Herkes Kendi Havasında…
  1. Anasayfa
  2. Öykü
Trendlerdeki Yazı

Herkes Kendi Havasında

0

Herkes Kendi Havasında…

Heyecanını yitirmiş ve sıcaktan bitap düşmüş Kenan, odasını telaşsız toparlıyor. Birazdan bir bardak suyu yemek borusundan aşağı indirip bir sigara yakacak. Karıncaların usul usul yerdeki kırıntıları taşıyışı ilgisini çekiyor. Bir süre seyrediyor bu telaşlı yaratıkları. Ne yaptığından emin karıncalar Kenan’ın bakışlarını umursamadan işlerini bitirmeye çabalıyorlar. Oysa işlerin bitmeyeceğini daha büyük karıncalar biliyor. İşler hiç bitmez! Sigaranın dumanı odanın içinde bir o duvara bir bu duvara savruluyor. Perde, halı, koltuk takımı payını alıyor. Kenan’ın dişleri gibi sarımtırak bir hal alıyor oda.

Kenan bir süredir televizyon seyretmiyor. Her şeyden bir haber. Ama umursamıyor. Haberdar olsa da değişen bir şeyin olmayacağının bilincinde. Her koyun kendi bacağından asılıyor. Elbet kendi sırasının da geleceğini biliyor. O zamana kadar bu basit ve sorgusuz hayatı yaşama derdinde. Oysa eskiden…

Sahi eskiden hayalleri vardı Kenan’ın, herkes gibi. Eşi dostu, dost bildiği arkadaşları… Konuşurdu eskiden, birileriyle. Şimdi aynı cümlelerle farklı masalarda oturmakta bir mana bulamıyor. Bu yüzden pek çıkmıyor dışarıya. Dışarıdan sakınangiller ailesine katıldığı için kayıtsız bir yaşam sürdürüyor. İşten eve, evden işe gidip gelirken serviste uyumayı bir kural haline getiren Kenan, bir şekilde şaşırması gereken bir olaya rastlarsa şaşırmış gibi yaparak ortama uyum da sağlıyor. Fakat şahsi görüşü hiçbir şeye şaşırmamak üzerine kurulu. Yaşanan her şey, eskinin bir tekrarı, biraz azı ya da biraz fazlası… Bu sebepten ona göre şaşırmak, insanların sosyalleşmek için ortaya koyduğu bir oyun sadece… Birkaç beylik lafın ortada dolandırılıp sahte bir tatmin yaşamak isteyenlerin bulduğu bir yöntem…. “Şöyle olmuş duydun mu?” “Aa öyle mi? Ama böyle olacağı belli değil miydi azizim?” “Öyle de ben bu kadarını beklemiyordum. Bu sefer çok abarttılar!” “Dur bak, daha neler olacak!” “Bu olanlara birileri dur demeli azizim!” “Kim dur diyecek? Bu kuru kalabalık mı? Yoksa şu işi tıkırındakiler mi?” “Haklısın azizim, ama bir yerde patlayacak kıyamet!” “Yok be! Herkes kendi havasında…

Kenan, tencereye koyduğu patateslerin haşlanıp haşlanmadığına bakmak için bir çatalla üzerlerine bastırdı. Haşlanmış olacak ki ocağı kapatıp patatesleri bir tabağa koydu. Rendelediği kaşarı ve bir çorba kaşığı tereyağını da tabağın içine alıp çatalla usul usul ezmeye başladı. Püre haline gelen patateslerin üzerine tuz, karabiber, kekik ve kırmızı biber ektikten sonra tabağı alıp balkona çıktı. Haftanın üç günü yediği bu püreyi anlamsızca seviyordu. Belki de fazla uğraşmadan karnını doyuruyor oluşu da bu sevginin ana sebebi olabilirdi. Orasını kimse, Kenan bile bilemezdi…

Yemeğini bitirip bir sigara yaktı. Küllüğü içeriden almamış, yine yemek tabağını küllük olarak kullanmıştı. Ne önemi vardı? Gözlerini sokağa dikti. Koşuşturan çocukların sesleri, tedirgin adımlarla ilerleyen kadınların sesleri, araba sesleri, arabaların korna sesleri, arabalarından inip kavga eden sürücülerin sesleri, seyyar satıcıların sesleri, ambulans sirenleri, itfaiye sirenleri, polis sirenleri, bir yere yetişmeye çalışan insanların adımların sesleri, nihayet kuşların ince, ışıl ışıl şakıyan huzurlu sesleri…

Herkes kendi havasında… Herkes, kendi havasında…

Yazarın (KorsanKalem) diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.

Korsan Edebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.

Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Paylaş
İlginizi Çekebilir
Sonsuzlukta Bir Şarkı

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir