Denizci
  1. Anasayfa
  2. Deneme
Trendlerdeki Yazı

Denizci

"Belki de durmak istedi bir denizci ve bıraktı kürek çekmeyi…"

0

Denizci

Sabah… Servisin içinden dışarıyı seyrediyorum. Çaresizlikle coşkuyu bir arada hissediyorum bu anlarda. Sanki az sonra bir şeyler olacak, bir şeyler değişecek, bir şeyler devrilecek gibi bir hissin coşkusu ve bu coşkunun karşısında hiçbir şeyin olmayacağını duyuran sesler, görüntüler ve algılayışların hissettirdiği çaresizlik… Uzun zaman önce hiçbir şey olmamayı seçmenin verdiği huzurla seyrediyorum çevremi. Çok şeymiş gibi yapan, ama yaşamın küçücük bir anında bile gözden çıkarılabilecek hayatlara sahip olduğunu unutan insanlarla çevriliyim. Bunu görmezden gelerek yaşamak zorunda olduğumuzu da biliyorum. Ama ben görmezden gelemediğim için bu hale geldim. Bu halimden keyif alan insanların olduğunu da biliyorum. Keyiflerini bozmak niyetinde de değilim. Umurumda bile değil hiçbir şey çünkü…

Değerli hissetmek… Değerli hissetmek için büyük çabalar vermek… Sanırım çoğumuz bu motivasyonla hayata tutunuyoruz. Öteki ihtimal can sıkıcı geliyor. Bu sebepten çöpçü olmak istemiyor kimse. Kim ister çöpçü olmayı değil mi? Değerli hissetmek için bu sebeple çabalarız. Oysa çabalarımız boşunadır, geç de olsa anlarız…

Buğusuna resimler yaptığım otobüs yolculukları geliyor aklıma. Bir yerden bir yere gitmenin önemli olduğu yaşlarım… Nereye giderse gitsin kendinden, kendini yiyip bitiren düşüncelerinden kurtulamayacağını anlayınca uzun yolculukları da çekemez oluyorsun. Belki hiçbir araca bağlı olmadan çıkacağın bir yolculuk ya da en azından bisikletinle sürebildiğince gidebildiğin yolculuktur aradığın. Hiçbir iletişim aracına bağlı kalmadan, her şeyden bihaber… Öylesi de mümkün mü ki? Yoksa aklının bir köşesinde beliren “ne yer ne içersin, nerede kalırsın, kimden medet ummak zorunda kalırsın…” soruları canını sıkmaya mı başlar?

Başkaları gelir aklına… Başka çağlar, başka dünyalar… Aynı dünyanın içinde nasıl başka başka dünyalar olduğuna dertlenirsin. Yanlışı ararsın, gerçeği bile bile… Bir coşkulu anında herkesin içinde çıkar ağzından gerçek. Ortam buz keser. Bir fırtına çıkar ve herkes farklı taraflara gözünü dikip kısacık bir an da olsa sessizleşir. Sonra herkes elbirliğiyle ettiğin kelam hiç olmamış gibi davranır. O an anlatılacak en manasız şey, ortamın ılımasını, güvenli bir hal almasını sağlar. Birileri kahramanıdır böyle anların. Dillerindeki yalan, özgüvenleriyle birleşip unutturur söylediklerini. Göz teması kurmak istersin insanlarla. Utanmaları için ya da hatırlamaları için az önce söylediklerini ama görmek istemeyince insan neyi gösterebilirsin ki? Kim gösterebilmiş?

Yaşın ilerledikçe hiçbir yere ait olmadığın gerçeğiyle kalıverirsin. Yaşayamadığın hayatları, alternatiflerini, ukdelerini, pişmanlıklarını ve gurur duyduklarını bir bohça gibi sırtında taşıdığını ve ne olursa olsun her birinin ruhuna olan ağır yükünü taşımanın bir zorunluluk olduğunu da bilirsin. Belki en acısı da budur. Hiçbir yükten kurtulamaz insan. Her şeyi yüklenir…

Dostlarımı anıyorum… Birlikte uzun zamanlar geçirdiğim dostlarımı… Dostlarımı arıyorum… Birlikte kısa zamanlar geçirdiğim dostlarımı… Vefanın tanım değiştirdiği bir çağda, telefonun ucundaki yapaylıktan sakınarak anıyorum. Bu da beni vefasız yapıyor. Bu çağda kimsenin telefonla konuşmama hakkı yok çünkü. Aramak zorundasın, beğenmek, yorum atmak zorundasın… Olur olmadık zamanlarda kendini göstermek, eskiyi anmak ama yeniden bahsetmemek zorundasın… Eskinin huzurlu günlerinin hatırına yapılacak listeni hep güncel tutmak zorundasın…

Belki de durmak istedi bir denizci
ve bıraktı kürek çekmeyi…
Bu öyle bir gemiydi ki
o bırakınca kürek çekmeyi
dönmeye başladı gemi…

Ve sonra bir kırbaç yetti
Seyrine devam etti gemi

Denizci

Yazarın (KorsanKalem) diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.

Korsan Edebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.

Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

– Denizci

Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir