Son Haberler
Anasayfa » antropolog » Aslanın İzinde

Aslanın İzinde

Uzun zamandır, yaklaşık 10 yıldır Galatasaray maçlarını, maçların ötesinde maçların nasıl kazanıldığını takip ederim. Maç, sadece sahneye konulan “oyun”dur. Çoğu zaman maç, önceki 3-6 gün arasında kazanılır.

Bildiğim, okuduğum, gözlemlediğim kadarıyla Galatasaray’ da olanlardan, aldatılmalardan, yanlışlardan ve doğrulardan, bilgi ve belgelerle, bazı kısımlarda da yorumlarımla bahsedeceğim. Bahsettiğim şeyleri bilen veya gören tek insan tabii ki ben değilim. Bakıp geçmeyen herkes bahsettiklerimi görmüş veya düşünmüş olabilir. Kafalardaki soru işaretleri çoğu zaman aynı, elimden geldiğince bunları açıklamaya çalışacağım.

Transfer – Komisyon – Yönetici Üçlüsü

Elimde belge olmayan konulardan biri. Bazı durumlar içilen sigara gibi. İzmarit yok edildiği takdirde, dumanı uçtuğu vakit elinizde “belge” kalmaz. İzmaritleri ustalıkla saklıyorlar, ama düşünen insanlar biliyorlar ve durumun farkındalar.

Transfer – Komisyon – Yönetici üçlüsü iki ayrı sahnede işliyor. Yerli transfer ve yabancı transfer piyasası farklı dinamiklere sahip. Öncelikle yerli transfer sahnesine bakalım.

Yerli Transfer ve Komisyon

Çoğu yerli oyuncu, özellikle parlamaya yatkın genç olanlar ve büyük kulüp oyuncuları aynı menajerle çalışır. Ve çoğu menajerin transferlerden sorumlu yönetici ve teknik direktörlerle yakın bağlantısı vardır. Nasıl mı ?

Sabri Sarıoğlu’ nun menajeri, Galatasaray takımının hocası Hamza Hamzaoğlu’ nun eski takım arkadaşı. Buraya kadar bir sorun yok. Eski futbolcular hoca, idareci, antrenör, menajer veya kulüp başkanı olabilir. Yalnız ilginç nokta şu, Aydın Yılmaz’ın menajeri de Fatih Terim’in damadı. Fatih Terim, Hamza Hamzaoğlu ile yakın ilişkileri olan ve kendisini Milli Takım yardımcı antrenörü yapan birisi. Aydın Yılmaz, bir önceki kontratını almadan önce 2 ay kulüpsüz gezmişti, sonra ise “Galatasarayın çocuğu” edebiyatı ile – buna değinilecek- güzel bir kontrat almıştı. Şimdi bu ismin menajerinin Fatih Terim’ in damadı olması, Sabri Sarıoğlu’ nun menajerinin de Hamza Hamzaoğlu’ nun arkadaşı olması açıkçası beni kuşkulandırıyor. Komisyon alınması çok muhtemel çünkü kadro dışı bırakılan ve taraftarın çoğuna göre büyük hatalar yapmış Sabri Sarıoğlu yüksek yüzdeli zam ile kontrat alıyor. Aydın Yılmaz ise geçen sene 10 maça bile çıkmamasına rağmen kontrat alabilecek durumda. İnsanlar komisyon döndüğünü düşünmekte haklılar, en aşağı ifadeyle hatır-gönül ilişkisi olduğu çok ortada.

Sabri Sarıoğlu, görüldüğü gibi Ekrem Onuk isimli menajerle çalışıyor.

Ekrem Onuk ise görüldüğü gibi Hamza Hamzaoğlu’ nun eski takım arkadaşı.

Tüm taraftarlar Galatasaray futbol takımına sağ bek alınması gerektiğini düşünüyor. Yorumcular da aynı görüş etrafında birleşmişler. Tüm taraftarlar bonservis bedeli ödenmeyecek kaliteli sağ bekler olduğunun farkında, dolayısıyla Galatasaray oyuncu gözlem ekibinin de durumdan habersiz olması imkansız. Bunlara rağmen, Galatasaray’ da Sportif Direktör Cüneyt Tanman ve Galatasaray Futbol Takımı hocası Hamza Hamzaoğlu, “Galatasarayın çocuğu” Sabri Sarıoğlu ile yüksek bir zam ile sözleşme yeniliyor. Tüm bu arkadaşlıklar, damatlıklar eşliğinde taraftar şu soruyu soruyor, Galatasaray’ da kimler transferlerden nemalanıyor ?

Komisyon işi benim bildiğim kadarıyla şu denklem ile oluşuyor.

X takımı, A oyuncusuna talip oluyor. A oyuncusunun menajerinin ismi B.
X takımının hocası Y, transfer komitesinin başında ise Z var.
A ve B’ nin, Y ve Z ile dostluğu/bağlantıları var.
A isimli oyuncunun muadili bir oyuncu 300.000 Euro’ ya oynayacak diyelim.
Z, A’ nın transferini gerçekleştiriyor.
Oyuncuya 800.000  Euro veriliyor.
Bu transferden ise Y 100.000 euro alıyor. Z, 100.000 Euro alıyor. B, 100.000 Euro alıyor.
A ismi, alması gereken paradan 200.000 Euro fazla kazanırken, takımın hocasının, menajerin ve yöneticinin de cebi doluyor.

Taraftarlar forma alıyor, forma paraları ise yöneticilerin cebine gidiyor, pahalı otellerde harcanıyor. Sahiden, Brand Finance’ın 2014 yılı “dünyanın en değerli 50 futbol kulübü markası” değerlendirmesine göre, değeri 141 milyon dolar olan Galatasaray, nasıl oluyor da borçlarını sürekli artırıyor ? Dahası, artan borçlara rağmen, Avrupa’ dan yeni bir kupa neden gelmiyor ? Borcun altına imza atanlar, yöneticiler ve başkanlar, dernekler yasasının arkasına mı saklanıyor ? Futbol Kulüpleri neden dernekler olarak yönetiliyor ? Kendi profesyonel şirketinde benzer finansal yönetimlere imza atacak bir futbol kulübü başkanı, şirketin içini boşaltmaktan dolayı yargılanır mı, yargılanmaz mı ? 

Kulüpleri kimler soyuyor ?

Takım içinde uzatılan sözleşmelerde de benzer senaryo var. Oyuncu ve menajeri aldığı paranın bir kısmını yine hocaya ve transfer komitesinin başındaki yöneticiye bırakıyor. Olan taraftara ve onların hayallerine oluyor.

Yurt Dışı Transfer ve Komisyon 

Senaryo tamamen aynı, ama masraflar artıyor. Kulüp yöneticileri özel uçaklarla seyahat ediyor, daha büyük oyuncular söz konusu olduğu için daha büyük komisyonları cebe indirebiliyor. Nasıl mı ?

Petre 27, Bratu 25 maç oynuyor ve kulüpten ayrılıyor. Sonra ?

Yeni transferler, yeni komisyonlar. Bir dönem sürekli aynı menajerden oyuncular alan Beşiktaş, neden sürekli aynı menajerle çalışıyordu ?

Marka değeri çok yüksek olan Galatasaray’ da borçlar neden kapanmıyor ? Neden sürekli yeni transferler ve yeni borçlar altına imza atılıyor ?

Sahiden, Galatasaray’ ın malı deniz, yemeyen domuz mu ?

Liseciler

Gözlemlediğim kadarıyla Galatasaray’ ın önündeki en büyük engel.

Kulübün %49 veya %50′ sinin Arap-Rus sermayesine satılmasını istemezler. Arap-Rus sermayesinde örnek olarak Malaga’ yı gösterirler. Oysa ki Manchester City ve PSG gibi yapılanan kulüpleri örnek göstermezler. u19 takımıyla gelip Galatasaray’ ı yenebilecek bir Manchester City var. Chelsea’ nın Roman Abramoviç sonrası kazandığı kupalar ortada.

Ama liseciler asla bu tip büyümelere sıcak bakmazlar. Küçük olsun bizim olsun kafasındalar daima. Yerel başarılarıyla gündemde olan, lise etrafında yönetilen bir Galatasaray, daima kulüp üyesi liselilere kapıları açar. Yaptırılması gereken bir iş varsa, alınacak bir ihale varsa, Galatasaray kulübü üyesi olduğunuzu belirtmek size açılmayacak kapıları açar.

AIG hisselerinin satışıyla yıllar evvel adını duyduğumuz Ünal Aysal bu kulübe başkan oldu. Sonra liseciler desteği çekip istediği yetkileri vermeyerek kendisinin ayağını kaydırdı. Kötü geçen, berbat bir sezonun ardından Ünal Aysal geliyor, Fatih Terim’ i getiriyor. O sene şampiyon olunuyor. Ertesi sene de şampiyon olunuyor ve Real Madrid’ e karşı 5. golü istiyoruz. Evet tribünde 5. golü istedik, inandık, atacaktık ta belki. Hatta ilk Real Madrid maçında, deplasmanda, Burak’ a yapılan penaltı – evet gerçekten penaltıydı, atlamamıştı- verilseydi, 4. golü o enerjiyle atardık, belki de son 20 yılın en büyük “underdog” hikayesi de yazılırdı. -Mourinho’ nun Porto’su ile birlikte bizim imzamız da olurdu en azından.-

Tabii, başarılı olan kulüp yüzünü tam anlamıyla Avrupa’ ya dönünce liseciler korktu. Neden korktular ? Daha çok başarı, daha çok para getirmez miydi ? Daha yüksek fors demek değil miydi ? Tabii ki hayır.

Profesyoneller, gerçek profesyoneller denetimi getirir. Denetim gelirse, gerçekten gelirse tabii, komisyon nasıl alınacak ?

İstenilen isimler nasıl seçilecek ?

İnan Kıraç birilerini nasıl işaret edecek ?

Komisyonlar yalan olacak, İnan Bey sessizleşecek, istenilen isimleri %50′ nin sahibi sermaye veto edebilecek.

Galatasaraylılık kimin umurunda ki ? Galatasaray elden gidecek!

Galatasarayın Çocukları ve O… Çocukları(!)

Öncelikle, liseciler ve Galatasaray yönetimine göre o… çocuklarını göstermek istiyorum size. Hiçbir zaman böyle denmese de daima böyle davranıldı. Şu sahnedeki adamların hiçbiri kulübe üye değil. Neden ? Liseli değil. Mezunlar Derneği Futbol Takımı ya, onlar da haklılar tabi.

Bu adamlar işte Galatasaray’ ın çocukları. Tabii “tepe” onlara o… çocukları gibi davranıyor. Nasıl mı ?

Stada ulaşamıyoruz. Metro bozuk, yapılması için hiçbir talep yok. Siz Kadir Topbaş’ ın kapısında oturdunuz da, yüzbinlerce Galatasaraylı mı size eşlik etmedi ? Emin olun ederdi, ederdik. Başka şehirlerden kalkar gelirlerdi de.

Şu sahnedeki çocuklar, Galatasaray’ ın gerçek çocukları en iyi tahminle 2000-5000 lira arası çalışan insanlar.

Bu kısım önemli, Galatasaray bu insanlara maddi olarak hiçbir şey vermedi. Hep aldı. Hep aldı ve hep alacak. Ama sevgi işte, tarifi yok. Bu insanlar Galatasaray Store’ daki berbat tasarımlı ürünlerden de aldı, kombinelerini de aldı, stada ulaşamasalar bile aldılar. Karşılığı ne oldu ?

“Profesyonel futbolcumuz Sabri Sarıoğlu ile Şirketimiz arasında 1+1 sezon (son sene opsiyonlu) için sözleşme yenilenmesi konusunda mutabakata varılmıştır (opsiyon şartı futbolcunun 2015-2016  sezonunda 15 resmi müsabakada ilk 11’de oynaması veya 20 resmi müsabakada fiilen oynaması halinde geçerlilik kazanacaktır). Buna göre 2015-2016 ve 2016-2017 sezonlarında (eğer uzatılırsa) futbolcuya her bir sezon için net 4.800.000 TL sabit transfer ücreti ve net 45.000 TL maç başı ücreti ödenecektir. Ayrıca futbolcunun ilgili sezonlarda 15 resmi müsabakada fiilen oynaması halinde, futbolcuya net 300.000 TL prim ödenir. 30 resmi müsabakada fiilen oynaması durumunda ise futbolcuya net 300.000 TL ekstra prim ödenir”

Gözümüz oyuncunun parasında değil. Bugüne kadar kimse Fernando Muslera’ nın, Semih Kaya’ nın, Johan Elmander’ in, Alex Telles’ in, Emre Çolak’ ın, Wesley Sneijder’ in maaşına laf etmedi. Kendi adıma hep dedim, bu isimler yüksek maaş ve prim alsınlar. Adamlar mutlu olsun, bizle kalsın ve ileride de teknik ekibi yine bu insanlar oluştursun. Bizler için kim mi Galatasaray’ ın çocukları ?

Mücadele ederken alnı yarılan Johan Elmander. Tatilde göbek büyütenler değil.

Fernando Muslera mesela. Bizler gibi içten gözyaşı döktü bu adam. Üstelik yediği 10 golün 9′ unda suçu olmayan da bu adamdı.

Hala bir stoper için çok eksiği bulunan, ama inandığımız Semih Kaya mesela. Bu adam hiçbir zaman hiçbir mücadeleden kaçmadı. Aldığı maaşta Galatasarayın Çocuklarına(!) göre kuş kadar.

Bunlar bizim için Galatasarayın çocukları. Peki kimler kendisini Galatasarayın çocuğu olarak nitelendiriyor ?

