Anasayfa » antropolog » Eskitilmiş Yaz Grubunun Vokalisti Burak Savaş ile Keyifli Bir Röportaj
eskitilmiş yaz

Eskitilmiş Yaz Grubunun Vokalisti Burak Savaş ile Keyifli Bir Röportaj

Korsan Edebiyat olarak; “Mavi”, “Kimse Konuşamadı”, “Öylece” gibi başarılı şarkılar üreten Eskitilmiş Yaz grubunun vokalisti Burak Savaş ile keyifli bir röportaj yaptık. Çok fazla uzatmadan, Eskitilmiş Yaz dinleyicilerini ve Korsan Edebiyat okurlarını röportajla baş başa bırakalım.

Burak, öncelikle röportaj isteğimizi kırmadığın için çok teşekkürler. 2016’dan beri Eskitilmiş Yaz ile birlikte müzik üretmekte ve sahneye çıkmaktasın. Grubun bir araya gelme sürecinden bahsedebilir misin? 
Ben teşekkür ederim. Benim için bir keyif… Grubun bir araya gelme sürecinden şu şekilde söz edebilirim: Müzikle uğraşan her insan gibi bu yolculuk benim de çocukluğuma kadar uzanıyor. Canım kuzenim Beste’m ile ne zaman bir araya gelsek dilimize bir melodiyi dolayıp, mırıldanırdık. Aslında çocukça saçmalardık galiba… Düşünmeden cümlelere dolardık melodilerimizi. Sonra sesimizi kaydedip dinletirdik teyzemlere. Teyzeler önemli… Onların cümleleri bizim motivasyon kaynağımızdı. O zamanlar 1+1 demiştik bunun adına. Daha sonra müziğim ile birlikte Eskişehir’e yerleştim. Bu dönemde yazdığım bir mensur şiir grubun şu anki adını vermiş oldu. Tamamen üniversite ortamında gelişip, fısıltı gazetesiyle müzikle uğraşan insanlar olarak birbirimizi bulduk. Kimyamızın tutmasını temenni ettik ve sanırım öyle de oldu.

2016 yılında grupça başladığınız bu serüvende oldukça beğenilmiş olacaksınız ki, şarkılarınız YouTube’da 500.000’den fazla tıklanmış ve dinlenmiş. Bu maceraya başlarken böyle büyük bir ilgi olacağını tahmin ediyor muydunuz? 
Açıkçası gitarımla evin salonunda ilk akora döktüğüm bestem olan “Geceler Şimdi” ile başlayan bu serüvenin, böyle güzel bir kitle ile buluşacağını tahmin etmemiştim. Kaygı ile yapılan çalışmaların çok başarılı olacağına; olsa dahi samimiyetini ve kalıcılığını koruyacağına inanmıyorum. Mesela çok satsın diye bir kitap yazdınız. Popüler olsa dahi orada sanata karşı işlenmiş bir günah vardır. Zaten birden parlayıp, sönecek ve unutulacaktır.
Şarkılarınızda Soft Rock ve Alternatif Rock türlerinden aşina olduğumuz bir sound olmasına rağmen gerek şarkı sözleriniz, gerek oluşturduğunuz melodilerle özgünlüğünüzü koruyorsunuz. Kendisini bir türe ait görenlerden misiniz, bunu kısıtlayıcı bulanlardan mı?
Biz de bunu grup arkadaşlarımızla ara sıra konuşuyoruz. Bir şemsiyenin altına dahil olmayı düşünerek beste yapmıyoruz. Beste bittikten sonra eğer illaki bir kalıba uyduracaksak sadece söylemek için bir tanım söylüyoruz. Çünkü biz toplum olarak kendimizi bir yerlere ait görmeyi çok seviyoruz. Rahatlıyoruz galiba… Biz de bir sohbet sırasında davulcumuz Tunca ile birlikte yaptığımız müziğe “Teğet” dedik. Teğet; müzik sözlüğüne bizim kazandırdığımız bir sözcük aslında. Bizim ifademizle Teğet; popa teğet geçen yani pop olmayan ama poptan da esintiler taşıyan, indie olmayan ama ona teğet geçip bir tını koparan tür, bizim türümüz. Biz bu denklemi kurarken baya eğlendik.
Eskitilmiş Yaz maceranızın üretim sürecinde etkilendiğiniz müzisyenler oldu mu?
Elbette oldu. Müzikle birlikte es geçemeyeceğim birçok ayrıntı da ilham kaynağım oldu, oluyor. Her gün yakınımda olan ama o gün bana daha farklı görünen bir eşya, izlediğim bir filmde duyduğum bir replik, okuduğum bir şiirin duygusu yahut yoldan geçerken hiç tanımadığım birinin yüzündeki o ifade… Bunların hepsi benim ilham kaynağım. Bunun dışında tabi ki etkilendiğim müzisyenler var. Zor bir soru. Şu an aklıma anlık gelen bazı müzisyenler; Aysel Gürel, Ayten Alpman, Sezen Aksu, Jehan Barbur, Mabel Matiz, Kalben gibi isimleri sayabilirim. Dünyadan ise; Loreen, Lana Del Rey, Matt Walters ve Low Roar takip ettiğim isimler arasında. Ayrıca yeni alternatif grupları da dinlemeyi seviyorum.
2017 Kasım ayında grubun isminin ne anlama geldiğini paylaşacağınızı söylemiştiniz. O gün orada olamayan ancak bunu merak eden dinleyicilerinizle de bunu paylaşır mısınız?
Tabi ki… “Eskitilmiş Yaz” içinde hem hüznü hem de umudu barındıran bir ad oldu bizim için. Sevgi karşılığını beklemeden tek taraflı beslenebilen bir duygu. Masumiyeti burada tam olarak bence. Ben de içten sevdim birilerini; ağaçları, denizi ve bir sahil kasabasını. Herkesin hayatında bir yer olmuştur, onu çekip; kendi evinde, özünde hissettiren. Çocukluğumuzun, ilk gençliğimizin, en güzel zamanlarımızın geçtiği köylerle, sokaklarla, mekanlarla ilgili bu isim. Benim için bir sahil kasabasıydı. Orada geçirdiğimiz o güzel zamanlar, içimizi aydınlatan yaz mevsimine denk geliyordu ve bir süre sonra o güzel yaz mevsimi tüm yaşattığı anlar ile birlikte geride, geçmişte kalıyordu. Eskitilmişliğe bürünüyordu. Mazi ve hatıra oluyordu. Hüznü buradan geliyor ama biz biliyoruz ki o canım yazlar bir daha gelecek. Tekrardan gösterecek kendini. Biz biliyoruz ki “Önümüz hep yaz!” umudu ise tam olarak buradan geliyor.
Eskitilmiş Yaz’ın gelecek planları neler? Grubu yakın zamanda sahnelerde görebilecek miyiz, bir albüm hazırlığınız var mı? 
Her müzisyen gibi vakti geldiğinde tüm bestelerimizi bir arada görmek bizi çok mutlu eder. Fakat şu anda böyle bir albüm hazırlığı içerisinde değiliz. Şarkılarımızı tekli olarak paylaşmayı daha doğru buluyoruz. Bu sayede şarkıların daha çok benimseneceğini düşünüyoruz. Çünkü albüm olduğu vakit bütün şarkılar hak ettiği değeri göremeyebiliyor. Bazıları geri planda kalıyor. Aralarda yok olup gidiyor…
Şimdilik tek bir mottomuz var o da ‘’Daha çok müzik.’’ Şu anda düzenli olarak Eskişehir’de ve davet aldığımız farklı şehirlerde sahne almaktayız. Şehir dışından gelen teklifleri de değerlendiriyoruz.
Korsan Edebiyat bünyesinde yazıların da yayınlanmıştı. Yazınsal üretime devam ediyor musun? 
Şu anda üzerinde çalıştığım bir kurmaca metin var. Müzik ve gastronomi çalışmalarından kalan vaktimi bu şekilde değerlendirmekten oldukça keyif alıyorum. Yazmakta olduğum bu romanın bitimine yaklaşmak beni heyecanlandırıyor. Çeşitli dergilerde ara ara yazılarımı da görmek beni çok mutlu ediyor.
Son olarak dinleyicilerinize söylemek istedikleriniz neler?
İnsani duyguların gösterilmekten kaçınıldığı bir zamandayız. Çünkü ağlayamamak, gülmemek, bir tabak daha alabilir miyim diyememek, sevdiği halde ilk yazan olamamak, hep beklemek, gerçekten sarılmayı başaramamak çok “cool” şeyler, çünkü biz insan değiliz, robotuz diye bağırıyor sanki birileri. Hayır biz insanız ve her farklılığıyla, her türlü azınlığıyla… Farklılıkların hayatlarımıza renk, neşe ve lezzet kattığı kabul etmemiz gereken bir gerçek. Son olarak, müzikle uğraşan ya da ilgilenmeyi düşünen okurlara da şunları söylemem gerekiyor. Eğer yapımcılığını kendiniz üstleniyorsanız, iş biraz zorlaşıyor ama mesele pes etmemek ve kendinize sizi motive eden kişiler ve amaçlar bulmanız ile ilgili. İstediğiniz şeyleri istediğiniz gibi yapın. Daha öğrenmemiz gereken çok şey, yememiz gereken çok fırın ekmek var! Daha gidilecek çok yol var.
Burak Savaş ile yaptığımız bu keyifli röportajın sonuna geldik. Eskitilmiş Yaz’ın sosyal medya hesaplarına aşağıdaki bağlantılar aracılığıyla ulaşabilirsiniz. Keyifle kalın, müzikle kalın, Korsan Edebiyat’ı takipte kalın, hoşça kalın!

Hakkında antropolog

15 Mart 1995, Ankara. Beytepe İlköğretim Okulu, Karakusunlar İ.M.K.B. Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü. https://twitter.com/saykodelikdesik https://www.facebook.com/batuhanezgu95

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*