Anasayfa » Edebiyat » Ekmeğin Kıyısında Annem
ekmek

Ekmeğin Kıyısında Annem

Ekmeği tırtıklama bakimm, demiş annesi, annem küçükken. Bir kez demiş ve o bir daha ekmeğin ucunu bölmeye gitmemiş. Evet sadece bir kez demiş annesi. Ekmeği yeme demiş yani. Ve o da yememiş. Hiç. Bana bunu söylediğinde ben minik kızımı dizimde oturtup annemin yaptığı tam buğday unlu ekmeği yediriyordum. Köşelerinden de ben yiyordum. Onun dişleri yoktu henüz. Bir de ekmeğin köşeleri çok lezzetli olur bilir misiniz? Mesela ben, sabahları annem ekmek almaya gönderdiğinde köşelerini yiye yiye gelirdim eve. Annem de yeme şu ekmeği öyle, böl de ye derdi. Sonra dilini ısırırdı hemen. Anlamazdım. Ama ben yine de hep yerdim. Belki de ben yediğim için annem söylemeyi bıraktı. Pes etti desem yeridir. Ama eminim ki onun gibi yemeseydim o ekmek otururdu kalbine. Farkında olmadan kalbine ağırlık olmadığım için mutlu oldum şimdi.

Ekmeğin ucundan biri yerse, sonra kardeşleri de gelip bölermiş. O böldü, bu böldü derken ekmek kalmazmış. Karnım kıyılmıştı, dedi annem gözlerinden koca damlaları yuvarlarken. Evet o koca elli sekiz yaşındaki kadın çok acıkmıştım, diye ağladı. Tam kırk yedi yıl öncesine gidip ekmek dolabından elini hızla çekmiş gibi yapıp kollarını göğsünde kavuşturdu. İnsan, tanımadığına kızamıyor da. Şimdi anneanneme küfür edesim geldi. Oysa ben hiç küfretmem. Ama teyzemden duymuştum birkaç kez. Anneanneme kızınca diyordu. Çok cimriydi be, falan deyip saydırıyordu. Annemle, küçük dayım da kadını hortlatacaksın be abla, hiç değilse bir Fatiha oku deyip bıyık altından gülüyorlardı. Anlıyorum ki şimdi vaktiyle söyleyemediklerini birinin deliliğe vurup dile dökmesi içlerini gıdıklıyordu. Teyzem de bismillah deyip, yarım yamalak okuyordu bir şeyler. Allah rahmet eylesin de doğruya doğru, diyordu arkasından âmin yerine. Sonra çay faslına geçiliyor, unutulup gidiyordu otuz yedisinde mezara giren kadın.

Ama annem, bugün torunu öyle benim dizlerimde onun pişirdiği ekmeği yerken bir ömür kadar geriye gidip bıraktığı ekmeği alıp kaçıyordu buraya. Dedem pazardan almış. Aslında ben öyle sanıyordum onlar “pazar ekmeği” derken. Oysa bakkaldan alınan altına kâğıt yapıştırılan düz ekmekmiş işte. Şimdi kimsenin yüzüne bakmadığı ekmek ne kıymetliymiş o sıralar. Ondan olsa gerek, annem yiyeceğimiz şeylere hiç ses etmedi. Çoğu zararlı olsa da cömertliğini gösterdi, esirgemedi. Bilseydi onlar zararlı yine de verirdi sanki. Ruhumuz yaralanmasın isterdi. Bilmem belki de vermezdi. Niye veriyim yani Bahar, sen de beni amma şey yaptın da diyebilirdi. Annesine söyleyemediklerini bize saklamış meğerse canım annem. Dili açılmış anlaşılan.

Annemin niye makarnayla, pilavla ekmek yediğini anladım ben. Bakmayın siz onun çok lezzetli oluyor, dediğine. Yiyemediği ekmeğin köşesini tırtıklıyor o yıllardır. Aynı lezzeti veriyor mu bilmem. Ama ekmeksiz doymadığı ortada.

Hakkında özlem

Bileğinden sıyrılan balonun peşinden gitmekte...

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*