On Numara
Yıllardır bir şeyler yazıyorum, yıllardır buralardayım.
Bir yazıya nasıl başlanacağına dair en ufak bir fikrim hala yok.
Yine binlerce defa okunup, bir kez dahi anlaşılamayacağımın farkındayım.
Öyle veya böyle, eksik ve ürkek, bir başlangıcın kıyısındayız.
Sonundan korkup başlayamayanların dünyasında büyük bir cesaret örneği.
Kızdığım birçok şey ve alındığım birçok davranış,
Tütün ve sigara kağıdı gibi iç içeydim hissettiğim duygularla ama,
Nereden geldiğini bilemediğim bir ateş bir şeyi yaktı ve duman olup uçtu kızgınlıklar ve alınganlıklar.
Çünkü fark ettim ki verilen her söz bir sonraki ana kadar.
Genç Werther’in Acıları’ndan nefret ediyorum.
Sürekli sızlan, sızlan, sızlan, sızlan,
Saplantı, sızlanma, umutsuzluk, çaresizlik ve çöküş,
Nereye kadar?
Nereye kadar mı,
Bulunduğum yere kadar.
Eleştirdiğim her şeyi yaparım çünkü bir zamanlar Ankara’nın en yüksek noktasına çıkıp herkese ve her şeye bir karıncaymışçasına baktım ve bir gökdelenin ucuna oturup sarkıttım ayaklarımı esen rüzgarla beraber kendi kaderimin dahi kıyısındayken.
Her şey ufacıkken ve bir karar uzakta her şeyin sonu ya da başlangıcı dururken,
Nasıl herkes ve her şey ufacıksa ara ara acılar ve sızlanmalar da bana ufacık ve anlamsız gelir ama rüzgar beni bir şekilde oralara sürükler ve başka yerlere gidene kadar dünyanın en anlayışlı insanı olurum,
Sonra rüzgar beni tekrar umursamazlığa ve alaycılığa sürükler.
Şu aralar Wertherspor’un on numarası benim.
En yaratıcı pasları ben atacağım,
Sizi en iyi ben anlayacağım,
O bakışlarınız ve sahte sempatiniz üzerimdeyken biraz huzur vermenizi rica edeceğim ancak biliyorum, biliyorum ki benim de biraz anlaşılmaya, anlaşılamasam dahi dinlenmeye, hiç yoksa sessizce beraber oturmaya ihtiyacım var ve şu anda buradayız.
Şu an bu takımın en kreatif oyuncusu benim.
Bu yazıyı okuyan tanıdıklar, dostlar, taraftarlar, biliyorum, biliyorsunuz. En azından alelade bir akşamda yanınızdaydım ve bir şeyler konuştuk, paylaştık, anlattık ve dinledik.
En keskin şutu ben atacağım,
En güzel ortaları ben keseceğim ve şampiyon olacağız.
Bu takımı, bu taraftarı, her şeyi, herkesi sırtımda taşıyacağım ve hüznün içerisindeki o filmlerde bulduğumuz güzelliği hissedebildiğim, melankoliden tat alabildiğim sürece son damlasına kadar kanayacağım ve ağlayacağım.
Yüzsüz bir köpek gibi şampiyon olduktan sonra daha fazla neşe için takımı satacağım.
Futbol göndermelerine bayılıyorum. Bu dünya çelişkilerle dolu ve çelişkilerimden birini de futbol sahasında görüyorum.
Zarafete meftunum, ince bileklere ve zekice dokunuşlara hayranım.
Gel gelelim hayran olduğum hiçbir özelliğe sahip değilim,
Sahada vahşi bir köpek gibiyim ve tüm oyunum, bütün becerilerim bitmek bilmez bir enerjiye ve fiziksel kapasiteme dayalı.
Çoğu maçın sonunda gerçekten oturup soluklanana kadar çift görüyorum,
Yığılıyorum.
Verebileceğim her şeyin bacaklarıma ve ciğerlerime bağlı olmasından nefret ediyorum.
Daha doğrusu, nefret ediyor-dum.
Takımım için onların yapamadıklarını yapmakta,
Koşamadıklarına koşmakta,
Yetişemediklerine yetişmekte bir zarafet olduğunu yeni yeni fark ediyorum çünkü ben saha dışında da böyle biriyim ve bunun kaba da olsa bir zarafeti var diyemeyeceğim çünkü kelimeler birbirini karşılamıyor – kaba bir estetiği var diyebilirim belki de.
Nasıl sevdiklerim için zaman yaratmaktan, dinlemekten, çözümleri beraber aramaktan, hayat yolunda taşları kenara süpürmekten çekinmiyorsam,
Saha içinde de pis işleri yapmaktan çekinmiyorum.
Üstelik saha içinde aldığım yaralar havalı yara izlerine de sebep oluyor.
Bir oğlan çocuğu gibi bunlarla gurur duyuyorum.
Gelelim, dönelim saha dışına, son bir kez.
Hiçbir bağlantısı olmayan bir sonla bitirmek istediğimi fark ettim.
Daha fazlası daima bir yerlerde vardır. Önemli olan kalbinin ne istediği.
Bir şekilde üzüleceğimi sezdiğim,
Zarar görebileceğim hiçbir güzellikten ve bağdan korkmuyorum.
Yas tutmaktan ve vedalardan korkarak sevemezsin.
Sonuna odaklandığın hiçbir şeye başlayamayacaksın ve bu yalnızlığı istemediğini biliyorum.
Bir yandan,
Verebileceğim en ufak şeyin dahi senin için bir önemi yoksa, her şeyimi verme isteğimin bir anlamı olabilir mi?
Öte yandan,
Umurumda değil.
Bu yolu yürüyeceğim ve en önemlisi,
Benim yalnızlığımın -şayet yalnız kalırsam- içerisinde korku olmayacak.
Yazarın (antropolog) diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.
KorsanEdebiyat’ı instagram üzerinden de takip edebilirsiniz.
Haftalık bültenimize ücretsiz abone olup gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.
– On Numara

