Aynadaki Yaşlı
  1. Anasayfa
  2. Öykü

Aynadaki Yaşlı

Yazan: Suzan Aynal

3

Aynadaki Yaşlı

Bilmezler yalnız yaşamayanlar
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.

Orhan Veli Kanık

Yaşlı adam gıcırdayan bahçe kapısını açıp yağmura rağmen sokağı izlemeye başladı. Bekliyordu. Belki bu sefer gelirlerdi. Üstündeki ince hırka ve topuklarına bastığı ayakkabılar çoktan yağmura teslim olmuştu. Etraf sessizdi, hava kararmaya yüz tutmuştu. Yaşlı adam kararlıydı onları beklemeye. Soğuğa rağmen içeri girmek istemiyordu. Sanki ısrarla dışarıda beklerse bu sefer geleceklerdi.

Muharrem marketi kapatıp eve doğru giderken sırılsıklam olmuş amcasını görünce şaşkınca, “Amca hayırdır, bu havada n’apıyorsun kapının önünde?” diye sordu. “Onları bekliyorum. Bu sefer gelecekler biliyorum,” diye cevap verdi. Muharrem iyice çökmüş amcasına acıyarak bakıp, “İçeride beklesen daha iyi, yoksa bu havada zatürre olacaksın amca,” dedi. “Bu yıl gelecekler elimi öpmeye. Biliyorum, torunlarımı da getirecekler. Beni çok özlemişlerdir,” dedi ihtiyar adam. Muharrem amcasının söylediklerine inanmayarak sordu: “Telefon mu açtılar geleceğiz diye?” İhtiyar adam bunun üzerine “Yok ama kızım da oğlum da gözümde tütüyor.” diye cevap verdi.

Muharrem kuzenlerini tanıyor sayılmazdı, amcası onları terk ettiği için kasabaya pek uğramazlardı. Bu bayramda da geleceklerini hiç sanmıyordu. Muharrem’in babasıyla -çok ılımlı bir insan olmasına rağmen- mal mülk yüzünden araları açılmıştı. Gençliğinde çok aksi olsa da yılların yalnızlığıyla biraz yumuşamıştı.

Üç saat dışarıda bekledikten sonra tir tir titreyerek eve girdiğinde sobanın ateşi iyice sönmüştü. Oysa yaşlı adam ne sobanın sönen ateşinin farkındaydı ne de kendi ateşinin çıktığının… Yavaş yavaş üstündeki ıslak giysileri çıkarmaya başladı. Kulağı hâlâ sokaktaydı. Belki bir araba gelir, bahçe kapısının önünde durur diye bekliyordu. Islakları sobanın borusunun tellerine astı. Üstüne kuru bir şeyler almak için yattığı odaya doğru yarı çıplak giderken hâlâ titriyordu. Koridordaki buzlu cam gibi görünen eski aynadan bir ses geldi. Durdu. Konuşan aynaya baktığında kendi gençliğini gördü. “Ne oldu gelmediler mi yine? Ne sandın, en son geldiklerinde kovmuştun çocuklarını unuttun mu? Dili uzun, eli uzun bir aşifte için analarıyla birlikte geceyarısı sokağa attığını ve ne yerler, ne içerler diye bir daha asla sormadığını unutmamışlar,” diye gülerek alay ediyordu. Yaşlı adam, “Hatice beni hiç sevmemişti, çocuklar için katlanıyordu bana,” dedi aynayla konuştuğuna şaşırarak. “Sus bir de mazeret arama,” diye azarladı adamı. “Sana katlanmak kolay mıydı? Kadının ağzı vardı dili yoktu. Zühal aşiftesinin üstüne mallarını yaparken bile kadın sesini çıkarmadı. Abinle bile aranı bozdu o kadın. Sen hâlâ hayal kur gelecekler diye. Çok beklersin ihtiyar.” Yaşlı adamın gözleri dolmaya başladı. “Yeter, yeter artık rahat bırak beni. Anladım iyi bir insan değilim,” diye isyan edip odaya kaçtı.

Bayramın ikinci günü de beklemeye devam etti. Akşama doğru ümidini yitirmeye başladı. Bahçe kapısından eve girdiğinde hava iyice kararmıştı. Direkt aynanın önüne geçti. Bu sefer o konuşmak istiyordu aynadaki kendinle. “Onları arasam…. Ben de insanım, pişmanım, çok hatalar yaptım desem, gelirler mi?” Aynadaki genç hali, “Analarının tedavisi için para istediklerinde bir kuruş bile vermedin, hatta kapıdan kovdun onları ihtiyar. Anaları ölmüş. Sen olsan affeder miydin kendini?” diye sordu sakince. İhtiyar adam yutkundu. Boğazı düğümlenerek, “Asla affetmezdim,” dedi sessizce.

Bayram biteli birkaç gün olmuştu. Yağmur bir türlü dinmemişti. Muharrem bahçenin önünden geçerken amcasını kaç gündür dışarıda görmediği için işkillendi. Zili çaldı. Kimse cevap vermeyince içine iyice şüphe düştü. Omzuyla kapıya var gücüyle yüklendi. Amcası paramparça ayna kırıkları arasında yüzükoyun yatıyordu.

İstanbul Aralık 2025

 

Yazılarınızı korsanedebiyati@gmail.com‘a gönderebilirsiniz.

Korsan Edebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.

Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

– Aynadaki Yaşlı

Paylaş
İlginizi Çekebilir
Geometrik Mecnun

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (3)

  1. Suzan Aynal’ın “Aynadaki Yaşlı” başlıklı öyküsü hayatın içinden konusu ve vurucu sonuyla etkileyici bir öykü olmuş. Yazarın ve yayına katkısı olan herkesin emeğine sağlık.

    Başlıktan sonra uzun bir boşluk var; gözden kaçmış olmalı. Umarım düzeltme aşaması da gözünüzden kaçmaz. 🙂

    • Ferda Hanım selamlar, yorumunuz için teşekkür ederiz. Başlıktan sonra Orhan Veli Kanık’a ait bir şiir var. Tarayıcı ile alakalı gözünüzden kaçmış olabilir. Sevgiyle kalın…

  2. Çok güzel, tebrikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir