Son Haberler
Anasayfa » Edebiyat » Kovadaki Balık
balıkcık

Kovadaki Balık

“Beni bu tatlı uykumdan uyandıran deprem müsveddesini asla unutmayacağım. Heeeey biri gökyüzünü kapatmış; söyleyin çekilsinler oradan, orası benimdi. Benim kalacak, ne istiyorsunuz benim okyanusumdan, denizimden suyumdan,” diye kendi kendine söylenirken birden bir gürültü daha koptu. Az daha intiharın eşiğine gelmiş üstelik çok da korkmuştu. “Ben sanıyordum ki intihar kendi kendine yapılan bir şey fakat pek ala başkası da intiharınıza gönül rızanıza bakmadan karar verebiliyor. Benim canımın hiç mi değeri yok şu hayatta be,” “Yok tabi ne sandın,” diyen iç sesine de çıkıştı bir yandan, karanlıkta göz gözü görmüyordu. Bugün defalarca kaza yapmış, kafası bir davulunki kadar büyük ama boyutu hâlâ yassıydı.

-Ben eskiden böyle miydim ya, bir sürü arkadaşım vardı maceradan maceraya koşardık. Mesela bir gün haddini fena halde bilmek isteyen birinin oltasına büyükçe bir ayakkabı takıp, boşalan yemi dört bölü bir oranında afiyetle midemize indirmiştik. Tabi her zaman böyle olmuyordu. Bazen gazi ve şehit verdiklerimizde olurdu. “Yahu bu nedir sarsıntıdan midem ağzımda ama ben bunu unutmam,”. Kaçınılmaz sonu unutmak olan ama bir türlü bunu kabullenemeyen bir balıkçıktım nihayetinde. Bu yüzden benim cümlelerim “ben bunu unutmam”la biter. Kırk kere söylemeyi deneyeceğim geçen banktaki kırmızı bereli kızdan duymuştum. Uçuşan sarı bukleli saçları, kırmızı burnuyla pek bir üşümüş göründü gözüme “Hadi evine git,” dedi içimden bir ses. “Ben sazangillere tabiyim de böyle atlarım her şeye olur olmadık,” O sanki bilmeyecek ne zaman gideceğini. İçimdeki sesle Birinci Dünya Savaşı böyle başlamıştı. Tek arkadaşım oydu benim, geçinemezdik yalan yok ama en kralı da oydu. Hep korktum beni bırakıp gitmesinden. Bir sıkımlık canım olduğunu hatırlatıp duran densizin teki olduğunu da hiç unutmadım. “Ben bunu unutmam söylemiş miydim?”

Mekânsal değişimler çoğu zaman yeniliğe işaret edip, mutluluk hormonu salgılanmasına yardımcı olurken, bazen içinden çıkılması zor cinnetlere de sahne olabilir. Yani taşınma eylemi her zaman iyi bir şey ile sonuçlanmıyor. Geride bıraktıkların arkandan geliyorsa, gidemiyorsun mesela, gitmek istemediğin de olmuyor değil. Sonuç mu; gidiyorsun nihayetinde bir yerde sabah olurken, başka bir yerde uykuya dalıyor martılar.

Etraf çok karanlık burnumun ucu kara parçası, yukarısı beyaz mavi karışımı bir şey sanırım. Sallanmaktan içim dışıma çıktı. Hey yavaş olsana biraz hassas biriyim ben sonuçta, böyle kabalıklara gelemem. Ooo yine müzik buna hiç karşı koyamıyorum çok duygusalım, üstelik bu şarkı yalnız kalmış diğerlerinin içinde sanki kimsesiz gibi onca kalabalığın arasında, tıpkı benim gibi yalnız yapayalnız. Günlerden perşembe ve benim adım hâlâ “kovanın içindeki balık”. Eğer başımı kaldırırsam öleceğim. Kaldırmazsam sürünmeye devam. Evet, ne istediğimi sormadılar bana, hoş sorsalar söyleyecek miydim? Şunu herkes unutuyor, sorular illa ki cevaplanmak için gelmedi yeryüzüne. Mesela benim bir cevabım yok. O zaman başımı kaldırıp öleyim, hayır hayır bu çok kolay olur. Acılar içinde olmalıyım, yoksa birazdan unutur muyum?

Hakkında zeynep

2 yorum

  1. Batıni

    Çoook iyi. Bahsedilenler vücud bulup koşturmaya başlıyor sanki, öyle bir his doğdu okurken. Kalemine sağlık.

  2. İronik bir durum hikayesi oldu. Teşekkürler yorum için.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*