N’İzledim?
Eminin ki pek çok kişi bu filmden bahsederken onu dinleyenlerden en az ikisi edebiyatın, popüler kültürün sömürmesine maruz kalan önemli eserlerini duyunca verilen klasik düşünce ve tepkilere maruz kalıyordur. Üzgünüm ama popüler kültüre yedirilmemesi gereken filmlerden biridir. Benim için bir anısı olmasa da nezdimde hayli önemli olan filmlerin başında gelir diye yazarken bilin bakalım ne oldu? Tabii ki aklıma hem bende anısı olan hem de çok önemli bir film geldi J Yine de önce başladığım filmden devam edip en son birkaç film daha yazabilirim diye düşünüyorum.
Hepimiz son yıllarda, “bu bir simülasyonsa eğer” ile başlayan cümleleri duyduk ve hak verdik. Çünkü fazlasıyla normal olmayan şeyler yaşıyoruz… Sanki kameralar her yerde, pardon hatta demek fazla oldu değil mi? Kameralar her yerde, mikrofonlar her yerde, yönlendiriliyoruz da. Bu bir simülasyondan da fazlası gibi değil mi? İşte benim filmimin kahramanı da tıpkı böyle bir hayat yaşıyordu. Sanırım tek ve büyük farkımız bizim gecemiz/gündüzümüz, güneşimiz/ayımız, hava durumlarımız gerçek. (Ben öyle olduğunu düşünmek istiyorum akıl sağlığım açısından)

Evet, The Truman Show filmi benim için ve eminim çoğu kişi için ayrı bir yere sahip. İlk olarak kaç yılında izlediğim konusunda bir fikrim olmamakla birlikte 1998 yılı yapımı olması 2000’lerde izleme ihtimalimi yükseltiyor. En son izlediğim tarih üzerinden tam 3 yıl geçmiş (Ara ara sevdiğim filmler izleme keyfi yapıyorsunuz di mi?) Replik replik bilmeme rağmen hâlâ birkaç sahnesi bana aynı etkiyi yaratır her izlediğimde. Örneğin asansör sahnesi… Truman iş yerine yaklaşırken her günün aksine sorunların başladığı gün o gündür ve asansör ile ofisine gitmek için düğmeye basar asansör kapıları açılır açıldığı gibi kapanır sonra tekrar açılır ve her şey normaldir ama Truman ne gördüğünden emindir. Asansörün arkasında koca bir ekip vardır. Bu sahne bende bir süre asansörlerin arkasında birileri olduğunu düşündürmüştür. Filmde gerçek olmayan karakterin, gerçek olmayan dünyasını yıkarak gerçekliğe ulaşmasını izleyeceksiniz.
***
Gelelim yazarken aklıma gelen diğer filme. Bu filmin yönetmeninin tüm filmlerine hayran olduğumu belirtmek isterim. Bambaşka dünyalar, bambaşka bakış açıları sunduğunu düşünüyorum. Ayrıca oyuncu kadrosu da epey iyi olmakla birlikte başrol oyuncusu kalplerimizi çoktan “koşa koşa” fethetmiştir.

***

Bu karantina günlerimiz ne olacak, nasıl olacak belirsizliği içinde zamansal ve türsel olarak farklı bakış açılarına şahit olacağınız ve keyifli vakit geçireceğiniz aynı zamanda da benim için önemli olan filmleri sizlerle paylamış olmaktan mutluluk duydum sevgili okuyucu.
Ben Venüsya’lı Biri tekrar görüşmek üzere. Eğer görüşemezsek “İyi Günler, İyi Öğlenler, İyi Akşamlar ve İyi Geceler!*
*Truman Selamlaşması
Konuklarımızın diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.
Korsan Edebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.
– N’İzledim?
