Matt le Tissier
Geri düştüğümüz maçta yine topun başındayım,
Bu baskının, bu yükün, bu sorumluluğun herkes farkında,
Ancak topu elime alıp penaltı noktasına koyarken,
Kaleciyle -ki endişeli- göz göze gelirken,
Topa koşarken ve topa vururken,
Direkleri döverken veya fileleri havalandırırken,
Yapayalnızım -sensiz yarınlar gibi belki de, ya gidersen, çünkü çoktan çürüdü bütün sevdiklerim ben hep yarında yaşarım-.
Herkes biliyor baskı ne demek ve evet en zengin ailelerin en umursamaz ve tasasız çocukları dahi endişeyle bakıyor hayata, ya bir başka zengin çocuğunun babası da bir yat sahibiyse ve fazladan bir kamarası daha varsa diye dehşete düşüyorlar ve bu dehşetin çürütücülüğü bir evsizin sıradaki öğünüyle alakalı endişesinden de korkunç oluyor çünkü dipteyken daha fazla batamıyorsun ancak sonsuz servetlerin sonsuz endişeleri ve düşüşleri de olabiliyor.
Herkes biliyor baskı ne demek,
Herkes korkuyor işten çıkarılmaktan, patronu odasına çağırdığı zaman ter içinde kalmak,
İyi geçinmek zorunda olduğu insanlara tahammül etmek,
Gözü kesmeyen iri adamlara veya çaçaron kadınlara sahte bir şekilde gülümseyerek tartışma anından kaçınmak gerekliliğiyle alttan almak zorunda kalmak,
Ayın başında kral gibi yaşamak (çok kibirlidirler),
Ayın sonunda maaş gününü yoksunluk belirtisinin zirvesindeymişçesine beklemek (bugünlerde iyi bir insan-mış gibi olurlar),
Seviyor-muş,
Biliyor-muş,
Orgazm oluyormuş gibi yapmak ne demek,
Yaşamak ne kadar zor,
Kahkaha patlatmanın -ki çoğu sahtedir-, estetize edilmiş mutlulukların -bir dönem moda olan minimalist IKEA evleri gibidir bu mutluluklar, bir ara Japandi derlerdi birleştirmişlerdi İskandinav ve Japon dizayn anlayışlarını ve herkes birden Japandi ruhuna sahip olmuştu, sahiplenmek ne kolay bir yaşam stilini, bir evi dahi -mış gibi dekore etmek ne kadar tuhaf- ne demek olduğunu,
Herkes biliyor.
Herkes biliyor ama ne kimse kimsenin umurunda ne de kimse kimseye insanmış gibi yaklaşıyor,
Yapmamız gereken tek -mış gibi buyken, -insanmış gibi davranmak-
Yapmıyor olmamız ne acı.
Perdelerimiz var.
Kahkahaları seçenler var,
Mutluy-muş gibi yapmayı seçenler var,
Sert oğlan imajını seçenler var,
Perdelerimiz var ama farkındayım ki nerede bir perde varsa,
Örttüğü mekanlar,
Yaşamlar,
Hayatlar vardır.
Topun başındayken aklımdan geçenlerdi bunlar.
Henüz ıskalamadım,
Matt le Tissier kadar iyiyim ama tıpkı Matt gibi,
Mükemmel değilim.
Gün gelecek kendi Mark Crossley’ime çatacağım.
Yazarın (antropolog) diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.
Korsan Edebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.
– Matt le Tissier


Tüm gerçekçiliğiyle gerçekler.