korsan kalem korsan medya alanya Yazma Deneyimlerim - 6 - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » Araştırmalar » Yazma Deneyimlerim – 6
yazma deneyimlerim

Yazma Deneyimlerim – 6

Korsan Edebiyat’ta yapmakta olduğumuz “Konuk Yazar” uygulaması sayesinde pek çok yeni genç yazar ve şairlerle tanışma, onların ince ve heyecanlı eserlerine göz atma fırsatı yakalıyoruz. Yayınladığımız eserler olduğu gibi, yayınlamadığımız gönderiler de oluyor. Bugün yayınlanması amacını gütmeden, yazdığı yazının incelenip eleştirilmesini isteyen bir dostumuzun e-postasını aldık. Yoğun geçen çalışmama ara verip bu genç arkadaşımıza dönüş yapmaya karar verdim. Çünkü yapacağım o dönüşün önemini çok iyi biliyordum. Zamanında uzun süre ufacık da olsa bir cevap alabilmeyi çok arzular, dönüş yapılmadıkça da umudumu yitirmeye başlardım. Bu yüzden de bu konuda hassas olmaya çaba sarf ediyorum. Tabi yoğunluklardan dolayı atladığım dostlarımız olabiliyor. Bu husustan dolayı da affınıza sığınıyorum…

Konuya dönersek, dostum U. Göndermiş olduğu yazının olumlu-olumsuz değerlendirilmesini istiyordu kibarca. Alttaki “Zamanı Ertelemek” konulu metin dostumuz U.’ya aittir. Öncelikle U.’nun yazısını, ardından da bu yazıya verdiğim yanıtı okumanızı dilerim. Umarım yazma telaşındaki tüm arkadaşlarımıza ufak da olsa bir katkı sağlar…

 

ZAMANI ERTELEMEK

Her sabah erken kalkarız diye alarmı kuruyoruz ancak sabah alarmı erteliyoruz. Günlük yaşamımızda da hep bunu yapıyoruz. Yapmamız gerekenleri hep erteliyoruz. Arkadaşlarımızla yemeğe gideceğiz işimiz çıkıyor erteliyoruz, birlikte bir yerlere gideceğiz erteliyoruz, sınava günler öncesinden çalışacağız diyoruz erteliyoruz. Peki, bu böyle ne zamana kadar gidecek? Ne zaman ertelemelerden vazgeçip o an o dakika yapacağız hayatımızın gerektirdiklerini? Hiçbir zaman değil mi, alıştık ya bir kere hep erteleyeceğiz hayatı. Mesela bir sabah saat 08.00 olarak ayarladığımız alarmı ertelemeden kalksak, mutlu bir şekilde elimizi ve yüzümüzü yıkasak. Daha sonra hep erteleyip de yapamadığımız işleri tek tek yerine getirsek. Arkadaşlarımızla eğlenmeye çıksak, daha sonra bir sahilde simit ve çay eşliğinde otursak güzel olmaz mı? Olur diyeceğinizi şimdiden biliyorum. Peki, neden bunları bildiğimiz halde yapmıyoruz. (Soru işareti)

            Aslında yapmak istiyoruz ama bir kere erteleme tuşunu kullandık ya alıştık rahatlığa. Ya ertelediklerimizi yerine fırsatı bulamadan bu dünyadan ayrılırsak. (?) Ne demiş Cahit Sıtkı “ Yaş otuz beş yolun yarısı, Dante gibi ortasındayız ömrün.” Bu sözler bile anlatıyor aslında bize ömrümüzün yarısına geldik ama hâlâ her şeyi ertelemekle meşgulüz. Elbet bir gün ertelemenin gereksiz olduğunu anlayacağız, anlayacağız fakat çok geç olacak.

            Gelin hep birlikte erteleme yapmak yerine anı yaşamaya başlayalım, bugün sizin için bir başlangıç noktası olsun ne dersiniz?

Metin burada son buluyor. “ertelemek” kelimesini ve bazı eksik noktalama işaretlerini kırmızıyla belirttim. Altta da dostumuz U.’ya yazdığım yanıtı okuyabilirsiniz. Yazıyı yazdıktan sonra, genel bir kaide olarak bu yazıyı “Yazma Deneyimlerim” derslerine eklemenin doğru olacağını düşündüm. Metinler dosrumuz U.’dan izin alınarak yayınlanmıştır.

