Zafer Yalçınpınar ile Anlam Arayışı Üzerine Söyleşi
Hüsniye Sakar: Şiir yazmanın sanıldığı kadar kolay bir şey olmadığını; şairin yazarken zaman ve mekân kavramlarına çok da bağlı kalmadığını düşünüyorum. Buna katılıyor musunuz? Ve bunun dışında yazmanın bir iş, bir görev olduğunu savunanlar için ne söylemek istersiniz ya da bu düşünceyi doğru buluyor musunuz?
Zafer Yalçınpınar: Bulmuyorum. Şiiri ya da işte sanatsal içeriği dışsallıklar belirlemez. Belki “tetikleyici” olurlar ama hiçbir zaman “belirleyici” olamazlar. Bugünkü dinamikleri ya da çevrimsel dönemleri göz önüne aldığım da iş ya da görev bilinciyle yazanlar, söz konusu bu işten ve görevden saygınlık cukkalamanın ya da köşeyi dönmenin peşinde olanlardır: Kariyerist ve fakat “kifayetsiz muhteris” insanların, statüko arayışlarının basit bir uzantısı, belirgin bir kanıtı… Zorlama sonucu ortaya çıkacak tek şey bir “cüruf”tur. Bugün, birçok şair geçinenin böylesine bir cüruf oluşturmak için sonsuz “çaba” sarf ettiğini ve “heves”lendiğini görüyorum. Ayrıca şunu da söyleyeyim; “şairlik” aslında tipoloji olarak -özellikle- ilgilendiğim ve kabul ettiğim bir şey değil. Ben meselelere “şiir yazarı” olarak bakıyorum. Bunu da olur olmaz her yerde dile getirdim…
H.S.: Davut Yücel ile yapmış olduğunuz söyleşinizde şiirlerinizle birilerine gönderme yapmadığınızı, insanlara kendi çelişkilerini, kendi yüzlerini gösterdiğinizden bahsetmişsiniz… Öyleyse şiirlerinizin bir “ayna” görevi gördüğünü söyleyebilir miyiz?
ZY.: Söyleyemeyiz… Büyük ihtimal Davut Yücel‘le yaptığım söyleşide başka bir şeylerden bahsetmişizdir… Bunlar, bu işler benim şiirlerimin konusu ya da derdi değildir. Belki “Taş Uçak” ile “Tek bir tokat” adlı iki şiirimde böyle bir durum söz konusudur. Ama bu ikisinin dışında, şiirlerimin imlediği şeylerin hiçbiri de ayna mayna, tokat mokat değildir. Eğer şiir bir ayna vazifesi görebilseydi dekorasyon firmaları veya iç mimarlar mobilyalarında, aksesuarlarında ayna yerine şiirler, dizeler kullanırlardı. Fakat illa ki şiirimi bir mobilyaya benzeteceksek, benim şiirim bir “askılık”a benzer…
H.S.: Yine imgelere dönmek istiyorum. Şiirinizin yapı taşını oluşturan imgeler ve onların yaydığı müzik şiirinizi duymamızı ve onu derinden algılamamızı sağlıyor. Bu anlamda şairin kendine özgü bir müzik dili oluşturduğunu ve müzikle iç içe yaşaması gerektiğini söylemek doğru olur mu?
Z.Y.: Olur… Müziğin imgesel denge veya imgesel ahenkteki gerekliliğinden “Ezra Pound” sıkça bahseder, ayrıca bunun “zorunlu” olduğunu söyler… Kelimelerin hatta anlam dolu bir tümcenin veya paragrafın bile bir tınısı vardır. Hiç unutmam bir gün Serdar Koçak bana “renkler aracılığıyla düşündüğünü” söylemişti. İnsan “tını”ları sezebildiği ölçüde “tını”lar aracılığıyla düşünebilir de… Renkler için de aynı şey geçerlidir.
H.S.: Şiirde insan tiplemelerini betimlemek çok zor olsa da sizin ustaca betimlediğinizi düşünüyorum. İnsanı ve insanın çelişkilerini, çıkmazlarını anlatırken kendinizden de bir şeyler katıyor musunuz? Siz de orada mısınız?
Z.Y.: Oralardayım tabii ki… Başka nerde olacağım? Bakın, “çelişkiler” birer mihenk taşıdır. İnsandan ve tipolojiden bahseden herkes çeşitli “çelişkiler”e çarpar, sonra da durur. Bu benim için de geçerli… Ece Ayhan şöyle der; “Tipolojiyi bilen kazanır.”
