtmaya çalışırken. Tek göz odalı evimde, o kış çok soğuk geçmişti Ankara’da. Bilirsin insanın içine işler İç Anadolu soğuğu. Kömür azalmıştı, sadece akşamları yakıyordum. Tüm gün sokaklarda vakit öldürüyordum. Tıpkı bir zamanlar seninle yaptığımız gibi Karanfil’de yürüyordum. Eski sahaflarda gezdim tüm gün, satır aralarında seni aradım, eskimiş, sararmış kitaplarını kapaklarını kaldırdım bir bir. Tozlarını silkeledim, kendilerine has kokuları seni hatırlattı. Sonra onu gördüm kitap yığının en altında. Elime aldım, bana aldığın ilk kitabı, 1984. Oku bu kitabı demiştin bana, o gün geldiğinde hazırlıklı olmalıyız. Okuyamamıştım, fazla sıkıcı, fazla karamsardı bana göre. Ama sana söyleyemedim, o kadar hayrandın ki bu kitaba. Saatlerce anlatıyordun, bense hayran gözlerle seni izliyordum. Şimdi ise sanki aradan asırlar geçmiş gibi, koca bir ömür geçen, insanlar değişti, sokaklar değişti, şehirler değişti, bir sen değişmedin sevgilim yaşın hep yirmi dört. Gelmeyecek yirmi beş yaşın ve benim yaşlılıktan titreyen ellerim, Karanfil’de bu karlı Ankara gününde bu eski kitapçıda buluştuk tozların arasında. Bu sefer okuyacağım kitabını söz sana, satır satır ezberleyeceğim.

Mahallede çocuklar top oynuyor, tıpkı senin bir zamanlar bu sokaklarda oynadığın gibi. Mutfak penceresinden bakıyorum soğan doğrarken. Mevsim yaz, okullar tatil, sokaklar çocuk seslerinden geçilmez artık. Dün pazara gittim, hâlâ aynı yerde kuruluyor biliyor musun? Kıpkırmızı domatesler aldım, mis kokulu. Artık onlardan bulamaz olduk. Pazarcı çocuğu sana benzettim. Aynı koca gözler, kısacık saçlar, konuşurken saklanamayan heyecan, mahcup gülümseme. Senin koşarak çıktığın yokuştan çıktım bugün, dizlerim ağrıdı, belim koptu, birkaç kere durup dinlenmek zorunda kaldım. Ah gençlik, bir zamanlar ceylan gibi sekerdik oysa ki! Bahçede kirazlar oldu, komşulara dağıttım çoğunu. Çocuklar üstlerini başlarını batırarak yedi. Koşarak gittiler sonra oynamaya, bense baktım arkalarından tıpkı o gün senin arkandan baktığım gibi. Merak etme demiştin bana, gözlerinde daha önce hiç görmediğim bir kararlılıkla. Söz vermiştin geri dönecektin, daha önceleri yaptığın gibi alnımdan öpmüştün giderken.

Gittiğinden beri ev aynı, tek çivi çakmadım. Perdeler aynı, dolaplar aynı, mobilyalar aynı. Bir misafir gibi yaşayıp duruyorum burada senin hayaletinle. Saçlarım beyazladı, cildim kırıştı, gelmez zannettiğimiz yaşlılık geldi buldu beni. Arkadaşlarımız da değişti, iyi ki göremedin saf değiştirdiklerini, seni sırtından bıçakladıklarını. Tek değişmeyen sevgilim onca yıl içinde duvardaki saat hâlâ aynı zamanı gösteriyor. Senin benden koptuğun saati. O günden beri saat hep on…

ölümün

Yazarın (Zeyno) diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.

Korsan Edebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.

Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

– Ölümün

Paylaş
İlginizi Çekebilir
Kendine Ait Bir Oda

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir