Son Haberler
Anasayfa » Deneme » Neden Başlamadım?
kelimeler

Neden Başlamadım?

Hayatta, alışılagelmişin dışında bir fobim var: “Kendimi yanlış ifade etmek.” Öyle ki; bu korkum yüzünden bitmek tükenmek bilmeyen üniversite hayatım boyunca, havadan puan alabileceğim sunumlardan arkamdan atlı kovalarcasına kaçtım veya gereğinden fazla sözlü ifade kullanımı ve tartışma gerektiren derslerde ölü taklidi yaparak kendimi kurtarmaya (!) çalıştım. Aman sakın sesim çıkmasın! Ya ağzımdan yanlış bir kelime çıkarsa? Ya zaten tavrımla yeterince dikkat çektiğim yetmiyormuş gibi, bir de fikirlerim yüzünden “çıkıntı” damgası yersem? Yok, yok, ölü taklidi yapmaya devam kızım… Düşünmeye, dinlemeye, tekrar düşünmeye ve sonra tekrar dinlemeye devam; neticede herkes yaparken rezil olmayacağı işi icra etmeli…

Her neyse konumuz elbette bu değil, ama tamamen anlattıklarımla alakasız da değil. Aslında, konuya girmiş bile sayılmam. Olayın çıkış noktası, yazabildiğimi keşfeden hocalarımın bana zorla makale okutmaya kalkıştığı ilkokul yıllarıma dayanacak kadar eski. Çocukluğumdan beri bir olay karşısında, toplumca normal karşılanan bir tavır sergileyememekle birlikte, söz konusu olaya veya duruma insanlarla aynı açıdan bakamamak gibi bir illetten mustaribim. Özellikle jenerasyon farkının keskin ve somut olmaktan çıkıp ete kemiğe büründüğü ailelerde büyüyenler beni çok iyi anlar; farklılık adeta içinde bulunduğunuz toplulukta tümör muamelesi görür, katli vaciptir. Hele ki düşünüp tasarladığınız farklı bakış açılarını, yeterince “marjinal” olduğunuz yetmezmiş gibi alışılmışın dışında bir tarzda kâğıda dökmek… İnsanların ne düşündüğü, bir kulağımdan girip diğerinden çıkacak yaşa gelene kadar fikir dünyamdaki farklılık benim için de adeta bir çeşit tümördü. Ancak kabullenme mekanizması otomatik devreye girmiş olacak ki, ben tümörümle çok mutluydum. Farklılık imzamdı, orijinal olmayı seviyordum.

Yazıp yazıp silmeye başladım sonra. Kolay fikir buluyor, kâğıda aktarıyor, hiç olmayan insanlar ve olaylar yaratıp onları kâğıtta ve zihnimde somutlaştırıyor, hatta yarattığım karakterlerin yaptıklarına gıcık olup; hikâyenin sonunda arkasından okkalı bir küfür bile sallıyordum. Ancak bunlar bana aitti, benim dünyama özeldi, başkaları tanışırsa karakterlerimle veya ortak olurlarsa hissettiklerime; işte o zaman büyü bozulurdu ve ben farklılığa alerjisi olan diğer insanlar gibi her şeyin tekdüze olduğuna inandırılmış biçimde yaşamıma devam ederdim. Yazmalıydım evet, ancak kafamda olup bitmeliydi. Kimse görmemeliydi, bilmemeliydi, okumamalıydı. Bu benim özelimdi.

Deliler gibi korkuyordum kendimi yanlış ifade etmekten, yanlış anlaşılmaktan. İşte tam da bu yüzden, dergiye geldim geleli rüyalarıma bile girebilecek kadar konu, hikâye ve karakter bolluğuna rağmen; cesaret edemedim klavyenin başına geçmeye. Zaten ciddi bir ifade zorluğu çekerken bir de bunları kâğıda dökmek zor geldi, ne bileyim korktum işte. Farklı düşünmenin ve olayları farklı açılardan değerlendirmenin, yaratıcılığın ve üretmenin kıymetini çok küçük yaşlarda fark etmiş biri olarak; böylesine güzel bir şeye sahipken bunu yanlış ifade etmekten hâlâ da çok korkuyorum. Çok isterdim klavye başında kendinden emin, yeteneğini sergileyen herkes gibi olabilmeyi ancak inanın, şuan derdimi anlatmaya çalışırken bile tarifsiz zorlanıyorum.

Elbette ki bu korkum, bu çekingenliğim baki kalmayacak. Ben de bugün cesaret ettiğim gibi, günün birinde korkularımı aşmayı, sır gibi sakladığım ve her ne kadar “bana özel olduğunu” düşünsem de hikâyelerimi paylaşmayı içten içe gerçekten istediğimi tam da bugün fark ettim.

Bu şekilde anlattığımda önemsiz, ancak benim için hayatımı oldukça zorlaştıran ciddi bir durumu ben bugün bu yazımla yenme kararı aldım. Sadece paylaşmak istedim, umarım hissettiklerimi samimi bir şekilde sizlere de geçirebilmişimdir.

Geç olsun da güç olmasın o zaman, aileye tekrardan hoş geldim!

Hakkında derya

2 yorum

  1. Batıni

    Öncelikle selam. Üretken biri dilinin altındaki baklayı çıkarmaya, korkularından müsade istemeye yeltenmeyecek kadar korkularıyla âlâkasız olmaya ihtiyaç duyar -belki de bu bir mecburiyettir- diye düşünüyorum. Eserinde de okuduklarıma göre bu bahsettiklerime bir nebze uyandığını farkettim -farketmek istiyorum-. Kalemine sağlık ve tekrar hoş geldin.

  2. Öncelikle teşekkürler. “Üretken biri” ifadesi, herkesçe farklı yorumlanıp algılanabilir, esnek bir konu. Maksadım derdimi doğru bir şekilde aktarabilmekti sadece, samimiyeti karşı tarafa geçirebilmiş olduğumu görmek benim gibi “korkularından müsaade istemeye yeltenecek kadar kuruntulu” biri için büyük bir adım. Sevgiler.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*