Son Haberler
Anasayfa » Edebiyat » Feridun Andaç/Genç Meslektaşıma Mektuplar: (34)
feridun andaç

Feridun Andaç/Genç Meslektaşıma Mektuplar: (34)

 GİTMEK DÖNÜŞMEKTİR

Ömerli, 16 Haziran 2018

Sevgili Kalemdaşım,

Gene yüzümü doğaya dönmeye karar kıldım. Belki de eş okuma yaptığım iki kitabın tetiklemesi beni sürükledi buraya.

İçinden geçtiğimiz zamanın kirinden pasından kurtuluş olmadığını bilsem de; siz, gene de buna bir “kaçış” deyin.

 

 

 

 

 

 

Geçen gün, bir dersimde, “gidememek”ten söz etmiş, bu izlekte bir metin yazmalarını istemiştim öğrencilerimden. Dönem sonuydu, artık herkes zaman yorgunluklarını bir yana bırakmalıydı. “Ahlat Ağacı”ndan konuşmuştuk derste. Sinan’ın kaygıları onlara dokunmuştu sanırım! Taşradan gelenlerin bakışlarındaki tedirginliği anlasam da, kendilerini bu kentin “yerli”si sananların ise hayata dair bilgisizliklerini görmek benim onlara dair anlattıklarımı sorgulamaya dönüştürüyordu ister istemez. Yani, hayata bakma yönümüz/yordamımız ne olmalıdır gibisinden sorular sorarak düşünüp, yaşamalarını istiyordum. Yazmak birincil amaçları olmasa da, yazının ucuyla hayata bakmanın onları nelere taşıyabileceğine değinip dururdum sıklıkla.

İşte bu nedenle biraz “Ahlat Ağacı” filmi üzerinde durup, sonra da size de sözünü ettiğim kitaba (“Mutluluğa  Dair Bir Düşünce”/ Luis Sepúvelda-Carlo Petrini) geçmiştik.

Yeni yeni düşüncelerle yüzleşmek, ötesi sizi bir düşünceden alıp başka düşüncelere taşınmak biraz da bu tür okumalarla gerçekleşiyor. Ama bunu hep “karşılaşma” olarak nitelendiririm. Ve yaşamda hiçbir şey nedensiz değildir.

Yazarken de, yaşarken de, düşünürken de, birileriyle rastlaşıp yol alırken de bu böyledir. O nedenle böylesi yönelimi ‘alıcıları açık yaşamak’ olarak nitelendiririm.

çalışma odası şeker

 

 

 

 

 

 

 

Bu okumamda karşıma çıkan birçok yeni düşünce/kişi/duygu beni kanatlandırır desem. Bunun bende kalmayacağını bildiğimden, not alarak yol aldım. Sepúvelda, bir yerde, Uruguay’ın eski devlet başkanı José Mujica’dan söz ediyordu. Ona dair bilgim adı ve “aykırı bir devrimci” olduğundan ibaretti. Ama dönüp onunla yapılan bir söyleşi kitabını (“İktidarda Bir Kara Koyun Saraysız Başkan”) okumaya koyulunca, yüzümü bir kez daha Latin Amerika gerçeğine döndüm. Eduardo Galeano’ya, “Biz Hayır Diyoruz” kitabındaki yazılarına, “Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri”ne…

Bilmek, öğrenmek, keşif bir saplantı değil; bir merak olmalı insanda. Hele hele yazıyor, yazının ucuyla da hayata bakmayı önceliyorsanız bu kaçınılmaz sanki!

Bütün bunlara “çoğul yolculuk”/ “çoklu yaşam” diyorum ben.

Sizin, şimdi yeni bir yolculuğa hazırlanmanız, listeler yapmanız, çantanızın yarısını kitap, yazı araç gereçleriyle doldurmanız da bunun bir işareti değil mi?

Gene de, deneyimlemelerimle söylüyorum, bazı şeyleri gittiğiniz yere bırakın; orada edinin, oraya ait bir şeylerle okuyun, yazın, düşünün derim.

Siz de bilirsiniz ki her yolculuk yeni bir soluk almadır. Tıpkı yer ve ev değiştirmek gibi. Yeni bir insanla tanışmak gibi, yeni bir kitabı yazmaya yüzünü dönmek gibi. İşte size yol arkadaşlığı edebilecek iki kitap öyleyse, madem sordunuz:

  • “Evin Bilinçdışı”, Alberto Eiguer
  • “Cosima”, Grazia Deledda

heykel

Şu günlerde bunların tümünü bir arada yaşayan biri olarak size derim ki; ufkunuzu gölgeleyen her şeyi hayatınızdan çıkarın ve de gidin. Yani sevgili dostum, bir Budist rahibe dönüşmeye gerek yok arınmak için; aklınızın dümenine, ruhunuzun alevine kendinizi verin.

Dönüşte, size yazacağım. Siz de yazın ama.

Sevgilerimle.

FA.

Hakkında Feridun Andaç

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*