Anasayfa » Amelie » “The One That Got Away”
The One That Got Away

“The One That Got Away”

Uzaklığın mental olup olmadığını düşünürken bir yandan da yalnız olduğu fikri geliyor aklına insanın… Bilmediğim görmediğim yerde değilim ama bir söz sahibi kılınmadığım yerlerdeydim. Buraya dönerken bu şekilde döneceğim aklıma gelmedi hiç. Rüya. Rüyamı yaşıyordum. Hayalimin yıldızlı gökyüzünde, en parlak olan yıldızın en uç köşesinden seyrediyorum evreni. Nefese ihtiyacım olmadan. Yedi ay. İndim dağ tepelerinden, tırmandım en zirvelere; düştüm ayağım takıldı çalıya çırpıya, kalktım sonra; sendeledim biraz. Ama mutluydum, sevgi vardı ve mutluydum.

Sona yaklaştıkça daha çok takıldı ayaklarım, dolandı taşlara. Yollar biraz toz topraktı. Alışkındım aslında ama çok fazla geliyordu çok şey. Son durumlar en çok da.

Seviyordum ve sevgiyle başlıyordum hepsine. İstiyordum ki güçlü olayım. Sevildiğimi bilerek; ama nasıl sevgi? Koruyup kollayan, esirgeyip bağışlayan. Besmele gibi. Esirgeyen ve bağışlayan. Taze kekik kokusu gibi. Erguvan gibi. Filbahri gibi. Tüm rayihaların ez cümlesini. Bin renkten buket derlemek gibi.

Olamaz mı başka türlüsü? Olur elbet… Yine yaşanır da rengi solmuş kokusu kaybolmuş çiçeklerin içinde kalarak… İnsan bilince güzel insanları, mekanları, kokuları; gittiği yerde de bildiklerini arıyor. Bulamıyor. Mutsuzluk başlıyor o zaman.

Ölünmüyor, böyle yaşanıyor.

O yüzden esirgeyin, bağışlayın, koruyun, kollayın… Zaten bunu yaptığınızda sahipleniyorsunuz.

Dip köşe: “The one that got away”i dinleyince bunu daha çok hissediyor insan.

“Tüm o servetin bir zaman makinesi alabilir mi sana?”

Olmaz… Belki, başka bir yaşamda.

Hakkında Amelie

Usagi. Amelie. Panda. Koza.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*