korsan kalem korsan medya alanya Kral, Bilge ve Soytarı / Shafique Keshavjee - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » AyCadısı » Kral, Bilge ve Soytarı / Shafique Keshavjee

Kral, Bilge ve Soytarı / Shafique Keshavjee

#KitapOkuYorum

Can Yayınları

256 Sayfa

Çeviri: Aylin Yengin

Küt diye bir soru soracağım size: Hangi dine mensupsunuz?

İslamiyet?

Hıristiyanlık?

Budizm?

Hinduizm?

Musevilik?

Yoksaaa… Hah tamam… Ateist misiniz?

Siz bu sorunun yanıtını veredurun, ben en son okuduğum kitaptan bahsedeyim biraz.

Dinler Tarihi 5000 yıl geriye uzanıyor ve bilinen en eski din: Hinduizm.

Şimdi “Koskoca dinler tarihi diyor bu kadın! Sadece 256 sayfa okumakla ne demeye çalışıyor?” diyenleriniz olacaktır elbet. Hemen açıklıyorum: Bu konuyu uzun uzun araştıranlarınız vardır muhakkak, ama bu kısa ve öz bilgi edinmek isteyen yok demek değildir değil mi? Kitap okuyan insanın doğasında vardır merak… Sizce?

Adı sanı belli olmayan, uzak ve Dünya’dan kopuk bir ülke düşleyelim şimdi. Yavaşça yaklaşalım. Bu barışçıl ve huzurlu ülkede Monarşi var ve tabii bir de Kral. Son derece adil ve iyi kalpli biri. Kaçınılmaz olarak yanı başında akıl hocası bir Bilge ve Bilge’den çok daha akıllı olduğunu düşündüğüm bir de Soytarı var başrollerde…

Mayıs ayında bir dolunay gecesinde başlıyor olay örgüsü. Kral, Bilge ve Soytarı o gece aynı düşü görüyor ve yataklarından sıçrayarak kalkıyorlar. Ertesi gün düşlerini birbirlerine anlatıyor ve şaşkınlık içinde yormaya başlıyorlar. Kral bu rüyayı halkının en doğru inanca sahip olması ve var olan huzurun, iç huzuruyla tamamlanmasına yoruyor. Kral, kral olduğundan bu öngörüsü kabul görüyor ve Dünya’da var olan en etkin dinler arasında bir yarışma (Dinler Turnuvası) düzenleniyor. Her dinden özü sözü bir ve aklı başında din adamları kendi dinlerini savunmak ve sorulacak sorulara yanıt vermek için ülkeye davet ediliyorlar…

Bir İmam, bir Haham, bir Rahip, bir Budist, bir Hindu ve tabii ki bir de Ateist. Önce hemen herkes Ateist’e ve orada oluşuna karşı çıkıyor. Ama Kral iyi kalpli ve objektif biri olduğundan onun da orada olmaya diğerleri kadar hakkı olduğunu savunuyor ve herkesi ikna ediyor.

Daha fazlası bu güzel, masalsı romanın keyfini kaçırmak demek olduğundan burada konu anlatımını sonlandırıyorum.

Din’i ya da insan inancını terör malzemesi yapmak isteyenler çoğunlukta ne yazık ki tüm Dünya’da. İslam’ı benimsemiş bir ülkede dünyaya gelmiş biriyseniz, Budizm’i öğrenmemek, Hıristiyanlık yokmuş gibi davranmak ya da Ateizm’i görmezden gelmek ve kendi doğrularınız dışındaki inanca sahip insanlardan nefret etmek ne İnsan’a yakışır ne de Barış’a… Az da olsa merak ediyorsanız nedir, ne değildir diye okuyun derim. Hiç sıkılmadan, akıcı ve sade bir dille yazılmış diyaloglar bütünüyle bir çırpıda bitireceksiniz bu romanı. Hele hele İmam ile Haham’ın hararetli tartışmalar sonrasında yaşadıkları sahnede ağlayacaksınız, desem?

Ve Aşk da var tabii… Üstelik bambaşka dine mensup iki genç arasında…:)))

Kısa Kısa…

*** Yazar’ın dinini merak edenler vardır aranızda; kendisi Protestan. Siyasal bilimler ve din alanlarında eğitim gören yazar, uzmanlığını karşılaştırmalı din tarihi alanında yapmış. Profesör Keshavjee, Cenevre Üniversitesi’nde Teoloji dersleri vermeye devam ediyor. Bana göre fazlasıyla objektifti…

*** “Tanrı eğer varsa, neden kendini binlerce yıl önce gösterdi ama şu an sessiz?” sorusu gibi zor ve yanıtı hep havada kalan sorulara bile yer verilmiş romanda…

Kitaptan…

“Tanrı, cahillerin düşüncesinde doğar ve alimlerinkinde ölür…”

“O halde bu ‘susuzluk’ nereden kaynaklanıyor?”

“İnsanı, bir ‘öz-benliğin’ var olduğuna ve sahiplenmelerin mutluluk verdiğine haksızca inandıran cehaletten…”

“İnsan iyi yönlerini alçak sesle, yenilgilerini ise haykırarak itiraf etmeli.”

“Günün birinde bir kral, Müslüman bir mutasavvıfa harika bir armağan vermek istemiş. Bu, üzeri elmaslar ve başka değerli taşlarla işli altın bir makasmış. Sufi, Kral’a nazikçe teşekkür etmiş, ama şunları eklemiş: “Davranışınız beni çok etkiledi. Ama ne yazık ki armağanınızı geri çevireceğim. Makas aslında kesmeye, ayırmaya, bölmeye yarar. Oysa benim yaşantımın, aldığım eğitimin temeli “yaklaştırmaya ve barıştırmaya, toplamaya ve birleştirmeye dayalı. Beni gerçekten mutlu etmek istiyorsanız, bana bir dikiş iğnesi, sıradan bir iğne armağan edin…”

Sevgiylekalın…:))

Hakkında Aycadısı

Merhabalar... Aslen Bursalı,İstanbul'da büyüyen,en sonunda da ANNE olabilmek için o koca, şişman,kart kentten arkasına bakmadan İzmir'e göç edip,her bişeye sıfırdan başlayan, cesur bir kocası olan,okuyup yazan,sanatın her haliyle ilgili bir yazma sevdalısıyım...Aynı zamanda da uslanmaz bir Romantik! Ve buradayım.Üretmek,paylaşmak ve fark yaratmak için. Şu an 12 yaşında olan oğlum Deniz'e ve güzeller güzeli tüm çocuklara daha güzel bir Dünya bırakabilmek için... Sevgiyi,saygıyı,hayatı,masumiyetin güzelliğini,sabrın erdemini ,paylaşmanın eşsizliğini soluyabilmek için... Buraya kadar okuduğunuza göre,şimdi birbirimize sarılıp,yüzümüzde kocaman bir gülümseme ile yeni hazineler bulmak için keşfedilmemiş adalara yelken açıp,KORSAN'lığa birlikte devam edebiliriz. Sevgiylekalın!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat