korsan kalem korsan medya alanya Dedemin Çiçekleri ve Ben - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » Edebiyat » Dedemin Çiçekleri ve Ben

Dedemin Çiçekleri ve Ben

Bu, ben değilim ki diye topuklarımla yeri delercesine tepinmiştim babaannemden kalan halının üzerinde. Dedem gözünün ucuyla halıya bakmıştı. Çiçeklerle bezenmiş halıda babaannemden başkasını görmüyordu eminim. Bana içerlemiş de olabilir ama ses etmedi. Baktı ben deli danalar gibi tepiniyorum. Sekiz yaşımdaydım. Dişlerimden üçü düşmüş, ikisi sallanıyordu. Hırsımdan iki dişim birden düştü o gün. Elma değil, şeftali yedim epey. Tıpkı dedem gibi. Bir de çok acıdı dişlerim. Dedeminkiler de acıyor mudur ki? Sanıyor ki insan; büyükler acıkmaz, acımaz, ağlamaz belki. Onun acıyan başka yerleri vardı belli. Hele ben tepinince çiçekli bostanında, neler olmuştu kim bilir yumruk büyüklüğündeki sıcak kalbinde.

Babam, dedem olmasa bağırmıştı kesin. Ama içinden “La havle” çektiği besbelli. Ben sınırları zorluyorum ama o da ses etmiyor dedem gibi. Kızım falan diyor dişlerinin arasından, ama ben ıslık duyuyorum. Siler, yeniden yaparız falan diyor. İzi kalır diyorum. Boyarız diyor. Belli olur diyorum. Pastel boya kullanırım, merak etme, diyor. Son cümlesi artık sabrının taşmak üzere olduğunu kâğıda ispat edince bir yaygara daha. Köşesinden kafamın koparılmış olduğu bir kâğıt parçası elimde. O, artık ben değilim, hiç değilim hem de. Resim defterimin son sayfası. Ertesi güne yetişecek bir mutlu aile tablosunda ip atlayan ben. Sanki ipi boynuna dolanmış da üzerine sulu boya dökülmüş gibi. Dalga dalga.

Babam, ayakta, kapıya doğru hamlede. Gidip bir boy daha resim defteri almak için… Ben burnumdan çıkardığım sümükleri babaannemin çiçeklerine yaprak yapıyorum. Dedem o köşeden beni izliyor, gözünde iki damla, elinde otuz üçlük akik tespih. Kasketini yere attığı gibi “Ali, kızı da götür, hava alsın.” diyor. Burnundan bir avuç buhar çıktı gördüm. Sümüklü parmaklarımı yalayıp babamın avcuna bıraktım. Yüzüne ne giymişti ki babam o gün? Hüzün mü, öfke mi, mahcubiyet mi? Dedem kızgındı ama, hatta çok öfkeliydi. Kasketi de yere düşürür gibi yapmıştı ama. Ben anlamıştım. Kızdığından atmıştı. Bağırmamak için. Kasketi dövmüştü.

Deden gibi insanları sev, demişti babam yolda. Çok sev hem de. Başka da bir şey konuşmadık. Defteri aldık, babam beni ip atlarken çizdi. Pastel boyayla boyadık. Gökyüzü açık mavi. Köşede iri gövdeli bir ağaç. Altında üç sandalye. Karıları ölmüş iki adam ve sekiz yaşında beş dişi dökülmüş bir kız. Ben ip atlıyorum. Onlarsa gökyüzüne bakıyor. Neden insanlar onları acıtan cümleleri hep göğe uçururlar? Ben başımı eğip topuğumla eziyorum. Çünkü olmayan dileklerimi ve onun önündekileri.

İnsan otuz yıl sonra hatırlıyor bazı şeyleri. Bir çeyrek yüzyılın üzerine bir de kızının beş yaşını ekliyorsun. Henüz dişi dökülmemiş. Onca yıl aklına gelmeyenleri, içine çomak sokarcasına hatırlatan ne ola ki? Masanın üstünde beyaz kağıtlar, fırça darbeleriyle gökkuşağına bezenmiş bir örtü, yarısı su dolu bir bardak. Mora bezenmiş rengi. Halının üstündeki fırça bir yanda, bardak bir yanda yatıyor. Islaklığı bir şeye benzeteceğim, ses etmiyorum. Çığlığımı haykıracağım, ama kime? Kolum çarpıyor. Kızımın değil. Onu al git, hava alsın diyeceğim kimsem yok. Göğe dikiliyor atıkların rengimi çaldığı gözlerim. Hep bir şeylerin artanıyla yetinen ben, sahip olduğuma sıkı sıkı sarılıyorum. Tepinen yok topuklarıyla halıda. “Çiçeklerini suladım babaanne.” diyorum. “Örtünü bir kız çocuğu gökkuşağına bezedi anne.” diyorum. Ve tıpkı babamın da dediği gibi, dedem gibi seviyorum insanları. Şimdi o koca ağacın altına adını gökyüzüne üflediğimi, kendimi, kızımı ve eşleriyle birlikte yitip giden sevdiklerimi çiziyorum. Renklerine kızım karar versin. Madem bazı şeyler çok geç hatırlanıp, manaları anlaşılıyor. Bu da benim ona bir dersim olsun. Tıpkı babamın bana verdiği ilk ders gibi.

Hakkında özlem

Bileğinden sıyrılan balonun peşinden gitmekte...

5 yorum

  1. Betimlemeler güzeldi. Hikayede konu bakımından da kendini okutan bir konu hakim. Ayrıca sonuç kısmında baş karakterin belli bir zaman sonra maziye dönük hitap etmesi güzel hikayene güzellik katmış. Kalemine sağlık.

  2. Dedeler gibi sevmek insanları… İçinde dede geçen her hikâye kutsal olmalı diye düşünüyorum. Yüreğinize sağlık, kaleminize kuvvet!

    • Teşekkürler Ece. Dedeler pek bir kıymetli torunlarına. Dede-torun ilişkisi araştırmalara konu olmalı bence:)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat