Anasayfa » Deneme » İnsan Olmayı İnsanca Anlatan Sanat Dalı
tiyatro

İnsan Olmayı İnsanca Anlatan Sanat Dalı

Bilinçli düşünceler yaratabilen en önemli sanat dalı tiyatrodur. Bize insanı ve insan olmayı anlatan, empati kurmamızı sağlayan bir sanattır tiyatro. Tiyatronun geçmişi uzun yıllara dayanır. İlkel insan devrinde bile tiyatro vardı. İlkel insan, kuşları, balıkları, vahşi hayvanları avlamış; meyveleri, yaprakları, çiçekleri toplayarak değerlendirmiş; kendilerine evler kurmuş yaşam alanı oluşturmuş, suyu geçmek ve ulaşım sağlamak amaçlı sallar yapmıştır. Bu faaliyetlerini çeşitli seslerle ve dans figürleriyle de pekiştirmişlerdir. Örneğin; vahşi hayvanları daha çok avlayabilmek ve avı kolaylaştırmak amaçlı danslar, taklitler yapmışlardır. Böylelikle ilkel tiyatronun ilk temelleri atılmıştır.

Tiyatronun ortaya çıkış amaçlarından biri insanların eğlenmek, dinlenmek, zaman geçirmek istemesidir. Bu amaçlar doğrultusunda oyunlar bulunmuştur.

Tiyatronun amacı sadece insanları güldürmek ve eğlendirmek değildir elbette. Tiyatronun asıl amacı toplumsal bilinci uyandırmak, toplumda doğru bilinci oluşturmaktır. Tiyatro, düşüncelerin ve yargıların sergilenmesidir. Halka yeniden düşünme, idrak etme olanağı sağlar. Toplumsal sorunları ele alır, bunları iyileştirmek adına izleyicilere mesaj verir. Tiyatro sanatı bizlere ne kadar iyi icra edilirse bizler tiyatronun değerini o kadar iyi anlarız. Ferhan Şensoy, Levent Kırca, Müjdat Gezen, Tuncel Kurtiz, Genco Erkal, Haldun Dormen, Müşfik Kenter, Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Kemal Sunal ve tabi ki tiyatromuzun başkişisi Münir Özkul gibi usta tiyatrocularımız bizlere anlatılmak isteneni en iyi şekilde anlatmakta şüphesiz kusursuzlardı.

Ferhan Şensoy için ise ayrı bir parantez açmak istiyorum.

ferhan-şensoyFerhan Şensoy ülkemizde tiyatro emektarlarının en önemlisidir. “Ferhangi Şeyler” adlı oyununu 1987 yılından bugüne kadar, kesintisiz tam 2260 kez oynayarak bir dünya rekoru kırmayı başarmıştır. Yapılan bu dünya rekoru tiyatro emekçileri ve sanat adına müthiş bir performanstır. Ferhan Şensoy’un gerek pervasızca edindiği tavır gerekse beyan ettiği düşünceler, beni ve diğer tiyatro severleri kendisine hayran ettirmesine yetiyor. Şükretmeliyiz ki Ferhan Şensoy bugün hala Beyoğlu İstiklal Caddesi üzerinde Ortaoyuncular Tiyatrosu’nda tiyatro oyunlarını icra etmektedir. Ortaoyuncular Tiyatrosu’na hak edilen değeri verebilmek için oraya sık sık gitmeye ve destek vermeye kararlıyım(z). Hayatını tiyatroya adamış, yaşına rağmen de adamaya devam ediyor. Tiyatroda yaşlanmış bir insana yaşlı demek ne kadar doğru bilmiyorum, ancak Ferhan Şensoy’da gördüğüm cesareti çoğu insanda görmüyorum. Onun yaşamından öğreneceğimiz çok şey var.

