korsan kalem korsan medya alanya Allah Affetsin, Biz Asla - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » Ali Can » Allah Affetsin, Biz Asla

Allah Affetsin, Biz Asla

Bir insanı kendi boşluğunda yok edebilecek tek cümle vardır: “Allah’a emanet ol!” Çok geçmedi. Tam yedi ay önce, Yekta’yı bu salonun ortasında asılı bulmuştum. Evin kapısı dar ve uzun bir koridora açılıyor. İçeriye girdiğimde yan daireden yükselen Ceylan’ın sesi, kocasının attığı tekmelerin sertliğinde duvarlara çarpıp tekrar Ceylan’ı kırıyordu. Yekta ile birçok kez kapılarına dayandık. Ceylan’ı her defasında kocasının arkasında gördük. Onun, lambanın üzerinde ölmeyi bekleyen kelebekten tek farkı vardı: Eceliyle değil, kocasıylaydı. O kapının eşiğinden bize doğru bir adım gelebilseydi dünyada ki bütün adımlar birleşir ona uzanırdı, ama bu kadınların tek ortak noktası var: bağırsalar zulüm, bağırmasalar zulüm.

Salona girip pencerenin önünde duran tekli yeşil koltuğa oturdum. Uzanıp pencereyi araladım. Çünkü en sevdiğim mevsim olan sonbahar gelmişti. Ceketimin yakalarını yukarıya kaldırıp sigaramı yaktım. Dakikalarca, sabahlara kadar Yekta ile sohbet ettiğimiz ikili koltuğu seyrettim. Sonra yerimden kalkıp yatak odasına geçtim. Yatağın üzerine oturdum. Bir tane daha sigara yaktım. Ceketimin yakalarını indirdim. Toplu olan saçlarımı açtım. Uzanıp buradaki pencereyi de araladım. Üflediğim duman tekrar yüzüme çarpıyordu. Aklıma yan dairedeki Ceylan geldi. İçerisi iki taraftan rüzgâr aldığı için kapılar çarpınca da Yekta… İrkilip ayağa kalktım. İçimden helva yapmak geldi, ama öncesinde Yekta’nın en sevdiği şarkıyı başlattım. Mutfağa gidip helva yaparken, Ceylan’ın sesi şarkıyı bastırmaya başladı. Müzik çaların sesini biraz daha açtıktan sonra sigaramı yaktım. Bu sırada kapı çaldı. Hızlı adımlarla kapıya doğru gidip bekledim. Bir kere daha çaldı. Biraz daha bekledim. Bir kere daha çaldı. Kapının kolunu indirirken Ceylan şöyle bağırdı: “Beni kurtar!” Hızla Ceylan’ı içeriye alırken arkasından kocası geldi. Ceylan’la beraber sırt sırta verip kapıya dayandıysak da içeriye girmesine engel olamadık. İçeriye girdiğinde karşısında iki asker gibi kalakaldık. Artık Ceylan ile beraber bir kurtuluşumuz yoktu ve burada ölecektik. Ne okunmuştu ne de üflenmişti, fakat helvamız da hazırdı. Ellerime sağlıktı. Allah taksiratımızı affetsindi, ama önce bu adamın ölmesini isterdim. Aklımdan hiçbir şey geçirmedim. Dönüp Ceylan’ın suratına baktım. Gözaltlarına dokundum ilk önce. Daha sonra yırtılan kazağının altından görünen kızarıklıklara baktım. Ceylan birden dizlerini kırıp yere oturdu. Bizi öldürmemesi için kocasına yalvarmaya başladı. Ona susması için bağırdığımda kocası elindeki bıçağı boynuma dayadı. Ceylan bu defa sustu. Sıra bir şekilde sizden geçtiyse susmayı tercih edip izlersiniz, ya da ister ağlarsınız, isterseniz gülersiniz. Çünkü artık aynı tarafta değilsinizdir. Zaten bu esnada Ceylan evin kapısını hızla üzerimize kapatıp kayboldu. Birazdan katilim olacak kişi ile baş başa kalmıştık. Boynuma dayadığı bıçakla ufak bir çizik atıp, arkasından Ceylan’ın peşine düştü. Elimi boynumun kanayan yerine bastırdım. Onu durdurmak için arkasından yürümeye başladığımda kapıyı açtığını gördüm. Aynı anda elinde başka bir bıçakla Ceylan kapının eşiğinde duruyordu. Sanki bu defa ben Ceylan, o da Yekta ile kapıya dayanan ben olmuştu. Yani o an bir olmuştuk. Ceylan ne yapacağından emindi ve gözünü hiç kırpmadan kocasını üç kere bıçakladı. Gözlerimizin önünde devrilen kocasını ezip yanıma geldi. Beyaz tülbentini kanayan boynuma bastırıp dedi ki: ‘”Senin bana verdiğin sırt bir dağdır. O dağ bana güçtür.’”

Kapıyı kapattık. Ben Yekta için helvayı kaşıkladım, Ceylan ise kocası için. Allah belki affedebilir, ama biz asla…

Hakkında ali can

yazar (eva, geldiler)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat