korsan kalem korsan medya alanya Özlem Arşivleri - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » Özlem

Özlem

Egzama Diyecektim Doktorcuğum (1)

egzama

Size şimdi ağlamam için on milyon yüz bir gerekçe sayabilirim doktorcuğum. Ama saymayıp sadece kızımın egzamasını bahane edip ağlayacağım. Ben zaten hep böyle yaparım sayın doktor. Canım birçok şeye sıkkınken onların içinden bir tanesini ve bu bir tane de her zaman en büyüğü olmaz, seçer ve kederlenirim. Dünyayı omzumda taşıdığımı sanar, döker de dökerim yaşlarımı. Kızımın egzaması diyordum doktorcuğum. Ellerinde ...

Devamını Oku »

Annemin Elleri

annemin elleri

Güneşten mi yoksa ayazdan mı karardı ellerin anne? Hayatı parmaklarına nasıl da işlemişsin, yaşını çoktan geçmişsin. Parmağında asılı halka beyazlara bürünmüş çoktan, sen hep hamur yoğurmaktan dersin ya. Nasıl da hamuru tokatlar gibi yoğururdun anne? Alamadığın hınçlarını mayaladığın hamurdan mı çıkarıyordun? Niçin ellerin bu kadar yumuşak anne? Oysa hiç krem sürmezdin. Hatırlar mısın beyaz lastikle, kaşlarımı saç diplerimle buluştururcasına sıkı ...

Devamını Oku »

Testi Kırılmadan Kızlar

Sıcak havalar da hiç çekilmiyor diye ormana doğru yola koyulduk. Küçük piknik sepetimize biraz çikolata, çekirdek, meyve, evde yaptığımız sandviçler ve tabi ki çay termosumuzu da alıp gittik. Sayısını bilemediğim kadar yeşilin tonu vardı. Hangisi açık, hangisi çimen yeşili, bu hakiyse şu yaprağınki ne ola diye seyre dalıyorum etrafı. En çok da kirazı yakıştırıyorum pikniğe. Küpe yapıyorum, kulağımda dans eden ...

Devamını Oku »

Dedemin Çiçekleri ve Ben

Bu, ben değilim ki diye topuklarımla yeri delercesine tepinmiştim babaannemden kalan halının üzerinde. Dedem gözünün ucuyla halıya bakmıştı. Çiçeklerle bezenmiş halıda babaannemden başkasını görmüyordu eminim. Bana içerlemiş de olabilir ama ses etmedi. Baktı ben deli danalar gibi tepiniyorum. Sekiz yaşımdaydım. Dişlerimden üçü düşmüş, ikisi sallanıyordu. Hırsımdan iki dişim birden düştü o gün. Elma değil, şeftali yedim epey. Tıpkı dedem gibi. ...

Devamını Oku »

Benim Canım B12’m

Eliyle koymuş gibi buldu anahtarı. Nasıl biliyor orada olacağını anlamıyorum. Hayır, kapıyı açan ben, arkadan kilitleyen ben, masanın üzerine koyan sonra çocuklar alır da atar bir yere diye kaldıran ben. Ama bulamayan yine ben. Geldi ve kesin buraya koymuşsundur; dedi ve mutfak rafından alıp elime bıraktı. Kahverengi rafı da bu işler için çaktırmıştım oraya esasen. Anahtarı, çakmağı koyarım. Bazen cüzdan, ...

Devamını Oku »

Ne Çok Bekledim

Ben bekledim. O gelmedi. Ben zaten hep beklerdim ve beklemeyi tercih ederdim bekletmektense. Kimdi hatırlamıyorum, biri; “Her randevunuza çeyrek saat öncesinde varın.” demişti. Bunu bir ortamda demiştim de israf değil mi o çeyrek saat nevilerinden bir laf işitmiştim. Bilemedim ki israf mı? Kaç tane randevuma çeyrek saat öncesinde gitmeyip de neyi keşfettim o vakitlerimde diye düşünmedim değil. Çünkü ben o ...

Devamını Oku »

Asiye Teyze

“Bu ilk değil. Geçen yıl da çok sinirlendiği bir zamanda vurmuştu.” Buğulu gelen bu sese nasıl cevap vereceğimi bilemedim önce. Çok korktuğumda karnım ağrırdı, öyle oldu. Neden korkmuştum acaba? Kalbim hızlı hızlı atmadı, durdu sanki. Vücudumda bir uyuşukluk hissederken, yanağımdaki ıslaklık telefonun öbür ucundakinin yanağına değdi. Sesim çatallı “Hemen polisi ara ve şikayetçi ol. Neden bana daha önce söylemedin? Seni ...

Devamını Oku »

Unutamadın Ha!

Şimdi siz hatırlamazsınız öğretmenim, ama yıl 1999’du. Kollarınızı göğsünüzde bağlamış 3. kat koridorunun tozunu içinize çeke çeke arşınlıyordunuz. Asayiş sizden sorulacaktı o gün. Ama öğretmenim bilmiyor muydunuz kolları bağlamanın iletişime kendini kapatmak olduğunu? Oysa ‘Türkçeci’ydiniz, bilmeniz gerekirdi. Öğretmenler her şeyi biliyordu ya hani. Koşan öğrenciler niye rahatsız etti öğretmenim sizi? Kollarınızın düğümünü çözüp hafif bir tebessüm yorar mıydı bedeninizi? Ya ...

Devamını Oku »

Anne Diyemem

     Ne çok hayal kurdum seninle buğulu pencerelerin ardında, sokaktan geçenlerin kalabalıklaştırdığı adımlara karışarak. Seni de ortak ettim nice sonra. Yıllar değişmişti oysa yollarla birlikte. Bedenler bambaşka bir hale bürünmüşken ruhlarımız hiç de birbirinden ayrıldığı ilk günkü kadar birbirine muhtaç değildi. Ama seni ortak etmek iyi gelecekti sanki bir anlığına bile olsa.      Açık sarıya boyanmış, penceresinde menekşelerin olduğu bir ...

Devamını Oku »

Altın Yaldızlı Kara Beşik

“Tutkalla iyice yapıştıracaksın. Yoksa okula götürmeye kalmadan kırılır.” dedi Sema. Tamam, dedim. Gelecek zamanlardaki tutkal maceralarımda yalnız olacağımı adım gibi bildiğim suskun harflerimle. Mırıldanır gibi. Ama homurdanmak değildi kesinlikle. Söylenmek de değildi. O an, benden bir yaş büyük olana, sırf eli daha yatkın diye saygımdandı pusuşum. Hakkı, hak sahibine teslim edişi öğrendiğim ilk tecrübe diyelim ya da. Beyaz tutkal tahta ...

Devamını Oku »

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat