Son Haberler
Anasayfa » Deneme » beni de gömün ablamın yanına

beni de gömün ablamın yanına

ben de yalnız olmak isterdim, aynı   sertap erener gibi yatakta çapraz yatmak , işe mişe gitmek yok,  kadın bütün gün yatakta çapraz yatsın ( iyileşiyorum klibinden) nasıl geçiniyor ne yiyor ne içiyor  da öyle bunalım geçirilebiliyor, bizim en yakınımız ölse cenaze bitimi gel işe derler , yatakta çapraz yatırmazlar adamı öyle. işte maalesef işin en acı tarafı bu ,yalnız kalamazsın ve sen illa ki birine benzersin bu sistemde, yoksa barınamazsın. kişiliğinden ödün verirsin ya da çekip gidersin. ya sonra anne var ,hasta baba var emekli olamamış, daha bacı var üni de, abi var askerde .. en fazla pazar günleri yalnız olabiliyoruz , yapabildiğimiz en iyi ve tek felsefe uyumak öğlene dek …

ek iş buldum, radyolu mp3 çalar satmalıyım. uygun da bir toptancı buldum ,15 e aldığımızı 25 e satacağız, bizim metro durağı var , durağa yürümek için mezarlıkların önünden geçiyorsun, orada bere satan ,eldiven ve  çorap satan, çakmak satan emekçiler var , yaşlı amcalar var, yaz kış demeden  ordalar, ben de serdim tezgahı , dizdim malları ve açtım ahmet kaya dan bir sevgi duvarı şarkısını, sonra yokladım ceplerimden çıkardım camel sigaramı ,hani o kağıtlısından kibritle uzun uğraşlar sonucun da yaktım. ( kibritle yakmak daha romantik geliyo)  şiirleştirdim biraz bu soğuk havada tek tatil günüm de yaşadığım eziyeti.. bu sevgi duvarı parçası aslında bir şiir, bir can yücel şiiri , ahmet abi bu şahane şiire hayat vermiş bestesiyle, ruh üflemiş sanki sesiyle, sonra bir kaç tane sattım  ama işler hep iyi gidecek değil ya başladı kötü şeyler..

sonra geldi o siyah takım elbiseli adamlar , kırdılar yaktılar, yıktılar. mezarlıkta müzik mi çalınır  lan deyip şeytan ne verdiyse kanattılar beni paramı da alıp gittiler, karşı koymaya çalıştıkça daha da canım acıdı, daha da kanadı, olmadı işte başaramadım , günahmış mezarlık ta müzik dinlemek ,şarkı söylemek..

montumun sağ cebi deliktir , onun içine hep bozuk paralar düşer , belki bir minübüs parası , bir de yokladım ki 5 lira çıktı ,sonra gül satan roman kadının yanından geçerken bir den bu son paramla o gülü almak geldi içimden ve o gülü bir kadına vermek . hemen aldım gülü , son paramı verdiğimden bayağı pinpirikliydim. 10 , 15 kere kokladım ama burnumdan akan kan sayesinde kokuyu da alamıyordum, her içime çekişte kanıyordu burnum, ne diyelim inşallah plastik değildir kadın kandırmamıştır bizi..

bir şairin mezarını bulmak zor, hele karlı, yağmur çamurlu bir hava ise bu çok zor, ama inat ettim. didik didik ettikten sonra bir mezar takıldı gözüme, sarı papatyalardan görünmüyordu ismi, son iki harfi görünüyordu. aman allahım son iki harfi “ak” .koştum sanki teskeremi almış bir asker gibi koştum , uzun papatyaları sağ kıvırdım biraz ve o an..  

didem madak  yazıyordu ve hafif soyadının üstünde o gülen bir resmi.. o  an o gülen bir yüzün  toprak altında hiç çürümediğine ve hiç kemikleşmediğine inandım. canım olamazdı o gülücük çürüyemezdi ,buruşamazdı, eskiyemezdi..

 eeee bu da nihayetinde bir mezar ziyareti , ama sübhaneke okumak hiç gelmedi içimden , fatiha yı da yarım yamalak biliyorum, bence bir şaire sübhaneke okumamalısınız, şaire şiir okunmalı bence, evet şiir bu dünyadan göçse bile onu bekler şair , ben böyle hissediyorum…

önce telefondan bir şarkı açtım ona , daha doğrusu bir müzik, yan tiersenn den naval, iki kere çaldım naval ı.. biraz gözlerim doldu, hava allah dan kötü de kimseye böyle yakalanmak istemem, müzik devam ederken şiir okumak istedim, naval ın üstüne olmadı geveledim, sonra müziği kapattım…

: ablam ,didem ablam,  kekelersem kusura bakmayasın , bu şiiri neden okuduğuma gelirsek , birincisi bir tek ezbere bildiğim şiirim bu , ikincisi şiirimi beğenip beğenmiyeceğin, öhö öhö 

başlıyorum :

saçları seyrekti bu genç yaşında 

yer yer beyaz,

sigara içerdi daha yüzünü yıkamadan,

tanrının bile görmediği bir yerdeydi odası,

hiç yararını görmediği için bırakmıştı konuşmayı..

avuç avuç doldurdu kalbini sessizliklerle 

çığlıklarının üstünü örttü,

bir pazartesi ölmüştü kafesteki kuşu,

bir salı günü söyledi sevdiğini kıza,

bir çarşamba günü hiç eksilmedi kara bulutlar

birikti penceresinde,

bir perşembeden daha perişandı artık,

bir cumadan mübârek yalnızlıklarıyla,

yattı evde cumartesi pazar öğlene kadar,

ölene kadar yatmak ister gibi..

nasıl beğendin mi he .. beğendin  mi .. harbiden mi , dalga geçiyorsun öff yapma…

bilemiyorum belki de bu benim iç sesimdi , didem madak beni duymuyordu  büyük ihtimal ama bunu öğrenmek istemiyorum, zaten bunu da  öğrenemem..

veda vakti geldi , öptüm vesikalığından  ablamın , el salladı bana, gene gel dedi..

bağırarak dedim ki :  şubat ayında bir daha geleceğim can dostumu da alıp..

 

Vasiyetimdir:
En güçlülerinden seçilsin
Beni taşıyacak olanlar.
Ahtım olsun,
Yükleri ağırlaşsın diye iyice,
Tabutumun içinde tepineceğim. …. didem madak..

….

…tamer keser(iki öpücüklü adam..)…..

Hakkında iki öpücüklü adam