Son Haberler
Anasayfa » Özlem

Özlem

Sıradan Günün Güncesi – 2

fasulye

Dolaba kaldırmıştım zaten bamyayı. Ohh, dedim arabayı çalıştırırken. Şimdi bağırtı, çağırtı istemiyorum ya eve gidince. Kızıma ve kocama sarılıp minik, çekirdek ailemle alakasız balık ve bamya ikilisini kare tabaklarımıza yerleştirmek istiyorum. Salata ortada. Beyaz sos altında, göbek salata, bir köşede domates dilimleri, öbür köşede avokado, diğerinde kırmızı biber ve öbüründe de mor lahana. Huzurla yenen akşam yemeğini birkaç hikâye kitabı ...

Devamını Oku »

Sıradan Günün Güncesi – 1

bamya

Evin işi bitmiyor derdi de annem inanmazdım. Çünkü o yapsa da yapmasa da o ev bana hep aynı gelirdi. Televizyon sehpası kapının girişinde solda. Üstünde 57 ekran ve danteli. Sehpanın camlı bölümünde annemin çeyizinden fincanlar. Fincanın birinin içinde bir kutu kürdan. Bütün nostaljinin içine edercesine… Koltukla televizyon sehpasının arasında dörtlü sehpa takımı. Üstünde bir sürahi ve bir su bardağı. Evet. ...

Devamını Oku »

Baba Oluyorum

baba oluyorum

Eğer boşanmak isterse, boşansın. Ne yapalım hayat böyleymiş, kısmet falan derim. Parkın yanından geçmeyeyim diye kırk takla atmaktan yoruldum. Kaç ay oldu bebek doğalı daha ziyaret edemedik kardeşimi. Yeğenimi göremedim. Sırf o üzülecek, sonra da ben üzüleceğim diye, onun elinden sahip olabileceği bir şeyi alamam. Buna sebep olmak, beni çok yıkar. Onsuzluktan daha da çok yıkar. Gel sen doktor ol, ...

Devamını Oku »

Saçımın Halleri ve Sonbahar

Sonbahar

Bana hep öyle bakar. Siz şimdi nerden bilecekseniz hadi fotoğraf çekinelim dediğimizi. Nasıl baksak falan diye dalga geçtiğimizi. Etrafta bize bakan var mı diye sağı solu kolaçan ettiğimizden de haberiniz yoktur sizin. Liseliler gibi görünüyoruz diye mahcup olduğumuza hiç inanmazsınız. Hemen başucumuzdaki bu ihtimaller, hayal edemediklerimizden çok daha olabilir gibi gelirken bana “Senin burnunu yaptırsak mı,” diye sormak tam da ...

Devamını Oku »

Ağıt

ağıt

İnsan şımarmak istiyor. Ne bileyim böyle saçlarının okşanmasını, bir kedi gibi mırlayıp sırtüstü yatmayı, ayaklarını havaya dikmeyi falan. Sana koşulsuz sevgi sunan birinin hemen bir nefes ötesinde olmak istiyor. Herkes seviyor birilerini. Para için, mevki için, yalnız kalmamak için. Hepsinde de bir zorunluluk varken benim istediğim sadece şartsız bir sevgi. Ve bugün aslında genlerimde de olan bencilliğimin zirvesindeyim biliyorum. Bütün ...

Devamını Oku »

Minik Aslan Kedimiz

Minik Aslan Kedimiz

Koridordaki voltalarının ağırlığından anlaşılıyor daha bu evde zamanının epey uzun olacağı. Az gidip, uz gidip, tepeler aştığın yollardan bir türlü çıkışı bulamayışın seni bu eve prangalamış olmalı. Kapının altından gösterdiğin altın zincirinin ucundan tutup seni gıdıklasınlar isterdin belki de. Kapı usulca açıldığında zaman da uzar ve sen kaç volta daha eklerdin acaba? Pencereden vuran altın hüzmeler senin sahteliğini yüzüne vurur ...

Devamını Oku »

Benim Suşi Sevdam

Benim Suşi Sevdam

Benim suşi ile tanışmam otuzuma ramak kala oldu. New York’un tam da göbeğinde bir Japon restoranında, soya kokuları içinde sipariş ettiğimiz çorba ve pirinç lapasının yanında en şirin görüneniydi. Ne bileyim en azından süslemişler, içinden somon bakıyor o iç gıdıklayan rengiyle. Yine yeni tattığım ve sofradan eksik etmediğim avokado yeşilimsi. Salatalık ve havuç var. Baya tanıdık geldi. Vejeteryan olanıyla başladım ...

Devamını Oku »

Annemin Enginarı

enginar

“Suyu kıs biraz,” dedi ablam. Oysa bir tığ kadar ince akıyordu. Lavaboya bıraktığı köpüklü bardağı alırken elimden kayıp düştü. Sadece iki parça. Gövdesi bir yana, kafası bir başka yana. “Nazar,” dedi. Başka da bir ses etmedi. Mavi leğende köpüklerin ümüklerini sıkıyordu, görüyordum. Ama bir harf çıkmıyordu kursağından yukarıya. Süngerini aldı, lavaboyu bir güzel köpüğe boğdu. Her bir balonu parmaklarımla söndürdüm. ...

Devamını Oku »

Altın Kızlar

dolaplı çekyat

Ben küçükken kafamı çok vurduğum olmuştur köşelerine. Eminim kanım hâlâ üzerindedir. Kenarları ahşap, üç kişinin oturabileceği bir sedirdi. Sırt kısmında üç adet de dolap bulunurdu. Dolapların göbeklerinde kadife kumaştan iç içe geçmiş desenler… Mandalanın hası bence. İki tane karşılıklı konmuş bu sedirler akşama kadar yeni gelin edasıyla birbirlerini süzmüş durmuşlardır eminim. Babaannem, babam evlendiğinde değiştirmiş mobilyaları. Bunları almış. Yeni geline, ...

Devamını Oku »

Pamuğum You Made My Day

You Made My Day

“Görmemişim ben, yeşili de mi vardı?” dedi. Evet, dedim. Ben yeşili çok severim. İsterseniz hemen alıp geleyim size de. “Yok tatlım yorulma sen.” derken halini görmeliydiniz. “Ne kadar tuttu peki?” dedi tonton yanaklarını sallarcasına. Bu paket 6 dolar 45 sent, dedim. “Oo çokmuş!” dedi. Yüzündeki her bir çizgi güler mi bir insanın? Gülüyormuş. Gamzelerine sevgiyi saklamış insanların, çizgileri de tebessüm ...

Devamını Oku »