Yekta Kurtuluş mesela.

Bakın soldaki eski futbolcu Ryan Giggs. Yanındaki de aktif futbolcu(?) Galatasarayın evladı Yekta Kurtuluş. İşine saygın olmasın, kendini kanıtlamak için uğraşma, ama Galatasarayın çocuğusun. Al sana 1 milyon Euro. Çok güzel dünya.

Aydın Yılmaz’ da Galatasarayın bir başka evladıdır. Bakalım Aydın neler yapmış ?

10 sene, 98 maç. 100 diyelim biz, her sene 10 maç yapıyorsun. 2 senede 1 gol atabiliyorsun. Kanat oyuncususun, ama Galatasarayın evladıyım diyerek kontrat istiyorsun, hem de muadilin adamlar Romanya’ da 100.000 euro’ ya kontrat bulurken sen milyon liralık kontratlar istiyorsun. Sahi Aydın, sen Galatasaray’ ın çocuğusun da, bizler o… çocuğu muyuz ?

Elinizde harika tesisler var, gezdim gördüm. Harika imkanlar, çoğu zaman işini bilen hocalarınız var. Scott Piri’ nin kondisyonerliğini yaptığı bir takımdı Galatasaray. Elinizde böyle harika imkanlar vardı. Peki, Arsenal görmüş, bir aralar Avrupa’ nın en iyi 10 sağ bekinden biri olan Emmanuel Eboue ne demiş Aydın Yılmaz hakkında ?

“Galatasaray’da en tembel oyuncu aydın yılmaz. Fitness salonuna gel diyorum yok ben istemem diyor.”

Bir de Beşiktaş cephesine bakalım. 11 yaşında Barcelona’ nın istediği bir oyuncu, 21 yaşında ne hale gelmiş. Hakkında Rosenborg teknik direktörü şöyle diyor:

“Bir futbolcunun Rosenborg’ da oynayabilmesi için fizik olarak üst kalitede olması gerekir. O değildi. Evine dönüyor. Beşiktaş ile çalışacak ve forma girecek.”

11 yaşında Barcelona seviyesi, 21 yaşında Rosenborg’ da yeterli görülmemek… Niye çalışayım ki ? 20 yaşında Beşiktaşın çocuğu, 25 yaşında Beşiktaşın çocuğu, 30 yaşında hem Beşiktaşın çocuğu hem de takımın abisi… Senede 1 milyon euro da cepte. Niye çalışsın ki paşamız ?

Bir diğer Galatasarayın evladı da Eray İşcan. Ünal Aysal’ ın zam yaparak ne yapmaya çalıştığını anlamadığım Eray İşcan. Bakalım Eray, Galatasarayın çocuğu olarak ne yapmış ?

Fernando Muslera’ yı sevgilisiyle niye sahada Porsche’ siyle gezerken görmüyoruz ?

Birincisi Muslera böyle bir şey yaparsa bizim üzüleceğimizi bilir.
İkincisi antrenman sahasının zemininin zarar göreceğini bilir.

Ki şunu Muslera yapsa, duygusal bakardık olaya biz. Yapsın yapsın, genç adam falan derdik.

Ama pardon ya, Eray sen kimsin ? Real Madrid maçında 10 santim yanından geçen topta elini ileriye itemeyen birisin. Sana güvenilemediği için Sinan Bolat getirilmedi mi ? Sahiden, senede 700.000 lira oynuyorsun, daha doğrusu oynamıyorsun. Geceleri rahat uyuyabiliyor musun ? Bence uyuyorsun. Çünkü Galatasarayın çocuğusun. Baba parası yemeyeceksin de ne yapacaksın ki !

Galatasaray taraftarı bunları hak etmiyor. Beşiktaş taraftarı kendini gram geliştirmeyen Muhammed’ i hak etmiyor. Fenerbahçe taraftarı şike suçuna bulaşan Aziz Yıldırım’ ı hak etmiyor. Store’ lardan o kadar alışveriş yapan Fenerbahçeliler de, kar altında saatlerce bekleyen Galatasaraylılar da, kupalara uzak kalmasına rağmen takımına küsmeyen Beşiktaşlılar da daha fazlasını hak ediyor.

Ama Galatasaray ne ki ? Mezunlar derneği futbol takımı.
Fenerbahçe ne ki ? Bir zatın kuklası.
Beşiktaş ne ki ? Üçüncü büyük.

Şu halinizle hiçbirimizi hak etmiyorsunuz. Bizler olmasak akşam 8-9 halı saha yapan 15 tane amcadan farkınız yok, bilmiyorsunuz. Galatasarayın evladı dediğiniz adamları biz sevmiyoruz.

Bizler futbolunu beğenmesek dahi mücadelesine hep saygı duyduğumuz Umut Bulut’ un şişirdiği topu hak ediyoruz.
O topu kule gibi yükselip indiren Dider Drogba’ yı hak ediyoruz.
Topu usta bir vuruşla kaleye gönderen Wesley Sneijder’ i hak ediyoruz.

Uefa Kupasını, Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finalini, Liverpool’ u elemeyi hak ediyoruz. Galatasarayın evlatlarını(!) değil.

Galatasaray Scout Ekibi

Neden var olduğunu bilmediğim bir departman da burası. Bruma 10 milyon euro’ ya alınmadan önce, yani bir sezon önce Sporting B takımında oynuyordu. Sürati falan, olağanüstüydü ve o zaman istense 1.5-2 milyona alınabilirdi. Çocuk u21 Dünya Kupası’ nın Paul Pogba ile birlikte en göze batan oyuncusu oluyor ve o sezon 10 milyon Euro gibi bir fiyata alınıyor.

Öncelikle scouting denilen şey 19 yaşındaki çocuğa 10 milyon euro vermek değildir. Nedir bu scouting ? Bir Türk tipi scouting örneğini göstereyim size.

Baye Oumar Niasse.

Bu arkadaşımız ülkesinde top oynarken, Akhisar’ ın oyuncusu Ibrahima Sonko, kendisini Hamza Hamzaoğlu’ na öneriyor. Hamza hoca ilk başlarda hayır falan dese de gelsin bir bakalım diyor sonralarda. İdmanlarda beğendiği Niasse’ ı 250.000 Euro’ ya transfer ediyorlar ve 5.5 milyon Euro’ ya satıyorlar. Bu Türk tipi scouting.

James Rodriguez

Bu arkadaş ta Avrupa tipi scouting örneği. Arjantin’ de oynarken izlenen arkadaşımız Porto’ ya 5 milyon Euro’ ya katılıyor. Birkaç sezon sonra ise 45 milyon Euro’ ya gönderiliyor. Bu arada belirtmek gerek, komisyon konusunda en büyük olayların döndüğü takım Porto’ dur. Porto 500 milyon kar eder, 400 milyonu başkalarına dağılır. FIFA bu konuda, yani 3. kişilerin oyuncular hakkında söz sahibi olması konusunda da ciddi çalışmalar yapıyor.

Scouting böyle bir şey. Oyuncu izlenir, rasyonel değerlendirmelere tabi tutulur. Bir orta saha oyuncusunu 5 temel kategoride sınıflandırır bu tip ekipler.

1- Teknik
2- Fizik durumu
3- Hava hakimiyeti
4- İki yönlü oyun yeteneği
5- Karakter analizi

Bu 5 durumu gözlemlemek kadar, ileride ne hale geleceğini de gözlemlemek önemli. Gareth Bale, Southampton altyapısındayken bu halde değildi. Ronaldo’ nun fiziği Sporting’ de oynarken bu halde değildi. Scout ekipleri oyuncu ne hale gelir sorusuna, gerçeğe en yakın cevabı vermek için varlar. 19 yaşındaki çocuğa 10 milyon verdirmek için değil.

Zaten çalışan bir scout ekibi olsaydı, Sabri’ ye 500.000 Euro önerilirdi ve kendisi iyi bir yedek olarak değerlendirilirdi. Yerine de 20-23 yaş arası tempolu bir sağ bek alınırdı.

Ama hayaller scout, hayatlar Instagram’ da seksi kadın fotoğrafı beğenmekten kafa kaldıramayan adamlar.

Daha bahsedilebilecek çok şey var ama benim yorum yapabileceğim, hakim hissettiğim şeyler bunlar genel hatlarıyla. Çok göz önünde olan şeyler ama asla ciddi adım atılmayan şeyler. Gerçekten scout olayı sinir bozucu bir halde. Bonservisi elinde olan, seneye bonservisi elinde olacak adamlarla ilgili veritabanımız var mı ? Sanmıyorum. Kulübün borçları derya, deniz. Bizler hala 4.800.000 Türk Lirası’ na Galatasarayın evlatlarını doyuruyoruz. Galatasarayın malı deniz, yemeyen domuz.

İmza : Fikri hür, vicdanı hür Galatasaray taraftarı.

Hakkında antropolog

antropolog
15 Mart 1995, Ankara. Beytepe İlköğretim Okulu, Karakusunlar İ.M.K.B. Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü. https://twitter.com/saykodelikdesik https://www.facebook.com/batuhanezgu95