Son Haberler
Anasayfa » Deneme » Konuk Yazar Nazlıcan Kılınç – Sayın Büyükler!
çocuklar

Konuk Yazar Nazlıcan Kılınç – Sayın Büyükler!

Sayın Büyükler!

Evet yazıma sevgili büyüklerim diyerek başlayamadım. Sevgi ve büyük sözcükleri yan yana pek anlamlı gelmiyor artık bana. Sevgi hangi sözcük ile anlamlı biliyor musunuz? Çocuk! Sevgili Çocuklar! Bakın nasıl da güzel oluverdi. Çocuk sevgiyle var olur. Sevgiyle yoğrulur. Tabi ki ben sizlere nasıl çocuk yetiştirilir bundan bahsetmeyeceğim. Ben sadece içinizdeki çocukla konuşmak istiyorum. Son zamanlarda o kadar çok büyükle karşılaştım ki. Dert oldu büyümek bana ve ben de söz verdim içimdeki çocuğu yaşatmaya.

Ben bir öğretmenim, henüz düşlerime ve o ışıl ışıl gözlere kavuşmuş değilim belki ama ben bir öğretmenim. Size söylemek istediğim birkaç şey var sayın büyüklerim. Neden bu kadar büyümek istiyorsunuz, neden o çocuğu bastırıyorsunuz da yaşatmıyorsunuz? Dünya’nın çok yerinde çocuklar ölüyor, acımasızca öldürülüyor bunlara üzülüyoruz değil mi? Biz bari içimizdeki o çocuğu yaşatalım. Çocuklarımız bakımsızlıktan da ölüyor değil mi? İşte burası dünya! İçimizdeki çocuk bizden bir bardak su bile istemiyor biliyor musunuz? O sadece sevgi istiyor, huzur istiyor. İnanın istediklerini vermek o pahalı oyuncakları almaktan, gösterişli kıyafetler giydirmekten daha kolay. Nasıl mı?

Hadi biraz düşleyelim. Sokakta bir çocuğa denk geldiniz mesela. Ona kaşlarınızı çatarak bakmayın ona boş boş hiç bakmayın. İlla ki bir yerlerde bir çocukla göz göze geliyorsunuzdur. Ona gülümseyin. Sadece gülümseyin ve uzun uzun gözlerine bakın, o ışıltıyı göreceksiniz. İşte o an içinizdeki çocuk onunla arkadaş olacak. Sizin de en yakın arkadaşınız o yaşamasına izin verdiğiniz çocuk olacak. Bir çocuğu mutlu etmek onun sadece fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak değildir önce buna inanalım. Ona çok pahalı bir oyuncak alsanız bir süre sonra sıkılır bırakır ama gösterdiğiniz o sevgi onunla bir ömür yaşayacak. Sevgi parayla değil, mutluluk dolarla değil sayın büyüklerim! Bırakın kendinizi o çocuğa, emanet edin kendinizi eminim ki bir kere tadına varınca o emaneti geri istemeyecekseniz. O çocuğun gözlerindeki ışıltı tüm bedenimizi saracak, o an güzelleşecek dünyamız.

Ben korkardım bir çocuğun gözlerine bakmaya. Kaçırırdım bakışlarımı, utanırdım karşısında kocaman olduğum için. Şimdi iyi ki korkmuşum diyorum, kendimi buldum onların ışıltıyla bakan gözlerinde. Aslında ne kadar da ufak bir kız çocuğuymuşum. Uyandı içimdeki çocuk. Her gün onu sevgiyle besliyorum aman bana küsmesin diye. O benim en yakın arkadaşım. Umudum! Bir büyükle tartışırsınız der ki “Çocuk musun sen ya, senin yaptığını ilkokul çocuğu yapmaz!” Evet yapmaz değil mi? O çocuk karşısında nefret püskürten bir büyük görmeyi de istemez. Büyükler! Bırakın büyümeyi, iki dakikanızı ayırın düşlemeye. İki dakika arının bu ayki faturalardan, dolardan, ay sonundan. O çocuğa sevgi verin, arının dünyadan. Dünya düşleyince güzel, düşleyince bir sürü çocuk; ışıl ışıl o gözler!

 

Bir de şarkımız olsun düşlerken: Yeni Türkü-Başka Türlü Bir şey

 

 

Hakkında Misafir

Bir yorum

  1. Batuhan Ilgaz

    Sevgili Nazlı öğretmenim, yazdığınız yazı da son dönemlerde çevremde gördüğüm belki de en büyük eksikliği dile getirerek duygularıma tercüman oldunuz. Yazınızdaki samimiyetiniz ve üslubunuz kalbimi ısıttı ve insanlığının tekrar bunu başarabileceğine dair umudumu yeşerttiniz. Yazılarınız umarım daim olur. Başarılarınızın devamını dilerim.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*