Yazı Hakkında

Selamlar U., öncelikle bu medeni cesareti gösterdiğinden dolayı seni tebrik ederim. Yazdıklarımızı birilerine okutmak, belki de bizler için en zor şeylerin başında geliyor. Sen bu ilk adımı atlatmışsın. Eleştirilerimi, çok yoğun bir tempoda süren çalışmalarıma ara vererek yapmaktayım. Lütfen bu noktada yazdıklarımı önemse 🙂

Zamanında ben de senin gibi yazılarımı birçok yazara ve yayıncıya gönderdim. Büyük bir çoğunluğundan da cevap alamadım. Dönüş yapanlardan bir tanesi bana; “Yazdıklarının edebi değeri bulunmuyor.” demişti. Bu cevap, yazmaya yeni başlayan birisi için çok ağır ve uzaklaştırıcı bir tutum olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden sana ayrıntılı bir cevap vermek istedim.

Bir yazı ortaya koymak çok basit bir uğraşıdır. Ancak iyi bir yazı yazmak ise uzun süreçlerin bir sonucudur. Yazma yeteneği gerçekten çok önemli olmasının yanında, bu yeteneği daha derinlere indirmek ve köklendirmek için çokça çalışmak gerekir. Bununla beraber; kitap okuma alışkanlığı ciddi bir kanuna dönüşmesi gerekir. Bir ateş, ancak körüklendiğinde büyüyecektir. Ateşi ne kadar beslersen, o kadar büyük sonuçlar elde etmen sürpriz olmayacaktır.

Gönderdiğin yazının başlığı “Zamanı Ertelemek”. Bu, okullarda kompozisyon derslerinde verilen bir konu gibi geldi bana. Yani zamanı ertelemek konusunda bir sayfalık bir kompozisyon yazılmasını istemişiz, sen de bu konuya temel bir örnekle yazını şekillendirmişsin: Kurduğumuz alarmları ertelemek…

Ancak bu geniş konuyu, sadece alarm ertelemek noktasında ele alırsan köşeye sıkışırsın. Senin yazında da ben bunu hissettim ne yazık ki. Sanki kurduğumuz alarmı ertelemezsek dünya daha iyi bir yer olacakmış gibi bir düş…

Bir konu hakkında yazılan yazılarda, genç arkadaşlarımızın yaptığı temel hata: o konuyu cümleler içinde defalarca kullanmaktır. Sen de bu hataya düşmüşsün. Birçok cümlende “ertelemek” kelimesi tekrar ediyor… Bu durum okuyucuyu sıkmakta ve metinden uzaklaştırmaktadır. Oysa bunun yerine, yazında zamanın ufacık bir anının ne kadar kıymetli olduğunu merkezine alsaydın; okuyucuda ciddi bir hassasiyet doğurabilirdin.

Bir yazının yayınlanmadan önce ya da bir kimseye gönderilmeden önce ciddi bir şekilde gözden geçirilmesi gerekiyor. Yazdığın yazıların; imla ve yazım kuralları noktasında değerlendirmesini yapmalı, şüpheye düştüğün kelimeleri TDK’nın İmla Kılavuzu’ndan (internet sitesinde mevcut) kontrol etmelisin. Yazında geçmekte olan “Ya ertelediklerimizi yerine fırsatı bulamadan bu dünyadan ayrılırsak.” cümlesinde ne anlatmak istediğini anlamadım. Muhtemelen “yerine getirme fırsatı” olacaktır. Yazılardaki bu ve bunun gibi hataları birkaç okuma yaptığında fark edecek ve düzeltmesini yapacaksın. Ancak yazdıktan sonra kontrol etmeden gönderirsen, bu hataları gözden kaçırır ve olumsuz dönüşler almana sebep olursun.

Yazı yazmaya gönül verdiysen ya da vereceksen, öncelikle gelişmeni görmek adına bir adet ücretsiz blog açmanı öneririm. Öncelikle kimseye, dergilere ya da yazarlara yazılarını gönderme. Açtığın blokta yazılarını yayınla. Bir süre sonra; yazıların çoğaldıkça, o blokta ilk yayınladığın yazılarına tekrar dön ve bak. Hatalarını ve gelişimini bizzat göreceksin sevgili dostum.

Sana bunları yazmam, benim yazar olduğum anlamına da gelmesin. Ben uzun süredir yazılar yazan bir insanım ve inan, ben de senin gibi henüz gelişmeye çalışan bir öğrenciyim sadece. Öğrendiklerimi, tecrübelerimi insanlarla paylaşmaktan da çekinmiyorum. Zamanında Korsan Edebiyat’ın kuruluş sürecinde aldığımız bir eleştiriyi de seninle paylaşmak isterim: “Bu zamanda; herkes yazar, herkes şair olmuş!”

Yazmaya devam et sevgili dostum. Bu zamanda keşke herkes yazsa, okusa, birbirlerine yazdıklarını gösterip fikirlerini alsa… Belki dünya daha güzel bir yer olabilir, öyle değil mi?

 

Eski Dersler:

Yazma Deneyimlerim-1

Yazma Deneyimlerim-2

Yazma Deneyimlerim-3

Yazma Deneyimlerim-4

Yazma Deneyimlerim-5

Hakkında KorsanKalem

Bir düşü gerçekleştirmek üzere çıktığımız yolda, hayatı idrak edebildiğimiz ölçüde yansıtmaya çalışıyoruz. Bu yolda bizlere eşlik eden tüm dostlara bin selam olsun. Yorulacağız ama durulmayacağız; zira yazmak boynumuzun borcudur.. KorsanKalem

Bir yorum

  1. Öncelikle selamlar. Ben de bu cesaretini canı gönülden tebrik ederim. Birkaç görüş belirteceğim yazınla ilgili. Bu görüşüm aşağı yukarı Korsankalem’in görüşüyle aynı olacaktır. Naçizane fikirlerimi umursamak senin seçimin, saygı duyarım.
    Derinlemesine girmeden kabaca bir yorum yapacak olursak yazdıkların yorumlanmak için fazla erken diye düşünüyorum. Yani bu işte yontulmak diye bir tabir var kullandığım. Kısacası daha iyi eserler verebilmek. Bu yontulma işinin üstesinden de ancak Korsankalem’in de dediği gibi kitap okuyarak gelebilirsin. Ve bir de sürekli yazman gerek tabi. Ne yazdığının bir önemi yok. Sadece otur ve yaz. Gördüklerini, göremediklerini, yaşadıklarını, anılarını ve aklına her ne gelirse. Bu şekilde aklındaki serveti çoğaltabilirsin. Tabi ki bunu sadece ben demiyorum. Geçmişte bunu yapan yüzlerce yazar oldu ve kariyerlerini oturup mantıksızca bile olsa yazdıkları yazılara borçlular. Okudukça ve düzenli olarak bir şeyler yazdıkça kendinde bir şeyler fark edeceğinden eminim. Aslında bakarsan etrafında gördüğün her iş böyledir. Bir marangoz atolyesinden ne kadar uzak kalırsa o kadar yabancılaşır işine. Ya da bir kaptan gemisinin dümenini ne kadar çok tutarsa o kadar cesaret biriktirir dalgalara karşı. Yazmak da bu emeklerin benzerini ister senden.
    Ben dört-beş yıldır yazıyorum. Ve son bir senesine kadar ne yazdıysam sadece kendime yazdım. Yani kimseye yazdıklarımı okutmaya çalışmadım. Çünkü biliyordum ki herkes yazabilirdi, ben kendimi bulmalıydım. Tıpkı Korsankalem’in dediği gibi. Ve yazarak kendimi hem yonttum hem buldum. Yine Korsankalem’in dediği gibi bazı yanlarımız yazmak konusunda hâlâ pasif ve hâlâ bir şeyler öğrenmeye açız. Ya da aç olduğumuzu kavramalıyız diyelim. Eğer yazmak konusunda bir yerlere erişmek istiyorsan ilacını doğru almalısın diye düşünüyorum. Ve biz yazarların ilacı; okumak, yazmak ve bir tarafımızın öğrenmeye hep aç olduğunun farkına varmak. En başında da inanç meselesi gelir. Bugün böyle yorumlar aldın, yarın daha iyisiyle Korsan Edebiyat’a yazılar yollayacağın gerçeği imkansız değil. Sadece yaz… Eğer yazmak içinde bir tutku haline bürünmüşse beni dinlemene gerek bile kalmadan sen sürekli yazıyor olacaksın zaten.
    Korsan Edebiyat’tın yazarı olalı birkaç ay geçti. Henüz bu dergiye konuk olarak yazılar yollarken bana bu dergiyi tavsiye eden bir abime, bu derginin as kadrosundaki yazarlardan biri olmayı istiyorum demiştim. O da bana her şey zamanla demişti. Ve ben ertesi gün yine bir şiirimi Korsan Edebiyat’a yolladıktan hemen sonra derginin kurucusu olan Korsankalem bana ‘bizimle çalışmak ister misiniz’ yazan bir mail attı. Ve ben artık bu derginin yazarı olup diğer güzel yazarlarımızın arasına karıştım. Demem o ki kendini yitirsen de ümidini yitirme. Hoşça kal.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat