Bu yol
“Bu yol,
bizi nereye götürür bilinmez
Bilinmez bu yolun sonu…”
Hangi telaşla, hangi amaçla, kimlerle, nereye doğru çıkıldı bu yola? Nerede ayrıldık, nereye varacaktık? Aklımda ağır bir yara var; yola çıkmak için hazırlanırken bir başıma kaldığım ve her şeye rağmen o yola çıkmaya karar verdiğim bir an… Yaramın kabuk bağlamasını bile beklemeden, usul usul akan kana inat çıktım o yola… Sanırım kervan yolda düzülecekti. Çok şey yaşandı. Çok yaralar kabuk bağladı. Şimdi benim olmayan bir masada, şehri tepeden izlediğim bir kulede bu cümleleri yazmak garip geliyor… 10 yıl olmuş… Dile kolay… Çok şeyin değiştiği koca bir 10 yıl…
Bir buluşmamızda sessizce masanın etrafındakileri seyrederken “İşte bu yüzden çıkıldı bu yola” demiştim. Bu masanın etrafında hiçbir zaman bir arada oturmayacak bu kalabalığın samimi sohbetlerine ortak olunca mutlu olmuştum. Bu mutluluğum zamanla çeşitlendi. Başardıklarımız, pek çok şeye inat başardıklarımız hafızamda derin yerler kaplıyor. Umudumu ateşliyor…
Toplumsal olarak yaşadığımız kırılganlıkların; yazma dürtümüzün kırılmasına, motivasyonumuzun olumsuz etkilenmesine sebep olduğu gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Fakat bir çıkış yoluna da ihtiyacımız var. Bu günlerde bunu düşünüyorum. Bu yüzden bu yazıda 10 yıl güzellemesi ya da eleştirisi yapmayacağım. Eğrisi ve doğrusuyla 10 yılı aştık. Bu günlerde iyiliği düşünüyorum, iyiliğin gücünü… Bu gücün farkında olmadığımızı da düşünüyorum. Farkında olup harekete geçmeyişimizi ya da geçemeyişimizi… Kötünün pervasız saldırılarına hiçbir etkisi olmayan tepkilerimizin bizi sürüklediği derin sessizlikten kurtulmak zorunda olduğumuzu biliyorum. İyiliğin, iyilerin bir araya gelip ortaya çıkaracağı büyük gücün farkına varmamız için çabalamamız gerektiğini de biliyorum. Bildiğim, farkına vardığım ne varsa iyiliği yüceltmek ve bir araya getirebilmek için çabalayacağım.
Tabii öncelikle üzerinde derin bir ölü toprağı olan güzel dostlarımla başlamak niyetindeyim. Bu bölüm ekibimize bir sesleniş. Siz okuyucular için de dedikodu sayılabilir… 16 kişilik bir ekibe sahibiz. Uzun zamandır kimseden haber alamıyorum. Bunun sorumlusu ben de olabilirim. Çünkü benim de sesim soluğum duyulmuyor. Birçok plan yapıp pek çoğunu gerçekleştiremeyince haliyle bağlılıklar zayıflayabiliyor. Hayat koşuşturmacasında yaşananlar da eklenince bu zayıflamanın bir sorumlusu olduğunu söylemek doğru olmaz. Ama büyük sorumluluk yine de bende… Bundan dolayı tüm ekip arkadaşlarımdan özür dilerim. Bağlılığımız artacaktır. Kopuşlar ise umarım yaşanmaz. Çünkü önümüzde yapılacak çok şey var. Buna yürekten inanıyorum…
Uzun zamandır neyi yapıp neyi yapmak istemediğimi düşündüm. Bu sebeple artık dergi çıkarmak -basılı ya da dijital- istemiyorum. Verdiğimiz emeğin karşılığını alamadığımız gibi zamanımızı da boşa harcıyoruz. Sitemizde yayınladığımız yazıların çok daha fazla okuyucuya ulaşması için birtakım çalışmalar yapmaya karar verdim. Bunların bir kısmını da hayata geçirdim. Ayrıca logomuzu da değiştirdik. İlerleyen günlerde ekibimizin büyümesi ve sitemizin daha aktif bir hale gelmesi için çalışmalar yürüteceğim. Korsan Edebiyat’ın “Hayat’a dair” kısmının daha hissedilir olmasının yararlı olacağını düşünüyorum. Elbette pek çok şey daha yapılabilir. Bunları da ekibimizle beraber düşünüp gerçekleştireceğiz.
Geçen onca yıl, verilen onca emek… Hayat bizi nerelerden getirip nerelere götürüyor… Yaşıyoruz; acısıyla, tatlısıyla, sevinciyle ve hüznüyle… Kuruduğumuz yerden tomurcuklanmayı, düştüğümüzde kalkmayı ve geleceğe umutla bakmayı bizden çalamayacaklar…
Çok şey öğrendim geçen on yıl boyunca…
Yazarın (KorsanKalem) diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.
Korsan Edebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.
– Bu yol


Kosan Edebiyat dergisi takip ettiğim dergiler arasında bir numara Çalışanları ve yazarları kutluyorum. Umarım yoluna hep devam eder.