Son Haberler
Anasayfa » Ali Can » Kendi İçine Büyüyen Yaraydım, Kimseye Belli Etmedim
cihangir

Kendi İçine Büyüyen Yaraydım, Kimseye Belli Etmedim

Ayaklarımı soğuk parmaklıkların arasından aşağıya sallandırdım. Şehrin gürültüsünü içime çekerken sokaktaki kedileri seyrettim. Kediler, sokakta birbirine sürtünüyor. Kediler, sokakta insanları seviyor. Kediler, sokakta bir yerden bir yere yetişmeye çalışıyor. Kediler, sokakta uçuyor. Kediler, sokakta yaşıyor ve evde yaşayan kedilere göre daha serseridirler.

Yokuştan aşağıya doğru hızla gelen siyah arabanın denize uçacağını sandım ama; ani frenle oturduğum evin apartman kapısının önünde durdu. İçerisinden, “Yaralandım yaralandım, karalandım karalandım, bir günahın koynundayım…” diyen Nalan’ın sesi Cihangir’in ara sokaklarını doldurmaya başladı. Merak ettim. Ellerimi göğüs hizamda bağlayıp aşağıya sarktım. Alt komşum olan Nuriye Hanım kafasını bana doğru kaldırıp “hah, seninki geldi yine…” diyerek pencerelerini kapatıp perdelerini suratıma çekti. Gülesim geldi. Gülmedim. Araba durmuştu. Ses sokak aralarına yayılmaya devam ediyordu. Ben, sokak sakinleri, kediler ile beraber arabadan inecek olan kişiyi gerçekten merak ediyorduk. Ya da sadece ben arabadan inecek olan kişiyi merak ediyordum, mahalle sakinleri ve kediler bozulan sakinliklerini korumaya çalışıyorlardı. Elinde bitmek üzere olan rakı bardağıyla arabadan aşağıya Yakup indi. Bağladığım ellerim çözüldü. Yeşil ojelerimi yemeye başladım. “İn lan aşağıya!” dedi. O da biliyordu ki, inmeyecektim ama yine de ısrar etmeye devam edecekti. Nalan, daha fazla Cihangir sokaklarında yaralanmasın diye kapıya koşup otomatiğe bastım. Evin kapısını aralık bırakıp salona geçtim. Pencere kenarında bulunan kanepeye oturdum. Batan güneş salonun girişine düşerken içerisinde Yakup belirdi. Elindeki bardak ile sahnedeymiş gibi duruyordu. Sadece elindeki bardak ile güneşin ortasında değil, Yakup sürekli sahnedeymiş ve insanlar sürekli kendisini alkışlıyormuş gibi davranırdı. Ayakta duramayacak kadar halsizdi. Suratına vuran güneşten boynuna doğru akan terleri daha net görüyordum. Çekinerek parmaklarıyla akan terini durdurmaya çalışıyordu. Ona aseton döktüğüm pamuktan bir parça koparıp uzattım. Teşekkür eder gibi uzun uzun gözlerimin içine baktı. Ona gülümseyerek karşılık verdim. Ayakta duramayacak kadar halsizdi. Ona sadece kendisinin yardımcı olabileceğini biliyordum. Asetonu pamuğa döküp yeşil ojelerimi temizlemeye başladım. O da olduğu yere çöktü. Cebinden malzemelerini çıkartarak, gözümün önünde elleri titreye titreye hazırladı. Koluna iğneyi sokup çıkarttığında, ben de ojelerimi tazelemiştim. Bu sırada güneş battı. Balkona çıktım. Arkamdan perdeleri çektim. Ayaklarımı soğuk parmaklıkların arasından aşağıya sallandırdım. Boğazdan geçen gemileri izledim. Geniş ve büyük olan gemiler ne kadar sokak kabadayılarına benziyorsa, ince ve uzun olan gemiler ise şehrin belirli noktalarına sıkıştırılmış bizlere benziyor. Bu hayatta, birilerinin “Buradan devam et.”, “Hayır, şimdi buradan devam edin.”, “Durun bir dakika. Şuradan geçeceksiniz…” ağızlarına boynumuzu bükeceğimize, ağızlarımızı ağızlarına karşı açsaydık şehrin bütününde var olabilirdik sanıyorum. Rüzgâr başladı. Arkamı dönüp içeriye baktığımda uçuşan tülün arasından, masanın üzerinde duran ışık sayesinde Yakup’u gördüm. Uyumaya devam ediyordu. Yakup, uyumaya devam ederken, ekran akıyor. Cam akıyor. Sokak akıyor. Trafik akıyor. Siren sesleri akıyor. Ten akıyor. Sperm akıyor. Gece akıyor. Yıldızlar akıyor. Savaş akıyor. Ölüm akıyor. Güneş akıyor. Tekno akıyor. Pop akıyor. Müzik akıyor. Rap akıyor. Söz akıyor. Tükürük akıyor. Mikrofon akıyor. Seyirci akıyor. Video akıyor. Küfür akıyor. Sosyal içerik akıyor. “Giriş ücretlidir” akıyor. Korku akıyor. Sessizlik akıyor. Çığlık akıyor. “Allahu ekbeeeer” akıyor. Kurşun akıyor. Kan akıyor. Su akıyor. Deniz akıyor. “paylaşımlı” bir şeyler akıyor. Sigara akıyor. Layk akıyor. Muhteşem akıyor. “Bu ne lan?” akıyor. Tövbe estağfurullah akıyor. “Girdiğiniz para geri verildi,” akıyor. Tespih taneleri akıyor. Düğün akıyor. Işık akıyor. Bardak akıyor. Dayak akıyor. Şiddet akıyor. “Gün yüzü görmedim,” akıyor. “Bu sefer ki iyiydi,” akıyor.

Hakkında ali can

yazar (eva, geldiler)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*