Türk tiyatrosuna emek veren elbette sadece erkek oyuncularımız değildir. Afife Jale, Adile Naşit, Yıldız Kenter, Çolpan İlhan, Hümeyra, Gönül Ülkü Özcan, Gülriz Sururi gibi önemli kadın oyuncularımız bizlere hiçbir işin kadınsız olmayacağını göstermişlerdir. Kadın, her işi güzelleştiren olduğu gibi tiyatroyu da güzelleştirendir.

Afife-JaleTıpkı Ferhan Şensoy için özel bir parantez açtığım gibi, Afife Jale için de ayrı bir parantez açmak istiyorum. Sahneye çıkan İlk kadın oyuncumuzdur Afife Jale. “Yamalar” adlı oyunda, Emel rolü ile ilk kez sahneye çıktı. Bu oyunda “Jale” takma ismini kullanmış ve daha sonraları Afife Jale adıyla anılmaya başlanmıştır. Tiyatro kursları için açılan sınavı kazanmıştır. 1997’den beri Afife Jale anısına Yapı Kredi tarafından “Afife Tiyatro Ödülleri” düzenlenmektedir.

Tiyatro insanlığın bilincidir. Bir bakımda insan hayatını anlatır. Tiyatro, dünyamızı güzelleştiren nadideler arasındadır. Çeşitli televizyon programları veya diziler bizleri bilinçlendirmeye ve ufkumuzu genişletmeye yetmez. Ancak tiyatro bunun önüne geçer. Tiyatroya değer verilmesinin sebebi bundandır.

Tiyatro dalında gelişmiş ülkelerin kalkınması ve çağdaşlaşması ise kolaydır. Tabi o milliyetteki tiyatro çağdaş kalırsa.

Tiyatroda oyuncuların üstelendiği sorumluluk kadar seyirciler de sorumluluk üstelenir. Bu sorumlulukların en önemlisi; oyuna en az sahnedekiler kadar duyarlı olabilmektir. İzleyici olmak gerektiği yerde alkışlamak, gerektiği yerde sessiz kalmak, gerektiği yerde ise oyunu pür dikkatle izlemektir. Tiyatroya hakkettiği değeri versek hiç fena olmaz gibi…

“Noviembre” filminden bir alıntı:

“Bizler, sanatın insanların kalplerini güzelleştirebileceğine inanıyoruz. Ve o kalplere güçler verebileceğine. Sanat, insanlara yaşadıklarını hissettirebilir. Sanat, erkek ve kadının ruhuna erişebilir. Sanat, topluma şuur getirir. Bizleri daha iyi birer birey yapar. Sanat evrensel olabilir. Sınırsız, her türlü dinden ve ırktan bağımsızdır.”

Unutmayın sanattan uzaklaşırsak, sanat da bizden uzaklaşır. Burada, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü hatırlatmam gerektiğini düşünüyorum:

“Sanatsız kalmış bir toplumun, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

Tiyatroya değer vermek, insanî duygulara değer vermektir. Hayatın kargaşası ve kaosu içinde insanların derin bir nefese ihtiyacı vardır. Derin soluklu bir nefes için, sanat gerekir sadece.

Deneyimli tiyatro yönetmeni Peter Brook tiyatro hakkında şöyle söylüyor: “Tiyatro, taktığın maskelerini seyrettiğin psikolojik bir alandır.”

O halde tiyatronun iyi bir terapi yolu olduğunu unutmayın. Çünkü tiyatro toplumun aynasıdır. Ne yaşadığımızı ya da yaşattığımızı izlemek, bizleri karanlığın uykusundan uyandırır.

Hakkında Enes Gültürk

Kendimin hayatından bir parça kırpıp şiire adıyorum. Şiirle yaşama özgürlüğüne kavuşuyorum. Özgürlüğümüzün bir gün son bulacağı varsayımını kabul ediyorum. O güne kadar özgürlüğümü şiirle desteklemiş olacağım. Ne şekilde hangi şekilde hayata veda edeceğimi ise Adnan Yücel'in en iyi şu dizeleri açıklar. Bizi bu deprem günlerinde / İnan ki bir şiirsiz yaşamak / Bir de sensiz savaşmak öldürür.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*