H.S.: Anlamı kırmanız ve sonra onu sandalyeye oturtarak sorguya çekmenizdeki asıl amaç nedir? Ve neden anlamı kırma düşüncesi? Anlam bir şiirde ve metinde bütünlük sağlayan bir öğe değil midir? Sizin bu öğeye karşı almış olduğunuz tavrın asıl nedenini açıklayabilir misiniz?
Z.Y.: Anlamda, anlamlılık adına yazılanlarda bir çok şeyin yitip gittiğine inanıyorum. Özellikle de “coşkunun…” İlhan Berk‘in poetikası bu durumdan sürekli bahseder. Bana sorarsanız bu dünya, bu insanlık tarihi sanıldığı kadar “us”lu değildir. Şöyle bir etrafınıza bakın, insanların ya da insan suretindekilerin yapıp ettiklerine… Artık, bütünlüklü olmak “samimi” ya da “gerçek” bir şey değildir. Aslında “anlamı kırmıyorum.” Sadece onun etrafında dolaşıyorum. Anlam‘a ihtiyacım olduğu kadar nüfuz ediyorum… Yani “anlam” benim için bir amaç ya da ulaşılması gereken bir şey değildir.
H.S.: Zaman, en yalnız kavramdır ve gölgesizdir. Böylece şiirin zamana benzediğini düşünebilir miyiz? Zaman kavramı sizde nasıldır?
Z.Y.: Güzel bir şiirsel önerme bulmuşsun… Şiirin “apansız oluşu” ve bu “apansızlığın ölçüsü”nü sezmek çok önemli… Benim şiirim için “zaman”dan çok “zamanlama” kavramı geçerlidir. Bir eskrim zekâsı, bir “tuşe” meselesi bende daha önemlidir. Ayrıca biliyorsun ki “zaman” denilen şey fizik olarak da psikoloji olarak da göreceli bir şey…
H.S.: Harflerin tarlasındasınız ne düşünüyorsunuz? Orada olmak sizi özgürleştiriyor mu gerçekten?
Z.Y.: Benim için, harflerin içinde olmak ile sayıların içinde olmak arasında “işaretlemek” bakımından çok fark yok. Sayıbilimsel bir olgudan ya da regresif bir modellemenin (stokastik ile deterministik öğeleri bir araya getiren bir denklemin) ifade gücünden de çok şey öğrenmişimdir. Bir eylem olarak “özgürlük” hem benim, hem de tarih için çok yeni bir şey… Fakat “özgürlük duygusu” öyle değildir, yeni değildir.
H.S.: Şiirde dokunup geçtiğiniz ama büyüsünden hiç kopamadığınız şey nedir?
Z.Y.: Bakışsızlıktır.. Ama bu konuda daha fazla bir şey söylemek istemiyorum.
H.S.: Davula vurduğunuz zaman çıkan sesin kendi içinde barındırdığı “tin”e ve onun özgünlüğüne ulaştığınızda, içinizde uyanan duyguları biraz anlatabilir misiniz? Bu sorunun şiirinizle çok bağlantılı olduğunu düşünerek soruyorum.
Z.Y.: O bahsettiğin şeye –her ne ise- ulaşabilmek benim için çok önemli… Daha doğrusu ona ulaşabilmiş olmak, onu yazabilmiş olmak… Bir mutluluk, bir beceri, bir başarı duygusu… Sanırım bunları hissediyorum. Geçenlerde birileri, yayınlanmış bazı kitaplarımın çeşitli “kişisel hırslar” nedeniyle ve gayri resmi olarak toplatıldığı, geri çekildiği gibi bir şeyler iddia etti bana… Gerçek nedir bundan emin değilim, ama toplatılsa da toplatılmasa da umurumda değil. Benim için önemli olan o kitapları, o hikayeleri, o imgeleri, o dizeleri yazabilmiş, sezebilmiş, düşünebilmiş olmak… Önemli olan bu…
Zafer Yalçınpınar’ın tüm söyleşilerine ve poetika çalışmalarına www.zaferyalcinpinar.info/poetika-calismalari-soylesiler-konusmalar adresinden ulaşabilirsiniz.
Yazarın (Hüsniye Sakar) diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.
KorsanEdebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.
– Zafer Yalçınpınar ile Anlam Arayışı Üzerine Söyleşi
