Anasayfa » Edebiyat » Dönme Dolap

Dönme Dolap

Mevsim : Sonbahar

Okuduğum Kitap: Böğürtlen Kışı

Yazar: Sarah Jio

Oturduğum yer: Çok sert ve rahatsız bir sandalye.

Işık: İnsanın sinirlerini bozacak kadar yoğun.

Yer: Bir Devlet Hastane’sinin yoğun bakım ünitesi.

Karşımda, şifresi girilmeden açılmayan bir kapı…

Kaç gün, kaç saat o kapının önünde bekledim bilmiyorum. Zaten sürenin uzunluğu değil yoğunluğu yoruyordu insanı.

O kapıdan girebilmek, onu bir kez olsun görebilmek için ne numaralar denedim. Kapının şifresini bile ezberledim. Ama bir kez bile girmeye cesaret edemedim. Arada bir doktorlar gelip bilgi veriyordu. Ne söyleyeceklerini hiçbir zaman tahmin edemiyordum ve her seferinde kalbimin duracağını sanıyordum. Umut verici şeyler söylediklerinde ise çok seviniyordum.

Bir konuda endişelilerdi. Uyumuyordu. Doktorlar, genel durumundan dolayı uyku ilacıyla uyutmak istemediklerini ama böyle giderse uyku ilacına başlayacaklarını söylüyorlardı. Yardımcı olabileceğimi düşünüyordum. Belki konuşursam kendini iyi hissedip uyuyabilirdi. Teklifimi kabul ettiler. Genel durumunda bir değişiklik olmazsa akşam yemeği saatinde içeri alabileceklerini söyleyip kapının ardında kayboldular.

Akşama kadar heyecandan yerimde duramadım. Sanki birkaç gün değil yıllar olmuştu onu görmeyeli. Üstelik bu zamana kadar bir kez bile ayrılmamıştık birbirimizden. İlk ne söyleyeceğimi yada nasıl davranacağımı düşünüyordum.

Sarılmalı mıydım? İzin verirler miydi sarılmama acaba?

Kavuşma saatimiz geldiğinde steril önlük ve maskemle o şifreli kapının ardındaydım sonunda.

Vücudu makineler ve kablolara bağlı olduğu halde afacan bir çocuk gibi yatağın ortasında oturuyordu. Beni görünce, annesine kavuşan küçük bir çocuk gibi kocaman bir gülümseme kapladı yüzünü.

Yatağın yanındaki sandalyeye oturdum. Ellerim titriyordu, sanırım sesimde. Ne söyleyeceğimi bilemiyordum ama onun neşeli hali rahatlamamı sağlamıştı. Biraz sohbet ettik havadan sudan. Sonra yemeği geldi, ben yedirdim. Aynı afacan çocuk edasıyla;

‘’ Doktorlar ne diyor? ‘’ dedi.

‘’ İyi olduğunu, her gün daha iyiye gittiğini söylüyorlar. Ama uyumuyormuşsun, bu konuda senden çok şikayetçiler” dedim.

Kocaman ela gözleri ışıl ışıl parladı, daha da irileşti;

‘’ Yahu ne diyorsun! Şu manzara karşısında uyunur mu? ‘’ diyerek arkamda ki pencereyi işaret etti.

Dönüp baktığımda çok şaşırdım. Kaldığı hastane eski bir yapıydı ve yoğun bakım ünitesinde dışarıya bakan pencereler vardı. Onun yattığı kısımdaki pencereden dans eden rengarenk ışıklar içinde devasa bir lunapark görülüyordu.

Gülümseyerek;

‘’ Şu dönme dolabın büyüklüğüne, renklerine bak, onun ışıkları hepsinden daha güzel ‘’ dedi.

Söyleyecek hiçbir söz bulamadım.

Alnından öptüm.

Yanına oturup başını göğsüme yasladım, onunla birlikte lunaparkın ışıklarını izlemeye koyuldum…

Hakkında yula

İyiye, güzele, aşka aşık gezgin ruhlu bir seyyah...