Son Haberler
Anasayfa » Edebiyat » Saçımın Halleri ve Sonbahar
Sonbahar

Saçımın Halleri ve Sonbahar

Bana hep öyle bakar. Siz şimdi nerden bilecekseniz hadi fotoğraf çekinelim dediğimizi. Nasıl baksak falan diye dalga geçtiğimizi. Etrafta bize bakan var mı diye sağı solu kolaçan ettiğimizden de haberiniz yoktur sizin. Liseliler gibi görünüyoruz diye mahcup olduğumuza hiç inanmazsınız. Hemen başucumuzdaki bu ihtimaller, hayal edemediklerimizden çok daha olabilir gibi gelirken bana “Senin burnunu yaptırsak mı,” diye sormak tam da ambiyansa kıpkırmızı bir gül dikmek değil de nedir? Tövbe de, Allah’ın verdiği değiştirilir mi? Saçını boyadın, gözünü de, rujsuz çıkmamak da neyin nesi? Ama aklını sevdiğim akıllım, orijinalleri hâlâ bende ama. Ya çok mu kemerli burnum? Törpületmekten falan bahsetmişti geçenlerde Sevim. Ne bileyim yapsam mı? Otuz yıldan fazladır böyle yaşıyorum ben, ya beğenmezsem. İade edemem, değiştirmek acılı ve masraflı olsa gerek. Ben burnumdaki açığı saçımla, gözümle, kaşımla tamamlasam. Latte soğudu, browninin çikolataları eridi. Ne tezat. Birini soğutan, diğerini üşütmüş.

Yakasına yaprak takmış insanlar. Paltosu kucaklamış götürüyor fötr şapkalı amcayı. Kulakların üşümez mi senin pamuğum? Ensende tam da pamuk şekerinin çocukluğu var. Benim ülkemin haziran ayı gibisin. Ama kasım acıtıyor soluğunu. Sen en kırmızısını takmışsın yaprağın. Büyüdükçe kanıyor mu yaraları insanların?

Nereye gittin? Öyle bakıyorum, bilirsin insanları izlemeyi severim ben. Her birine roller vermeyi… Şu kadının bir çocuğu var mesela. Küçük… Evde dadıya bırakmış ve ilk kez çıkmış dışarı onsuz. Baksana, hep gözü saatte ve telefonda. Ne anladı kahvesinden desen, hiçbir şey derim. Ama keşke hayatında içtiği en lezzetlisine dönüşse birden. Kesin fotoğrafına bakıyor. Çantasından emzik çıkardı bak, geri koyamıyor, özledi kuzusunu, Deli. Deli o kadın. Evde burnundan gelecek kahvenin tadını değişmez hiçbir şeye. Deli…

Aslında saçımdan bahsedecektim size. Bana nasıl baktığından, burnumdan atlayıp saçıma zıplayacaktım. Tam da sonbahara uysun diye bakır kızılı yaptım. Ama daha çok portakala döndü rengim. Herkes hasta, kime şifa olsam, kendimken en hasta. Dev pencereli salonumun önünde iki uzun boylu kızım var. Her sabah altın saçlarını savurarak uğurluyorlar beni işe. İlhamım da katilim de onlardır. Elim en kırmızısına gitti benim de. Kızarttım saçlarımı. Daha küçüğüm dedim, çok küçüğüm. Büyüyünce kanayacak yaralarım. Okul yolunda kızımın, üç yaprak tutuşturdu elime. Sen, ben ve babam. Kaybetme tamam mı anne, dedi. Kaybetmedim. Şöminenin üstüne, kırmızı mumun tam önüne koydum. Biri biraz yeşil, diğeri sarı, öbürkü kahverengi ile turuncu arasındaki o iç gıdıklayıcı renkteydi. İşte bu dedim kuaföre. Ben aslında bundan istiyordum. Gel dedi, para almayacağım. Burası önemli. Karşılığında ekstra bir ücret vermeden birinin sizi daha da iyileştirmesi ve istediğinizi vermesi.

Ama sen tam bir… Evet. O benim ve böyleyim. Bu dünyaya akıllı gelip delirmektense, var olan halimi saçımla taçlandırayım dedim. Siz bilmiyorsunuz, biz ekim akında karı gördük. Benim altın kızlarımın saçları ağardı. Bugün kasımdayız. Saçları dökülmüş hepsinin ve yıldızlar dökülmüş yerlere. Kızımı okuldan alıp yürürken o bana, buna kar denmez, çünkü yerde yok diye dua etmişti. Şimdi arabamın üzeri altı buçuk santim kar. Sabah avuçlarımı hohlayarak temizleyeceğim. İnsan aklarını dökemiyor yerlere. Kalbi üşüyor da nefesi yetmiyor ısıtmaya.

Hadi iç kahveni de gidelim. Sahneden indir insanları da nefes alsınlar diyor gözlerini benden alamayanım. İçmeyeceğim diyorum. Dokundu bana kahve. Browniden de yiyince ellerimde bir titreme. Doktor “olsaymışım”ın nutuklarını dinliyorum şimdi. Sende gizli şeker olabilir ve hiç olmayacak kadar zayıfsın. Yemiyor ve gerek görmüyorsun. Hıımmm. Bir yudum su içeyim de gidelim canım. Ama sen bir daha baksana bana. Söz ağartmayacağım saçlarımı desem, inanır mısın? Sus, biliyorum kalbimin altında kaldığı çığı. Bir bahar da gelir eritir elbet. O kızların yeşereceği günler de gelir. O gün de çağla yeşili olurum.

Hakkında özlem

Bileğinden sıyrılan balonun peşinden gitmekte...

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*