Anasayfa » Çiğdem İskent » Kötülük Üzerine Bir Deneme | On Evil | Terry Eagleton (1943)
kötülük-üzerine-bir-deneme

Kötülük Üzerine Bir Deneme | On Evil | Terry Eagleton (1943)

Merhaba Sevgili Kitap Dostları,

İrlanda kökenli, en önemli İngiliz edebiyat eleştirmenlerinden biri kabul edilen edebiyat profesörü Terry Eagleton’ın “adını ilk kez duydum”, demeyeceğim; edebiyat değil İngiliz Dili Eğitimi yani herkesin aşina olduğu adıyla İngilizce Öğretmenliği okurken edebiyat dersleri de aldığımızdan, kulakları çınlasın, bölüm başkanımız Prof. Nazan Aksoy hocamız Terry Eagleton’dan, Georg Lukacs’tan ve Berna Moran’dan sıkça bahsederdi doğal olarak. Ancak ben eserlere odaklandığımdan işin eleştiri ve kuram yönünü es geçerdim hep. Ders yükünden sebep sanırım. Neyse efendim, taa 90’ların sonundan gele gele 2018’e kısmetmiş okumak.

Hemen söyleyeyim, çok sevdim bu kitabı. 140 sayfa çabuk biter sanmayın çünkü kimi cümleleri anlamak için durmanız gerekiyor. Ve evet pek çok eser referans olarak alınmış ve üstüne yorum yapılmış hatta bir kere değil birkaç kere.

15 sayfalık çok güzel bir “Giriş Bölümü” var. Sadece oraya 2-3 gün gitti sanırım. Sonra ara verdim. Tekrar başladım. Ve bu kitap 6-19 Haziran arası okundu.

1.bölümde yirmiye yakın eser, 2.bölümde ise yirminin biraz üstü (23 gibi) eser not almışım. Kimileri okuma listemdeydi kimileri ise merak ettiklerim ya da ilk kez duyduklarım…

Bu eser, adından da anlaşılacağı üzere “Kötülük” üstüne “On Evil” yani J

Bir eylem anlamdan ne kadar uzaksa o kadar kötüdür. Kötülüğün, bir sebep ya da amaç gibi, kendinin ötesinde var olan hiçbir şeyle bağlantısı yoktur.” diyor Eagleton.

İyi güzel de neresinden tutalım bu cümleyi de bir yere varalım dersek; o zaman da şöyle anlatmış meramını Uncle Terry:

İnsan eylemleri, ya açıklanabilirdir ki bu durumda kötü olamazlar ya da kötüdürler ki bu durumda onlarla ilgili söylenebilecek başka bir şey yoktur. Bu kitabın tezi, sözü edilen iki bakış açısının da yanlış olduğudur.

Hadi buyurun bakalım çıkın işin içinde!

Şaka şaka! Doğru tespitler var ki hak veriyorsunuz, bazen cidden kafanız karışıyor, bazen ideoloji yabancılığı çekiyorsunuz kimi yerde din ve Tanrı algısı çok tutucu iseniz ters gelebilir ama okunmaya değer diyorum. Çünkü felsefe, ilâhiyat (teoloji), edebiyat, sosyoloji kullanılarak dopdolu bir deneme kitabı çıkmış ortaya.

Bakın unutuyordum; yukarıda ciddi şeyler yazdım ama öyle asık suratlı bir kitap olarak algılamayın sakın e mi J Öyle yerler var ki “tebessüm” kondurdum cümlelerin yanına, espri anlayışını sevdim.

Şimdii bu kitapta pek çok eser adı zikredilmiş ama yorum dönüp dolaşıp birkaç esere varıyor. Şöyle ki; ana eserler, William Golding’in Pincher Martin, Serbest Düşüş, Sineklerin Tanrısı; Thomas Mann’ın Doktor Faustus eserindeki Adrian Leverkühn, John Milton’ın Kayıp Cennet’i, Goethe’nin Faust’u, Shakespeare’in Macbeth ve Othello’su, Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşleri, Hannah Arendt eserleri olmak üzere (daha yazmayayım) Kierkegard, Freud, Kant, Hume, Schopenhauer, Sartre’a uzanan bir yelpaze…

Bence keyifli ancak yavaş okunmalı diyorum. Bahsi geçen çoğu eseri okumadım ( Godot’yu Beklerken ve Finnegan Uyanması hariç J ), bundan da gocunmadım tam tersi mutlu oldum. Bir tad olmuş oldu ve merakımı kamçıladı. Birkaç tanesi ise zaten okuma listemdeydi.

Ya gelin okuyun siz bu kitabı bence. Hem konusu da çok güncel, “Kötülük”. İnanın daha iyi algılayacaksınız pek çok olayı. Ya da farklı açıdan bakabileceksiniz diyorum. Her yazılana hak verecek değiliz elbette ama örnekler tutarlı olunca hiç olmazsa düşün dünyamıza ve bilgi küpümüze birkaç damla tazelik eklenmiş olacak diyor herkese sağlıklı ve bol kitaplı günler diliyorum…

Sevgimle ilettim; umarım sizi bunaltmadan toparlayabilmişimdir.

Alıntılar:

“…kötüler kendilerindeki bir eksikliği tamamlamak için başkalarının hayatlarını sömürürler. Canlı gibi görünen oyuncak bir bebeği elimize aldığımızda hissettiğimiz tekinsizlik bu durumun sönük bir yankısıdır. Sanat da hayat ve ölüm arasında salınmaktadır. Sanat eseri de yaşamsal bir enerjiyle dolup taşmaktadır ama neticede sadece cansız bir nesnedir. Sanatın gizemi buradadır: Sayfanın üstündeki siyah harfler, tuval üzerindeki pigmentler veya tellere sürtünen bir yay bize yoğun bir yaşam hissi verebilir.” sf.65-66

Kötülük yaşam ve ölüm arasında sıkışmış bir varoluş şeklidir. Bu yüzden de onu hayaletler, mumyalar ve vampirlerle özdeşleştiririz. Ne tam ölü, ne de tam canlı bir şey kötülüğün imgesi olabilir. Ve bu haliyle de sıkıcıdır kötülük çünkü ölüm ve yaşam arasındaki bir çıkmazda, aynı korkunç şeyleri yapıp durmaktadır. (…) Kötülüğün sıkıcı olmasının bir başka sebebi de gerçek bir özü olmamasıdır. Mesela hiç duygusal karmaşaya kapılmaz.” sf.110

Kötüler, yaşama sanatında kifayetsiz olan insanlardır. Aristo’ya göre yaşamak, sürekli antrenman yaparak kendinizi geliştirmeniz gereken bir spor gibidir. Kötüler işin bu yönünü bir türlü anlayamıyorlar.” sf.114

Hakkında çiğdem iskent

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*